• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -8 °C
  • İzmir 2 °C
  • Berlin 2 °C

Kürtlerle birlikte yaşam için son dönemeç mi?

Ergun Babahan

Abdullah Gül-Tayyip Erdoğan gerilimini anlatan Ahmet Sever’in kitabı elbette önemli ve üzerinde yazılması gerekiyor. Ancak Tel Abyad’da olanlar bir hükümetin kurulması veya koalisyon ortaklarının kim olacağından daha önemli. Gül’ün siyasete etkin bir şekilde dönmesi, bu bağlamda Kürt sorununun demokratik yollarla çözümü açısından kıymetli.

Son gelişmeler gösterdi ki, Abdullah Öcalan, İmralı’daki tecrit halinde bile dünya siyasetini, bölge gelişmelerini Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kadrolarından daha iyi okudu. Erdoğan, hesaplarını Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşmak için davasını bile satabileceği hesabı üzerine kurdu ve fena halde yanıldı.

Bugün Abdullah Öcalan, Kürt tarihine Kürt devletinin kurucusu olarak geçmek üzere, Erdoğan’ın kişisel tarihi ise hala yazılıyor ve sonu henüz belli değil.

Erdoğan son Washington ziyaretinde bizzat Başkan Obama’nın ağzından çıkan Suriye politikası uyarılarını doğru analiz edemedi. ABD, IŞİD’in ortaya çıkmasında pay sahibi olabilir, yanlış yapmış olabilir. NATO’nun söz sahibi, patronu olarak, Türkiye yöneticilerine IŞİD konusunda “One minute” dedi.

Ankara duymazdan geldi.

TÜRKİYE -İSRAİL DENGESİ

Erdoğan ve kadroları, Bağdat yönetiminin yanlış politikalarından faydalanıp Irak ve Suriye’nin bir bölümünü kapsayan Sünni bir devlet hayali peşindeydi. Kobane politikasının gerekçesi de buydu. Kürtler, Türkiye’ye göçe zorlanarak topraklarımızdaki Araplar bölgeye yerleştirilecekti. 

Böylece Irak Kürdistan’ı Sünni ittifak tarafından kuşatılacak, Lübnan, İsrail hatta İran baskı altına alınacaktı. Kişisel petrol ittifakları nedeniyle bağımsızlığını ilana teşvik edilen Irak Kürdistan’ı tehdit olmaktan çıkacaktı. 

Ancak Erdoğan bunu yaparken, başta İsrail olmak üzere bütün Batı medeniyetini hedef alan bir söylem de tutturmuştu. Erdoğan’ın elinin güçlenmesi Batı’nın bölgedeki gücünün azalması, İsrail’in varlığının tehlikeye girmesi ve enerji kaynakları konusunda ağırlığın Ankara’ya geçmesi demekti. 

MİT TIR’larıyla başlayan süreçte Türkiye’nin IŞİD’e silah desteği verdiği, militanlarına üs sağladığı ortaya çıktı. Sonunda Başkan Obama bunu geçen hafta resmen açıkladı da.

ÇÖZÜM ÇITASI YÜKSELİYOR... 

Tel Abyad’ın düşmesi, Türkiye’nin kurduğu oyun planının da çökmesi anlamına geliyor. Burada ortaya çıkan Kürt varlığı, IŞİD’in aksine kadını özgürleştiren, medeniyeti savunan bir yapı. Batı’nın magazin dergilerinde Kürt kadın savaşçılar hakkında çıkan makaleler de bunu güçlendirdi. 

Bugün itibariyle, Suriye’de Amerikan hava kuvvetleri tarafından korunan ve Suriye’deki süreç içinde bağımsızlığını kazanacak bir Kürt oluşumu var ve sizin Sünni yapı projeniz çökmüş durumda. 

Bugün gelinen noktada kurulacak olası bir koalisyon çözüm süreci karşıtlığı temelinde olacaksa, Türkiye’nin barış ve huzura kavuşması açık söyleyeyim hayal olur. Sürecin ancak filmini yaparsınız benzeri söylemler, Kürtleri daha da uzaklaştırır.

Tel Abyad’daki politika gerekli dersin hala alınmadığını gösteriyor. Bunun anlamı açık: Önümüzdeki dönemin daha sancılı, daha gerilimli olma ihtimali yüksek. Siz bekledikçe Kürtlerin çözüm çıtası yükselecektir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89