• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 22 °C

Kürtlere mini paket

Etyen Mahçupyan

Hani bayramlarda çocuklara dağıtılan, içinde şeker, çikolata, gofret, sakız bulunan paketler vardır.

Çeşitliliği hoşunuza gider ama şöyle doyurucu, tatmin edici ve akılda kalıcı bir tat da bulamazsınız ve beklenti içinde bir sonraki paket alma fırsatını beklersiniz. Hükümetin demokratikleşme paketi de Kürtler ve özellikle Kürt siyaseti yandaşları için böyle bir anlam ifade ediyor. Kimse atılan adımları kendi içinde beğenmezlik etmeyecektir. Farklı lehçelerde propaganda yasağının kalkması hem siyaseti rahatlatacak, hem de BDP’li siyasetçilerin mevcut fezlekelerini kadük edecek. Siyasi partilere devlet yardımı için asgari sınırın yüzde 3’e inmesi yine esas olarak BDP’nin kaynaklarını genişletecek. Köy isimlerinin değiştirilmesi, il ve ilçe isimlerinin değişmesine de olumlu bakıldığının şimdiden söylenmesi, Kürtlerin kültürel coğrafyasının sembolik anlamda iadesi demek. Benzer şekilde q, w, ve x harflerinin ‘özgürleşmesi’ de Kürtçenin yazılan bir dil olarak görünürlüğünü artıracak ve kimliğin kamusal alana yerleşmesini sağlayacak. Özel okullarda ana dilde eğitimin serbest hale gelmesiyle birlikte geri dönüşü mümkün olmayan bir yola girilecek, muhtemelen birkaç yıllık bir geçiş döneminin ardından ana dilde eğitimi bölgedeki devlet okullarında da göreceğiz. Nihayet iyice gülünç hale gelmiş olan andımızın kalkmasını da esas olarak Kürtlere yapılmış bir jest olarak görmek gerek, çünkü bundan en fazla ‘yaralananlar’ onlardı.

Eğer demagoji yapmıyorsa hiçbir Kürt bu adımların yararsız ve anlamsız olduğunu söylemeyecektir. Ama Kürtlerin önemli bir kısmı da bu yapılanları bir bayram paketinden çıkan küçük şeker ve sakızlara benzetecektir. Çünkü Kürtler için önemli olan çözüm sürecinin ilerlemesi ve bu yol tek taraflı iyileştirmelerle yürünebilir değil. Çözümün bir müzakereye muhtaç olduğunu varsaydığınız anda, beklentiniz de söz konusu müzakereyi mümkün kılan adımların atılması olacaktır. O nedenle Kürt siyasetinin seslendirdiği iki koşul hiç de yabana atılabilir değil: KCK tutukluları içinde hak ve özgürlüklerin ihlalini ima eden şekilde alıkonanların serbest kalması ve Öcalan’ın hareket alanının genişlemesi. Kürt siyasetinin algısı içinden bakıldığında, ancak bu tür adımlar hükümetin gerçekten de çözüme hazır olduğunu söyleyecek. Öte yandan bu tür adımlar atılmadığı durumda, örneğin yeni karakol ve baraj yapımı, veya koruculuğun sürdürülmesinin anlamı da doğal olarak son derece olumsuz olacaktır.

Ancak Kürt siyaseti açısından bakıldığında ortada daha da temel bir sorun var: Hükümetin çözüme ilişkin zaman algısı fazlasıyla geniş ama mekânsal değerlendirmesi fazlasıyla dar. Hükümet bu sorunun yıllar içinde siyaset bağlamında çözüleceğini ve bir demokratik ilerleme meselesi olduğunu düşünüyor. Oysa Kürt siyaseti çözümü Ortadoğu’daki gelişmelerden bağımsız görmediği ölçüde, önüne çıkan imkanları da, Türkiye’nin dış politikasını da Kürt meselesinin içinde algılıyor. Bu da çözümün ancak kısa bir vadede gerçekleşebileceğini, aksi halde elden kaçabileceğini söylüyor. Dolayısıyla AKP bu paketle birlikte ‘yeniden bütünleşiyoruz’ mesajı verdiğini varsayarken, Kürtlerin içinde konuya stratejik bakanlar, radikal adımlar atılmadığı takdirde ‘bölünmenin’ yakın olabileceği duygusunu yaşıyorlar.

Çözüm için her iki siyasi aktörün iradesine ve her iki tarafın toplumsal desteğine ihtiyaç var. Öte yandan her iki tarafta da ortak bir duygu yaşanıyor: Muhatabımız olayı anlamıyor ve basite indirgiyor! Kürt siyaseti açısından bakıldığında, AKP’nin çözümü salt bir iç siyaset ve demokratik ilerleme bağlamında görmesi bir tür körlük… Ama hükümet açısından da, Kürt siyasetinin Türkiye’de devleti, direnci ve zihniyeti yok sayan şekilde beklentiler üretmesi bir başka körlük… Bu ‘farklı dünyalar’ bugün çözümü engelleyen bir psikolojik yabancılaşma üretmiş durumda. Her iki taraf da diğeri hakkında çoğunlukla yanlış, temelsiz ama kendi bakışı açısından ‘akla yakın’ gelen kabullere ve yargılara sahip. Bu durumun aşılmasının yolu gerçek anlamda konuşmaktan geçiyor. PKK Kürtleri bir bütün olarak temsil etmiyor. Ama Kürtlerin neredeyse bütünü bu olayın PKK ile konuşarak çözülmesini istiyor, çünkü örgüt ne bir anda değişecek ne de buharlaşacak. Aksine daha çok uzun yıllar siyasetin parçası olacak…

Demokratikleşme paketi Kürtler açısından olumlu. Bunu kimse yadsıyamaz. Ama çözüm buna paralel bir başka stratejiyi, güven sağlayıcı bir dil, tutum alma ve adım atma kararlılığını gerektiriyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89