• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 4 °C

Kürtler ve koalisyonlar

Amberin Zaman

Ankara’da koalisyon tartışmaları sürerken hükümet çalışmalarını yakından ilgilendiren ve bir bakıma kaderini belirleyecek bir dizi gelişme Suriye sınırında cereyan ediyor. Son birkaç haftadır PKK’nin Suriye kolu olarak anılan YPG güçleri, iki koldan IŞİD kontrolünde bulunan Tel Abyad kentine doğru ilerliyor.

Tel Abyad “Rojava” diye adlandırılan Kürt bölgesinin geleceği açısından kritik öneme sahip. Zira Rojava’yı oluşturan doğudaki Cizire kantonu ile batıdaki Kobane kantonun arasına saplanmış bir hançer gibi duruyor. Eğer Tel Abyad YPG’nin eline geçerse iki kanton birbirine coğrafi olarak bağlanmış olacak. Kobane bir daha kolayca kuşatılamayacak. Cizre’den Suruç’a uzanan YPG denetiminde bir kuşak oluşmuş olacak. Suriyeli Kürtler bu zincire Kilis’in karşısında bulunan üçüncü ve son Rojava kantonu, Afrin’i de eklemek isteyecektir.

YPG tüm bu operasyonları Özgür Suriye Ordusu’na bağlı güçlerle birlikte yürütüyor. Ancak geçen ekim ayından beri yeni bir müttefiki var: Amerika Birleşik Devletleri. Kobane’de başlayan IŞİD’e karşı bu işbirliği tam gaz devam ediyor. Tel Abyad, koalisyon uçaklarının IŞİD mevzilerine yağdırdıkları bombalar sayesinde, düşmek üzere.

ABD’li komutanlar YPG’nin IŞİD karşında sergilediği performanstan acayip memnunlar. NATO müttefikleri ise Türkiye’den pek memnun değiller. Türkiye’nin IŞİD’e karşı mücadeledeki isteksiz tavrı geride bıraktığımız günlerde Başkan Obama tarafından da dillendirildi. Almanya’da bulunun Obama IŞİD’e katılan yabancı savaşçıların Türkiye üzerinden geçişlerini engellemekte yetersiz kaldığını ifade etti. Ankara’yı dünya kamuoyu önünde uyardı.

Buradan hareketle Pentagon’un YPG’ye daha fazla silah yardımı için Obama üzerinde baskıları yoğunlaştıracağını rahatlıkla öngörebiliriz. Hattâ “sorun” hâline gelen Ankara’yı tümüyle bypass etmek isteyeceklerini de. Bunun için de Iraklı Kürtleri devreye sokmaları gerekiyor.

Ancak bu hiç de kolay değil. Çünkü Barzani ile PKK/ YPG arasındaki rekabet gittikçe kızışıyor. Ancak diyelim ki başardılar, Ankara ile Washington’un arası daha da gerginleşecektir. Türkiye daha da yalnızlaşacaktır. Bunu aşmanın tek yolu: 1. Rojava’yı İmralı ve barış süreci üzerinde bir manivela olmaktan çıkartmak. 2. YPG dâhil, koalisyon güçlerinin yanında yer alarak IŞİD’e karşı net tavır koymak. 3. İncirlik üssünü IŞİD’e karşı operasyonlarda kullanılmak üzere ivedilikle açmak.

Tüm bunların hükümet kurma çabalarıyla ilgisine gelince… Son yazımda MHP’nin AK Parti’yle koalisyona girdiği takdirde, dünyanın sonu olmayacağını, zira MHP’nin de PKK’yla savaşı yeniden göze alamayacağını savunmuştum. Çünkü seçmen HDP’yi baraj üzerine taşıyarak başkanlık sistemine “hayır” derken barışa da kocaman bir “evet” dedi. Ancak seçim sonuçlarının estirdiği ilk heyecanla Rojava faktörünü gözardı etmiştim. MHP, IŞİD’e karşı dahi olsa YPG ile işbirliği kesinlikle reddedecektir. Bu da dediğimiz gibi ABD ile ilişkilerimizi zora sokacaktır. ABD himayesinde bir “yeni Kuzey Irak” filizleniyor algısını yaratacaktır. Bunu engellemek adına bir AK Parti- MHP koalisyonu PKK’yla savaşı yeniden başlatabilir. Bu da hepimiz için bir felaket olur.

Bu cepheden bakıldığında HDP’nin dışarıdan desteklediği bir AK Parti azınlık hükümeti en mantıklı çözüm gibi görünüyor. Ödünç oy verenlerin bunu hazmedebilmesi için ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ısrarlarından vazgeçip anayasal rolüyle yetinmesi gerekiyor. Önceki yazımda da ifade ettiğim gibi bunun lafta kalmamasını sağlayabilecek tek figür ise AK Parti’nin başına geçecek bir Abdullah Gül. Bu da zaman alır.

Kürtlerin de desteklediği ikinci şık ise barış sürecine açık çek verecek bir CHP- AK Parti koalisyonu. Bu da HPD’yi ana muhalefet koltuğuna oturtur. Geçen hafta Hatay’a birlikte seyahat ettiğim CHP lideri, Kemal Kılıçdaroğlu, “eğit donat” programı dâhil, IŞİD’e karşı mücadeleye her türlü desteğe hazır olduğunu ifade etmişti. İş dünyasının da gönlünde yatan bu. AK Parti’de ağar basan tercih ise birinci formül, yani HDP destekli tek başına azınlık hükümeti formülü olduğu söyleniyor. Yeter ki “Erdoğan engeli” aşılsın.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89