• BIST 97.610
  • Altın 145,173
  • Dolar 3,5733
  • Euro 4,0106
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 15 °C

Kürtleri ne yapmalı?

Muzaffer Ayata

Kürtleri ne yapacaklarına Türk egemenleri ve siyasi çevreleri artık karar vermeli. Şaki, eşkıya, terörist olarak Kürtler doksan yıldır tanımlandılar. Katliam, sürgün, yok sayma ve asimilasyon Kürtler için olağan bir kader olarak görüldü. Kürtler Türk olacaktı. Başka bir arayışa girenleri öldürmek, hapishane, sürgüne yollamak gayet olağandı. Kürtlerle ilgili istedikleri kararı almak Ankara’dakilerin doğal hakkıydı.

Yirmi birinci yüzyıla girdik. Dünya değişti, Bölge ve Kürtler değişti ama Türkiye’de Kürtlerin kaderi değişmedi. Kürtlerin ne isteyip istemeyeceklerine, kimi lider kabul edip etmeyeceğine, hangi partiye destek vereceklerine yine Ankara karar vermek istiyor.

Psikolojik savaşta Ankara yöneticileri oldukça deneyimliler. Ayrıca bugüne kadar kara propaganda, inkar ve ırkçılık nedeniyle yargılanan, zarar gören kimse olmadı. Böyle olunca hep yargılanan ve suçlanan Kürtler oldu. Kürtler, Türk egemenlerinin üzerinde istedikleri gibi karar alabildikleri bir nesne durumuna düştüler. Bu politika ve uygulamalar o kadar olağanlaştı ki tüm yönetici, akademisyen ve aydın geçinenler de bunu sorgulama ihtiyacı görmediler.

Ne zaman bu yokedici politikalara Kürtler itiraz etmeye başladı, kiyamet koptu. Her türlü psikolojik savaş yöntemlerinden tutalım, en gelişmiş askeri teknikleri kullanmaya kadar işi vardırdılar. On binlercesini öldürdüler. Binlerce köylerini yaktılar. Faili meçhullere gittiler! Bütün bunlar yetmedi. Bugün de AKP eliyle bu politikaların tümü değişik düzeylerde uygulanıyor.

Türkiye’de hala geniş bir kesim bu ağır egemenlik ve ırkçı sistemin etkisinde sorunu tartışmaya devam ediyor. Kürtlerin kimi seçip seçmeyeceğine, kimi lider kabul edip etmeyeceğine kendileri karar vermek istiyorlar. Bu ırkçı ve egemenlikçi söylem bugün en fazla Erdoğan’ın dilinden dökülüyor. PKK ve BDP Kürtleri temsil etmiyormuş! Neden çünkü AKP Kürtlerin yarısının oyunu alıyormuş. Ayrıca PKK’nin baskısı ve korkusu olmasa BDP bu oyları da alamazmış! Bu basit psikolojik propaganda geniş bir aydın ve yazar kesimi tarafından da dile getiriliyor. Bunların önemli bir kısmi Erdoğan’ın yandaş ve yardakçıları olduğu biliniyor. Ancak bunların dışında hatta Kürtlerden karşı tarafa geçmiş bir kesim disinda da bu görüşler ciddi ciddi dillendiriliyor. Bu Kürtleri Türk egemenliğinin bir nesnesi olarak görmenin dışavurumu dışında birsey değil. Kürdistan’da yüzbinlerce asker ve polis konumlanmış. Tüm ekonomik olanaklar ve devlet aygıtı hükümetlerin elinde ağır bir baskıyla işler halde. Eğer Kürdistan’da bu kadar asker ve polis, hapishane, yargı sistemi kısacası devlet egemenliği olmazsa, acaba AKP Kürtlerden oy alabilecek mi?

Unutmayalım, eskiden CHP, AP dönemlerinde bu partiler Kürtlerin oylarının yüzde yüzünü alırlardı. Bu Kürtlerin Türklüğü benimsediği, kendisine ait parti ve önderlik istemediği anlamına mı gelir? Bu apaçık Kürtlerin Türk egemenlik sitemine mahkum edildiğini ve kendi adına bir girişimde bulunamadığını anlatır. Şimdi Kürtler ırkçılığı ve Türk egemenliğini geriletebildiği oranda kendisine siyaset ve yaşam alanı açıyor. Bunu Türk egemenlerinin bir bağıymış gibi ele almak tarihi ve gerceği çarpıtmak dışında bir şey ifade etmez. Türk egemenliğinin ve baskı aygıtlarının varolabildiği kadar Kürtlerin bir kısmını devlet elinde tutabiliyor.

Eğer devleti yönetenler Kürt halkının Türk egemenliğine hayran olduğunu, Kürt lider ve partileri benimsemediğini düşünüyorlarsa, buyursunlar bir referanduma gitsinler. Bu ayni zamanda demokratik bir yoldur. Gelin demokratik yöntemleri kullanalım. Çatışma ve ölümleri devreden çıkaralım. Türkiye’yi yönetenler bu demokratik yol ve yöntemlere varlar mı?

Bazı isimleri yazılarımıza almak istemiyoruz. Çünkü özel savaş piyasasında değer kazanıyorlar! Hepimizin az çok tanıdığı birileri Taraf gazetesine gittiler. Sayın Ahmet Altan da bunlara önem verdi. Bu şahıslardan birisi kendisini çok aşan bir noktaya geldi. Onun öyle sistematik olarak Kürt hareketlerini hedefleyecek beyin ve yürek gücüne sahip olamadığını iyi biliyoruz. Kim ona öyle bir görev verdi bilmiyoruz. Bunlar zamanla anlaşılacak. Ayrıca bu şahsın öyle sayın Altan’la atıçacak çapta olmadığını da biliyoruz. İşini başka yerde sağlama bağlamasa bunu yapması mükün değildir. Böyleleri Kürtlerde çok. Üç gün önce birisi Kılıçdaroğlu’na nasıl sen Kürtleri, PKK’yi Filistinlilerle bir tutarsın diye sorguya çekiyordu. Rayberlerin damarı güçlüdür. Bu ucubeler Kürtlerde bitmez. Ama Altan gibi bir birikimi temsil edenlerin şuna dikkat etmesi gerek. Kürt hareketinin artıklarıyla Türkiye’de demokrasi geliştirilemez. Dev gibi hareketlerini ve kitlesini terk edenler ancak bir yerlere sığıntı olabilirler. Dik bir duruşun sahipliğini bunlardan beklememek gerek

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89