• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -4 °C

Kürtler kimlerle yaşar?

Ali Bulaç

Son yıllarda biri Türkiye milliyetçisi muhafazakâr kesimler, diğeri küresel güçler tarafından seslendirilen bir iddiaya göre, Kürtler Araplarla ve İranlılarla bir arada yaşamaz.

Aslında her iki kesim Kürtlerin kulağına “Siz ancak bizlerle veya bizim size işaret ettiklerimizle bir arada yaşayabilirsiniz” fikrini fısıldıyorlar, bu arada Kürtlerle diğer bölge halkları arasına ayrılık tohumları ekiyorlar.

Her iki iddianın kritiğini yapmak lazım. Belirtmek gerekir ki varlık yapıları itibarıyla yeryüzünde bir arada yaşayamayacak insan toplulukları yoktur. Hangi dine, mezhebe, kavme ve ırka mensup olursa olsunlar, insanların tümü Allah’ın yarattıklarıdır. Özleri nefha-i ruhtur, o da Allah’tan bir emr-i ilahidir. Yani insanlar özleri itibarıyla aynı mahiyeti paylaşıyorlar. Ontolojik yapılarının farklı olması bir arada yaşamalarına engel değildir. Efendimiz (sas), “Hepiniz Adem’in çocuklarısınız, Adem de topraktantır.” buyurmuştur. Toprağın, cinsine göre sert veya yumuşak; beyaz, siyah, sarı veya kırmızı olması “toprak” olma özelliğini değiştirmez. Doku uyuşmazlığının olmadığını dünyanın bütün topraklarını karıştırabilmemizden, farklı ırk ve renkten olan kadın ve erkeklerin birbirleriyle evlenebilmelerinden anlıyoruz.

Farklı toplulukları bölgesel farklar, kültürler, örf ve âdetler bir ölçüde ayırır; Kur’an bakış açısından söz konusu farklılıklar insanların birbirlerini tanıyıp anlamalarına, tanışıp birlikte yaşamalarına (tearuf) vesiledir, ayrılık ve çatışma sebebi olmamalıdır. Kültürler, örfler sürekli biçimde değişir, biri diğerinden bir şeyler alır, zenginleşir.

Hakiki ve sahici manada farklı toplulukları bir araya getiren, dinleri-inançları ve ortak çıkarlarıdır. Bütün dinler içinde sadece İslamiyet, batıl kabul ettiği din mensuplarına hukuk içinde var olma hak ve özgürlüğünü tanımıştır. Aynı dinden farklı kavim ve halklar birbirine eşittir, birinin diğerinden takva ve ahlakî erdemlere imtisalden başka zerre miktarı üstünlüğü yoktur. Şu halde bölgede Kürtlerin, Arap, Türk veya Farslarla bir arada yaşamalarına mani dini bir sebep yoktur, tam aksine hem “inanç birliği”, hem “siyasi birlik” manasında bütün Müslüman kavimler ümmetin üyeleridir, ahirette de Hz. Muhammed (sas)’in bayrağı altında toplanacaklardır.

Kürtlerin ana çerçevedeki örf ve âdetleri; yemek ve mutfak kültürleri; oturma ve mekânı kullanma biçimleri; şarkı ve türküleri, sanat ve edebiyatları; kısaca âlem tasavvurları; dünya, hayat ve insan telakkileri temelde diğer Müslüman kavimlerle aynı kaynaktan beslenmektedirler. Ahmed-i Hani ve Said Nursi ile İbn Arabi’yi, Molla Sadra’yı, Gazali’yi, İbn Teymiye’yi radikal anlamda ayrı düşünmek mümkün mü? Elbette hayır! Kuşkusuz bütün bu saydıklarımızda dil ve üslup farkını göz ardı edemeyiz ama aralarında mahiyet birliği vardır.

Kürtlerin kavim olarak dört ayrı parçada yaşadıkları haksızlıklar devletlerin kötü amelleridir. Saddam Halepçe’de binlerce masum insanı katletti. Ama Saddam, bunu “Müslüman-Arap” kimliğiyle yapmadı; “Arap milliyetçisi-Baasçı” kimliğiyle yaptı. Türkiye’de on binlerce Kürt evladı hayatını kaybetti ama Kürtlere kimlik ve dillerini kullanma haklarını ellerinden alan Türk halkı değil, Türkleri de Türkçüleştirmeye kalkışan devlettir. Suriye’de ve İran’da da yönetimler hak ihlal ediyorlar.

İki çevre Kürtlere “Araplarla ve İranlılarla bir arada yaşayamazsınız” telkininde bulunuyor:

1) Muhafazakâr Türkiye milliyetçileri, bölgeye hakim olmak istiyorlar. Neo Osmanlıcılıkla Türkiye’nin patronajlığında yeni bir bölge projesine sahiptirler. İran’la rekabet etmek, Arapları hegemonyaları altına almak için bu söylemle Türk-Kürt ittifakının zihni altyapısını kurmaya çalışıyorlar.

2) Küresel güçler bölge hakimiyetleri tehlikeye girmesin diye Kürtleri Araplara, Türklere ve İranlılara karşı “kolluk kuvveti” olarak kullanmak istiyorlar. Kürtlere layık gördükleri misyon “laik-seküler, Batı yanlısı, İsrail dostu savaşçı halk!”

Her iki telkin ve proje, Kürtlerin ve bölge halklarının aleyhine ve zararınadır. Kürtleri dinleri, tarihi tecrübeleri ve ortak çıkarları bölgenin diğer halklarıyla bir arada, adaletle ve barış içinde bir arada yaşamayı mecbur ediyor.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89