• BIST 108.052
  • Altın 143,033
  • Dolar 3,5299
  • Euro 4,1310
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 19 °C

Kürtlerde erken doğan laik-dindar çatışması

Kurtuluş Tayiz

Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nde olaylar devam ederken aklıma yakın zaman önce Aysel Tuğluk’un bir gazeteye yazdığı şu sözler geldi: “Bölgede tarikatlar, radikal dinci gruplar oluşmamışsa, PKK ve Öcalan sayesindedir. PKK laikliğin güvencesidir.”

PKK’nın bölgede “laikliği koruma” gibi bir siyasi misyon üstleneceğini aslında pek sanmıyorum. Türk tecrübesinin ne kadar sorunlu olduğunun onlar da farkında.
Arap Baharı’nın etkisiyle etrafımızdaki laik diktatörlüklerin nasıl bir bir yıkılıp tarihe karıştığını herkes gibi onlar da görüp izliyor. Bu yüzden PKK’nın bölgede klasik bir Türk tipi laiklik modelini kopya edeceğini düşünmüyorum.

Ancak tarihi istediğimiz gibi yapma şansına da sahip değiliz. Verili koşullar, siyasi gelenek ve alışkanlıklar bazen başka türlüsüne imkân vermeyebilir. Kürt hareketi teoride savunmadığı bir siyasal sistemi bölgede inşa etmeye de kalkabilir. Bunu daha çok siyasi ve sosyolojik dinamikler belirleyecek.

Dicle Üniversitesi’ndeki çatışmalara dönersek. Olayların nedenine ilişkin değişik iddialar var. Ama konuya vâkıf olabilecek bir isim olarak BDP lideri Selahattin Demirtaş’ın görüşleri daha açıklayıcı ve objektif görünüyor. Demirtaş olayların, Kutlu Doğum Haftası nedeniyle etkinlik düzenlemek isteyen dindar öğrencilere yapılan müdahale üzerine başladığını söylüyor. Dışarıdan müdahale nedeniyle de çatışmalar büyümüş.

Bölgedeki sivil toplum kuruluşu temsilcileri ise Dicle Üniversitesi’nde yıllardır böyle bir çatışmanın yaşanmadığına dikkat çekerek, barış sürecine yönelik provokatif bir müdahaleden kuşkulandıklarını dile getirdiler.

Provokasyon iddialarını dışlamamak kaydıyla bu olayı “olduğu gibi” görüp değerlendirmekten yanayım. Dicle Üniversitesi’ndeki çatışmalar bana Kürtler arasında erken doğan laik-dindar çatışması gibi geliyor. Olayların bir tarafında PKK merkezli Kürt hareketine yakınlık duyan öğrenciler bulunuyor, diğer tarafında ise Hizbullah ya da başka İslami gruplara yakınlık besleyen dindar öğrenciler var. Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında afiş asmak isteyen öğrencilere “yurtsever” olarak nitelenen öğrencilerin müdahalesi üzerine olaylar başlıyor. Karşı taraf da daha şiddetli bir tepki vererek olayları çatışmaya dönüştürüyor.

Kürt coğrafyası tek parçalı olmadığına göre siyasal kutuplaşma ve çatışmalar da aslında olağan. Dışarıdan başkaca bir müdahale olmadan da karşıt siyasi görüşler birbiriyle çatışabilir. Fakat karşılaştığımız her yeni olayda olduğu gibi bu kez de o ünlü komplo teorisi sorulmaya başlandı: “Neden şimdi?”

Hizbullah’ın kirli geçmişi (1990’larda Ergenekon bağlantılı JİTEM tetikçiliği yapmaları) şüpheleri ve komplo teorilerini beslemeye yarıyor. Ancak buradan hareketle de bütün bir Kürt İslami hareketi, Hizbullah bağlantısıyla ötekileştiriliyor.

Diyarbakır’daki çatışmalar, bence laik Kürt hareketinin, barış sürecinin etkisiyle görünür olmak isteyen İslami Kürt hareketine şiddetli tepki göstermesinden kaynaklanıyor.
Yeni bir döneme girildi; sadece PKK merkezli Kürt siyasi hareketi değil, İslamcı Kürtler de bu yeni sürecin farkında. Kürt dindarlar siyasi varlıklarını gösterebilecek koşulların oluştuğunu düşünerek sivil çalışmalara hız verdiler. Bu yılki Kutlu Doğum Haftası da İslamcı Kürt hareketi için büyük bir önem taşıyordu. Siyasi bir çıkış yakalamak istiyorlardı. Böyle davranmalarının nedeni silahlı mücadele döneminin bitmesi ve PKK’nın bölgede yasallaşarak kurumlaşma evresine girmesidir. Bu bir nevi kendileri açısından tehlike çanlarının çalması anlamına geliyor. PKK/BDP bölgedeki etkinlik alanını hızla genişletirken, onlar da bu alanlarda varlık kurmaya yöneldiler.

Yılların koşullanmışlığıyla Kürt sokağı tahammülsüz, agresif ve ötekileştirici bir siyasi havayı soluyor. Bu, Kürt hareketinin otoriter ve tek merkezli siyasal yapılanmasından kaynaklanıyor.
Gerçi Kürt siyasiler, İslamcılarla uzlaşma mesajları vermeyi sürdürüyorlar. BDP’den gelen mesajlar son derece olgun gözüküyor. Bu mesajlar Kürtler arasındaki laik-dindar çatışmasının büyümesini önleyebilir ancak tek başına yeterli değildir; bunun için, PKK-BDP merkezli Kürt hareketinin hızla demokratik ve çoğulcu bir siyasal yapıya dönüşmesi gerekir.

  • Yorumlar 6
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89