• BIST 89.603
  • Altın 146,133
  • Dolar 3,6103
  • Euro 3,9292
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 16 °C

Kürtlere husumet Türkiye'ye yaramaz

Şahin Alpay

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her fırsatta söylüyor: “Kürt ayrı, PKK ayrı. PKK Kürtleri temsil etmez. Kürt sorunu ayrı, terör sorunu ayrıdır.” Doğrudur. Türkiye Kürtlerinin en az yarısı, PKK şiddetinin karşısında.

 PKK'nın en kıymetli evlatlarının öldürülmesine, köylerinin yakılıp yıkılmasına, yurtlarının insansızlaştırılmasına neden olduğunu düşünen Kürtler az değil. PKK şiddetinin Kürt taleplerinin terörizmle özdeşleştirilmesine yol açarak kimlik taleplerinin karşılanmasına engel olduğunu düşünenler de öyle. Kürtler arasında PKK'nın derin devlet tarafından kurdurulduğuna inananlar dahi var. Bütün bunlar doğru.

Ne var ki, bunlar gerçeğin yarısı. Kürtlerin en az yarısı da tam tersini düşünüyor. Ankara'nın onyıllarca izlediği Kürtleri yok sayma; asimilasyona tabi tutma; taleplerini baskı, yasak ve şiddetle bastırma, demokratik yollardan dile getirmelerine izin vermeme politikalarının PKK'nın silahlı isyanına yol açtığına inanıyor. Kısmen de olsa kimlik taleplerinin karşılanmaya başlamasının, Kürt taleplerini programlarının merkezine yerleştiren siyasi partilerin kurulmasının, belediyeleri kazanmasının, parlamentoya girmesinin PKK'nın silahlı direnişi sayesinde mümkün olduğu kanısını paylaşıyor. Öldürerek çözümde ısrar edildikçe, Türkiye'den duygusal kopuş yaşıyor. Bu da gerçeğin öteki yarısı.

Kürtler arasındaki bu belirgin ayrımı ortadan kaldırmak, herkesten önce Türkiye'yi yönetenlerin sorumluluğu. Bunu başarmak da kesinlikle mümkün. Zira Kürtlerin PKK'ya karşı olanları dahi, kimlik hakları tanınmadığı, öldürerek çözümde ısrar edildiği sürece ülkenin huzur bulamayacağını, bütünlüğünü koruyamayacağını görüyor. Zaman içinde zikzaklar çizdiyse de, Kürtler arasındaki ayrımı gidermenin mümkün olduğunu gören ilk iktidar da AKP oldu. İzlediği siyasi çözüm politikaları sayesinde, Kürt kimliğinin tanınması yolunda azımsanmayacak ilerlemeler kaydedildi. Kürt taleplerinin programının merkezine yerleştiren partiler parlamentoda temsil edilir oldu. Irak Kürtleriyle dostluk ve yakınlaşma sağlandı. Barış görüşmeleri, PKK lideri Öcalan'ın 2013 Nevruz'unda, silahlı mücadele döneminin geride kaldığını ilan etmesine kadar ilerledi. Ne yazık ki, başında fiilen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bulunduğu AKP iktidarı, geçen bahar aylarında görüşme masasını devirdi. Sonuçta çatışmalar tırmandı, dağlardan şehirlere indi. Kürtler arasında “duygusal kopuş” hiç olmadığı kadar güçlendi.

Niye böyle oldu? Bu soruyu cevaplarken akılda tutulması gereken hususlardan biri şu: En azından çok partili düzene geçişten bu yana Ankara'da Kürtlere yönelik iki politika seçeneği arasında mücadele yaşandığına tanık oluyoruz. Bir yanda askerlerin ağırlıkta olduğu, Kürt kimliğini baskı, yasak ve şiddetle bastırma, Kürt sorununa askeri çözüm arayışı ile öte yanda sivil siyasilerin ağırlıkta olduğu, sorunu konuşarak, uzlaşarak, siyaseten çözme arayışı var. AKP iktidarı, siyasi çözümde hayli yol aldıktan sonra bir U dönüşüyle tekrar askeri çözüme yöneldi.

Niye? Kimine göre AKP yönetimi, 17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının örtbas edilmesiyle iktidarının sallandığını görünce, askeri vesayet-askeri çözüm yanlılarıyla ittifak arayışına girdi. Kimilerine göre de HDP lideri Selahattin Demirtaş'ın “Seni başkan yaptırmayacağız!” diyerek Erdoğan'ın “Türk biçimi” başkanlık emeline set çekmesi buna sebep oldu.

Değişmeyen bir gerçek var: İçte ve dışta Kürtlerle demokratik ilkeler temelinde barış ve dostluk politikası Türkiye açısından stratejik bir zorunluluk. Aksi takdirde Türkiye huzur ve istikrar bulamaz, bütünlüğünü koruyamaz. Askeri çözüm içeride Kürtlerin artan bir bölümünü “duygusal kopuş”a götürürken, dışarıda kendilerine başka dostlar aramalarına yol açıyor. Ankara'nın Suriye'deki PYD'ye yönelik husumet politikası bunun güncel örneği değil mi?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89