• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 0 °C

Kürtler’in yükselişi Erdoğan'ın düşüşü

Murat Aksoy

Türkiye’nin önce seçim, sonrasında koalisyon tartışmaları, Ortadoğu'da yaşananların önemini gözden kaçırmamıza yol açıyor. Erdoğan ve AKP’nin Arap Uyanışı’ndan sonra kapıldıkları “güç zehirlenmesi”, partinin demokrasi, laiklik, çoğulculuktan vazgeçip; mezhep kardeşliği üzerinden İslam Dünyası'nın liderliğine soyunmalarına yol açtı. Mısır'da başladıkları yolculuk Suriye'de son buldu. 

ESAT GİTSİN BİZİMKİLER GELSİN 

Erdoğan'ın Suriye'deki pozisyonu toplumsal taleplerin siyasallaşması olmadı.

Tek hedef, Esat gitsin, 'kardeşlerimiz iktidar olsun' oldu. Bunun için Erdoğan ve AKP, Suriye’de uluslararası toplumun meşru kabul ettiği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) dışında radikal unsurları aynı 'kardeşlik' politikası ile destekledi. 

Bu desteğin boyutlarını insani yardım adı adı altında Suriye'ye sevk edilenlerden öğrendik. Bu gruplar içinde yer alan IŞİD, bölgesel bir terör örgütü haline geldi. Sadece insanları değil tarihsel ve kültürel mirası da yok eden bir canavara dönüştü. Bu yüzden, Batı ve ABD için öncelik Esat değil IŞİD oldu. Batı, IŞİD'e karşı, somut olarak NATO'daki partneri AKP'nin iktidar olduğu Türkiye'yi değil Irak'ta Barzani, Suriye'de PYD'yi yani Kürtleri tercih etti. Çünkü IŞİD'e karşı yürütülen mücadelede AKP, 'olağan şüpheli' olarak oyun dışında tutuldu. Bugün sadece Irak'taki federal Kürdistan'dan değil Suriye'de Türkiye sınırına komşu 'de facto' Kürt teritoryal bir bölge söz konusudur.

Türkiye'nin Ortadoğu'da gelişen bu denkleme dahil olmasının koşulu 7 Haziran seçim sonuçlarıyla doğrudan bağlantılıdır. 

Seçim sonuçlarının verdiği, 'konuşun, uzlaşın ve birlikte çalışın' mesajının bu açıdan iyi okunmasında fayda var. 

HDP'Yİ TÜRKİYELİLEŞTİRMEK 

Ortadoğu'da Türkiye'ye rağmen yaşanan gelişmelere müdahil olmasının ilk koşulu mevcut dış politikadan tamamen vazgeçmekse ikinci koşulu da Türkiye'deki Kürtleri siyasal olarak Türkiyelileşme çabasına destek vermektir. 

Bu açıdan MHP’nin, HDP’li koalisyon seçeneklerine yolu kapaması gerçeklikle bağı kopmuş bir pozisyondur. 

Bunun içindir ki, Türkiye’nin içeride normalleşme, demokratikleşme ve özgürleşmeyi, dış politikadaki barışçı ve arabulucu politikayı izlemesi zorunludur. 

Bunun içindir ki, HDP'nin siyaseten dışlanması değil Türkiye'nin normalleşmesinin parçası haline getirilmesi zorunludur. Bu hem Kürt sorunun çözülmesi hem de Türkiye'nin Ortadoğu'da aktör olabilmesinin koşullarından birisidir.

Türkiye’de hangi koalisyon olursa olsun önceliği, iç politikanın normalleşmesiyle birlikte dış politikada da 'mezhepçi kardeşlik' hayallerinden kurtulup AB ve evrensel değerler ipine sarılmak olmalıdır. Bu da ancak birbiriyle konuşabilenlerin koalisyonu ya da Erdoğan vesayetine mesafe alan bir AKP’li koalisyonla mümkün.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89