• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 5 °C

Kürtler kendi evine mi dönsün?

Kurtuluş Tayiz

HDP’nin (Halkların Demokrasi Partisi) seçimlerde başarılı olamadığı bir gerçek. Ancak bu durum, HDP projesinden vazgeçilmesini gerektirmiyor. Seçimlerin ardından HDP’ye getirilen eleştirilere bakılırsa Kürt siyasal hareketine önerilen şu: Kürtler kendi evine dönsün, kendi sınırları içinde kalmaya devam etsin!

Hem dışarıdan, hem içeriden HDP’ye yönelik bu eleştiriler, Kürt siyasal hareketine kendi kabuğuna çekilmesini öneriyor. Bölge sınırları içine hapsolması isteniyor.

BDP
zaten bölgede etkili bir parti olduğu için aldığı oylar da onun. Büyüyeceği sınırlar bundan fazlası değil. Ulaşamadığı bir oy potansiyeli söz konusu olsa bile, BDP’nin bölgede daha fazla genişleme olanağı yok. Siyasal olarak güçlenmenin, büyümenin yolu sınırları aşmaktan ve Kürtlerin dışındaki oylara talip olmaktan geçiyor.

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Kürt hareketinin önüne koyduğu bu vizyon, genişlemeyi, büyümeyi ve gelişmeyi içeriyor; geriye dönüşü değil. Mevcut vizyonun yeterli olmadığını söylüyor. Bu proje, Türkiye’nin her yerinde olmak varken, Güneydoğu’ya sıkışmanın anlamsızlığını gösteriyor. HDP’li yöneticilere, seçim öncesi batıdaki bazı bölgelerde şiddet gösterileriyle verilmeye çalışılan mesaj da buydu: Genişlemeye, büyümeye kalkmayın; evinize dönün!

HDP’nin sorunları olduğu muhakkak, ancak seçim başarısızlığı HDP’nin ortadan kaldırılması için bir gerekçe de değil. Aslında eski solculardan müteşekkil bir partinin gelecek vaat etmediği ortada. Öcalan, HDP’yi “radikal demokratik” bir hareket olarak düşündü. Fakat partinin başına getirilen yöneticiler, “radikal muhafazakâr” bir kadro çıktı. Eskiye karşı şiddetli bir eleştiri geliştireceklerine, eskiyi referans alıp, bütün siyaset kurgularını eskiyle uzlaşma üzerine geliştirdiler. Eski solu eleştireceklerine yücelttiler; siyasal mücadelede klasik “burjuva iktidar” modelini esas aldılar; kategorik olarak muhalefeti dost, iktidarı düşman gördüler. Mücadele edecekleri siyasi yapı ve odaklar ile destek isteyecekleri toplumsal kesimleri birbirine karıştırdılar. Türkiye’nin eski güçlerine kendilerini daha yakın hissettiler…

Kandil ve BDP, bu projeyi destekledi ancak HDP oluşumuna pek de inandıkları söylenemez. Bir yandan bu projeye soğuk bakarken, bir yandan da Abdullah Öcalan’ın isteğini gönülsüz bir şekilde yerine getirmeye çalıştılar.

HDP’ye yönelik en “dost” bilinen kalemlerin eleştirileri bile, Kürt hareketine ancak “milliyetçi” bir perspektif sunabiliyor. HDP’nin “marjinal sola teslim edildiği” tezinden hareket ederek, “BDP, Kürtlerin desteğini alsın, yeter” diyorlar. Bu iddiasız öneriler, Kürt hareketi içinde de destek buluyor. Marjinal sola duyulan tepki, onların bu görüşlere hak vermesine neden oluyor. Ancak talihsiz olan bence BDP içinden kimsenin HDP modeline sahip çıkmaması. Bu yüzden, bu proje her geçen gün biraz daha itibar kaybediyor.

Eleştiriler ne olursa olsun HDP, kolay vazgeçilecek bir proje değil. Kürt siyasal hareketinin gelecek projesi olarak BDP’yi dar bir bölge partisi olmaktan çıkaracaktır. Ayrıca HDP, Türkiye’nin bölüneceği ile ilgili endişeleri ortadan kaldıracak siyasi stratejinin de bir parçasıdır. BDP ve HDP’nin yakın zamanda tek çatı altında birleşmesi gündeme gelebilir. Bu konuda İmralı’dan gelecek görüş belirleyici olacak. Abdullah Öcalan’ın 2015 genel seçimlerine tek bir partiyle girmek istediği biliniyor. Yakın günlerde bu konuyla ilgili gelişmeler bekleyebiliriz.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89