• BIST 106.404
  • Altın 146,968
  • Dolar 3,4891
  • Euro 4,1811
  • İstanbul 28 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Ankara 35 °C
  • İzmir 36 °C
  • Berlin 16 °C

Kürtleri 'malzeme' olarak görenler

Oral Çalışlar

Hükümetin ağırdan alması, Öcalan'ın 'yetti artık' anlamına gelen açıklamaları, Türkiye'yi yeniden bir çatışma ortamına sokabilir mi?

Eski gazete sayfalarını karıştırıyorum... ‘Çözüm süreci’, bazı köşe yazarlarına ve bazı yorumculara göre neredeyse hep ‘baştan bitik’ bir projeydi. Öcalan, geçen yılki Newroz kutlamaları sırasında, “Silahlı mücadele dönemi sona ermiştir” çağrısını yaptığında, bunu duymak ve görmek istemediler. 

Öcalan’ın söylediğinin bir gerçekliğe dönüştüğünü gördüklerinde ise “Kandil onu dinlemez” tefrikaları başladı. Umdukları olmadı. PKK, Öcalan’ın yaptığı çağrılara karşılık verdi ve ‘silahlı mücadelenin sona erdiğini’, bir gerçeklik olarak uygulamaya başladı.

30 yıllık bir savaşın ardından, böylesine bir yola girileceği, girilebileceği, ‘pek kolay adapte olunabilir’ bir durum değil. “Nasıl olsa, bir yerden bir çatışma patlak verir” beklentisi, özellikle Kürtlerin barış çizgisini içine sindiremeyenler açısından, bir ‘umut’ oluşturmaya devam ediyor.

17 Aralık Operasyonları sonrası, yine benzer beklenti içinde olanlar, yüzlerini, ‘Öcalan-Kandil-BDP kesimi’ne çevirdiler. Manevi baskı yaptılar, hakaretlerde bulundular. Bu baskıyı sürdürüyorlar. Tabii, çabaların bununla sınırlı kalmadığı da bir gerçek. Kürtlerden gelen her çıkış, “Bak çözüm süreci bitiyor işte” umudunu canlı tutmalarına vesile olabiliyor. 

‘Heyecan’ları hiç bitmedi, bitmiyor. Son olarak, Öcalan’la görüşmeye giden BDP heyetinin yaptığı açıklamalar, onlar için yeni bir ışık olarak algılandı. “Bak şimdi süreç bitiyor” demeyi sürdürmeleri için bir fırsat çıktı. 

Daha öte şeyler de oldu... Selahattin Demirtaş’ın, “Kürt halkı artık kendisini yönetme aşamasına geldi. Seçimden sonra sadece fuar ya da kültür merkezi inşa etmeyeceğiz. Asıl inşa edilecek şey demokratik özerkliktir. Bu halk artık kendisini yönetme aşamasına geldi. Muhtarlar, mahalle meclisleri vs. Anadilimizde, lehçelerde Arapça, Ermenice, Süryanice hizmet alma noktasına geldi” sözleri, hemen şu şekilde servis edildi: “BDP seçimden sonra demokratik özerklik ilan edecek.” 

Demirtaş’ın ne söylediği açık: “Demokratik özerkliği inşa edeceğiz, anadilimizde eğitim yapacağız, artık devleti beklemeyeceğiz” mesajını veriyor. 

BDP’nin söylediği şey, ‘Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Sözleşmesi’nin çok ötesinde bir içeriğe sahip değil. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini, yerel kültür ve dillerin korunup geliştirilmesini temel alıyorlar. 

Kürtler hak istiyor

Kürtler, kimlik hakları konusundaki ısrarlarıyla Türkiye’nin çoksesli ve çokkültürlü bir demokrasiye yönelmesi konusunda bir basınç yaratıyorlar. Türkiye’nin bütününde bir ‘demokratikleşme zemini’ oluşabilmesine katkı sağlıyorlar.

Hükümetin meseleyi yeterince dinamik ve ‘çözümü geliştirici’ bir şekilde ele almaması, kaçınılmaz olarak, beklenti içindeki Kürtleri öfkelendiriyor. Öcalan, kendisiyle derinlemesine bir müzakereye hazır olmayan Ak Parti’nin politikalarına kızıyor. Sert ifadeler kullanıyor. Bütün bu gerginlikler, ‘çözüm süreci’nin bozulması anlamına gelebilir mi? Hükümetin ağırdan alması, Öcalan’ın ‘yetti artık’ anlamına gelen açıklamaları, Türkiye’yi yeniden bir çatışma ortamına sokabilir mi? 

Soruyu şöyle de formüle edebiliriz: 17 Aralık Operasyonu’yla hükümeti devirmeyi, ya da Erdoğan’ı koltuğundan etmeyi kafalarına koymuş olan ‘paralel yapı’ ve onunla aynı paralelde tepkiler veren, muhalefet ve bazı uluslararası güçler; ‘Kürt sorunu’nu kaşımayı ve buradan bir ‘yol açmayı’ deneyebilirler mi

Her yolu deneyen, gözü kara bir ‘operasyon’ mantığıyla hareket edenler, hedeflerine ulaşmak için Kürt sorununu da kullanılabilecek bir ‘malzeme’ olarak görüyorlar. 

Şimdilik, Öcalan’ın, Kandil’in ve de hükümetin tutumu; bunlara meydan vermeyecek kadar istikrarlı bir görüntü çizdi. Seçim ortamını bir şiddet ortamına çevirmeme konusunda dikkatli davranılıyor. 

Ancak günümüzdeki ‘vahşi yok etme kavgası’nı Kürt bölgelerine sıçratmak isteyenler olabileceği gerçeğini, göz ardı etmemeli.

Bu tehlikeyi ciddiye almalıyız.

  • Yorumlar 5
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89