• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin 2 °C

Kürtlerin bayramı ne zaman?

Reyhan Yalçındağ

Adalet, bazı halkların yanına uğramamış asırlardır. Bir bakıyorsunuz bazı halkların payına hep kan, gözyaşı, yıkım, savaş, soykırım düşmüş; evlatlar anne-babalarını gömeceğine; anne-babalar, evlatlarını gömmüş hep.

Şimdi de bir bayram günündeyiz yine; Rojava’ya ölüm yağıyor. Kendisine Müslüman diyen El-Nusra garabeti, yani her türlü insanlık dışı yöntemi kameralar önünde uygulayıp dünyaya servis etmekten beis duymayan çeteler, çete artıkları, vs. kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla direnen Rojava’ya ölüm yağdırıyor. Üstelik dahası var; bir telefon konuşmasından şüphelendi diye El Kaide saldırılarına önlem olarak günlerdir onlarca elçilik kapısına kilit vuran Amerika da AB de, diğer Müslüman devletler de bu katliama ve vahşete karşı son derece kayıtsız ve duyarsız. İşte o nedenle Kürtler, belki de dünyanın kendisinden; kendi özgücünden başka hiçbir dayanağı olmayan ender halklardan. O nedenledir ki, Sevgili Apê Musa’nın da dediği gibi, yüzyıllardır Kürde kalan hep direnmek olmuştur: “direnmek kalırdı Kürde; yaşamanın bir başka adı da direnmektir!”

YPG’nin Ramazan ayında ateşkes ilan etmesine rağmen çetelerin sivil katliamları dur durak bilmedi; doçkalar, tanklar bir halkın topyekün imhaya soyunmuş. Ama unuttukları bir şey var: Kürtler asla ve asla geçen yüzyılın başındaki eski Kürtler değildir. Bu halk, evet, çok iç ve dış ihanet gördü; çokça uluslararası komplolara da maruz kaldı; ama özgürlük davasından asla ve asla vazgeçmedi. 1639’dan bu yana hep kendi öz vatanlarının başka işgalci güçlerce bölünmesine maruz kalan Kürtler artık özgürlüğe giden yolun hem direnmekten ve hem de ulusal birlikten geçtiğinin farkında. Milyonlarca Kürt, o nedenle önümüzdeki günlerde Güney Kürdistan’da gerçekleşecek Kürt Ulusal Kongresinden büyük heyecan duymakta. O nedenledir ki 3.900 köy yakılıp zorla boşaltılırken, kadınlar gözaltı merkezlerinde tecavüze uğrarken, binlerce insan sokak ortasında katledilirken suskun kalan egemen devletler; bugün de Rojava’da insanlık suçuna karşı sessiz ve dolayısıyla da bu suça “ortak”lar.

Ama şu da unutulmasın: şair Adnan Yücel’in dediği gibi; “bugünlerden geriye bir yarına gidenler kalır; bir de yarınlar adına direnenler!“. Kürtler kimsenin toprağını işgal etmedi; hiçbir halka karşı asimilasyon suçunu da işlemedi. Sadece kendi onurunu korumanın peşinde. Bu nedenle yarına kalacak olanlar dünyanın mazlum halkları ve de onların dostlarıdır!

Hukuk Devleti!

Ergenekon davasında açıklanan karar sonrası çok şey yazılıp çizildi ama, 90’larda Kürdistan’da her türlü insanlık suçunu işleyen aynı faillerin suç şecerelerine nedense bunlar yazılmadı; ne iddianamede bahsedildi ne de binlerce delile rağmen bu suçlardan cezalar verildi! Bir de bugün Hükümet sözcüsü H.Çelik’in açıklamasına bir bakın! Neymiş efendim, birilerinin ceza aldılar diye üzüldüğü bu insanlar tutuklandıklarından beridir bu ülkede faili meçhul cinayet işlenmiyormuş! Sanırsınız, devlet içi karanlık hukuk dışı çeteler, bu suçlardan dolayı da yargılanmış! Ve yine sanırsınız ki aynı AKP döneminde Roboskî’de 34 can savaş uçaklarıyla bombalanmamış; Uğur Kaymazlar, Ceylan Önkollar, Enes Atalar, Abdullah Duranlar (ve daha yüzlerce çocuk) devlet tarafından katledilmemiş! Listeye bir de toplumsal olaylardaki müdahalelerde yaşanan cinayetleri de ekleyin; kırmızı ışıkta durmadı diye polislerce sokak ortasında katledilenleri, Gezi’de sokak ortasında öldürülenleri, Kürt gençleri Şerzan’ı, Aydın’ı, Halil İbrahim’i, Medeni’yi ve diğer yüzlercesini ekleyin!

Hizbul-kontra, kontrgerilla, JİTEM, özel tim, özel harekat, Susurluk, vs ne derseniz deyin sonuçta bugün Ergenekon denilen bu yasadışı “pek derin” devlet, bu halka işlediği suçlardan dolayı yargılanmadı; ceza da almadı! Faili meçhul cinayetlerde yakınlarını yitirenlerin de A.Birdal gibi suikaste uğrayanların da, A.Türk, O.Baydemir, S.Tuncel gibi suikaste uğrayacakların da hiçbirinin davaya müdahillikleri de kabul edilmedi üstelik!

Dolayısıyla da bu yargılama, geçmişle yüzleşme yargılaması değildir. Adaletin tecellisi hiç değildir. Son derece eksiktir. Bu karar, Türkiye’nin son 30 yılını yok sayan; sadece AKP sonrası Hükümete yönelik suçların görüldüğü bir davadır. Askeri darbelerden ve vesayetten en çok çekmiş bir ülkede tabii ki darbe girişimlerinin tüm detaylarıyla açığa çıkması ve gerekli yargılamaların yapılması elzemdir; ancak bu diğer insanlık suçlarının gözardı edileceği anlamına gelmez! Dolayısıyla AKP’nin Ergekon’da verilen karar sonrası onlarla işi bitmiş olabilir. Ama bizim bitmedi: Levent Ersöz, Silopi’deki kayıpların, Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in katilidir.

JİTEM’in kurucusu olduğunu böbürlene böbürlenen anlatan Albay Arif Doğan, yüzlerce sivil Kürt köylüsünün ölümünden ve ceset kuyularından sorumludur.

Fikri Karadağ da, diğerleri de diğerleri de… üstelik 20 yıldır süren mücadelemiz sonucu açtırabildiğimiz ve aynı zamanda 205 asker sanıklı tecavüz dosyasının da sanığı olan Musa Çitil örneğin bugün askeriyede en üstlerde görevde ve tek bir gün bile tutuklu kalmadı. Mardin’de görülen dava 2. celsede Çorum’a nakledildi; zaten birkaç ay sonra da zamanaşıma uğrar!

O nedenle kimse bize naval okumasın; biz hakikatın ve gerçeklerle yüzleşmenin ne olduğunu çok iyi biliyoruz! Toplu mezarların, tecavüzlerin, bu coğrafyada insanlığa karşı işlenmiş binlerce suçun suçluları ortada ama henüz “yargılamaları da cezaları da” yok!

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89