• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 0 °C

Kürtler dışarıda tutularak barış gelmez

Muzaffer Ayata

Türkiye, Kürt sorununu bir türlü doğru tartışmayı beceremedi. Bunun derin tarihi nedenleri var. Türkiye’de etkili olan tüm kesimler oldukça ırkçı ve inkarcı bir eğitim sisteminden geçtiler. Bu sistemde yetişenler mevcut zihni şekillenmeyi bunca olaya rağmen maalesef aşamadılar. Devlet ve toplum, herşey Türklük esasına göre şekillendirildi. Bu bilince ve zihniyete öyle derin yerleştirildi ki, demokrat veya dindar olduğunu söyleyenler de bu hastalıklardan kendilerini kurtaramadılar. Anayasa ve yasalar oldukca ırkçı esaslar üzerine oturtuldu. Türk yasaları, Türk anayasası, Türk bankacılığı, Türk vatanı vb. Herşey Türkle anılır oldu. Devlet yöneticileri, partiler, akademisyenler, Türkiye’de etkili olan hiç bir çevre buna itiraz etmedi. Kürtlerin Türk kabul edilmeleri ve asimile edilmelerinden de kimse rahatsız olmadı. Bunu egemenlerin, devletin doğal bir hakkı olarak gördüler. Buna karşı cikanlar ise hemen hain, bölücü ve terörist olarak damgalandı. Asimilasyon itiraz edilemez doğal bir hakti ama itiraz ise büyük bir suçtu.

Bugün Kürtlerin hak arayışı hala kanlı mecralarda. Kürtlerin hak arama yollari hepten kapatıldı, varlıkları inkar edildi. Bu arayışlar silahlı mücadeleye evrilince kimse kendisini ve devletin ırkçı yasalarını ve terörünü görmek istemedi. Ağır işkenceler, karanlık ve zulüm yıllarıyla beraber son otuz yılda ellibini aşkın insan yaşamını yitirdi. Buna rağmen Türk devletinin yöneticileri hala Kürtleri asimile etmekten vazgeçmediler. Kürtlerin anadilleriyle eğitim gibi taleplerini düşmaca karşılıyorlar. Kürtler kendi anayurtlarında ve ödedikleri vergilerle Türkleştiriliyorlar. Türkiye’de dindar geçinenler de dahil Kürtlerin buna itiraz etmemelerini ve bunu büyük bir gelişme olarak kabul etmelerini istiyorlar. İtiraz edenleri de kötü niyetli olarak lanse ediyorlar.

Bir halka bundan daha büyük bir hakaret ve haksızlık olabilir mi? Sen kendi anayurdunda zorunlu olarak Türkleşeceksin, Türkçe zorunlu olacak ama sen kendi anadilini seçmeli ders olarak kabul edeceksin. Bu dil resmiyette ve kamuda kullanılmayacak. Kullanıma kapatılan bir dilin yaşama şansı kalır mı? Bu eski ırkçı ve asimilasyoncu politikalarin biraz değişime uğramış halinden başka bir şey değil. En temel, en insani ve doğuştan gelen hakları bile Kürtlere böyle bir bağış gibi sunar ve devletin verdiklerinden fazlasını isteme dersen buna reform veya çözüm, barış vb denmez. Bu katı egemenliğin yeniden örgütlenmesi olur. Ayrıca bugün hangi Kürt partileri veya sivil toplum örgütleri Kürtçe seçmeli ders talebinde bulunmuş? Ortada Kürtçe seçmeli ders talebinde bulunan hiç bir Kürt çevresi yoktur. Bunu hükümet ve Ankara’nın efendileri böyle uygun bulmuş ve böyle buyurmuşlar! Ne ilginç değil mi, bu laflara fazla anlam biçenler, bunu reform diye yutturmaya kalkanlar bu talebin arkasında halk var mı diye sormayı akıl edemiyorlar! Kürt sorunun çözülmemesinin bir nedeni de basının hala demokrasinin değil devlet ve hükümetlerin yanında mevzilenmesiyle ilgilidir. Son olaylara bakıldığında bu gayet net görülür. HPG’liler Dağlıca’da bazı askeri birliklere karşı eyleme geçti. Çok sayıda askerin yaşamını yitirdiği açıklandı. Devlet sekiz kayıp bildirdi. Çok sayıda da HPG’linin vurulduğunu duyurdu. Ardından yine bildik kısır tartışmalar! Çatışmanın olduğu bölgeye hiç bir Türk gazetecisi girmiş değildir. Resmi açıklamalar dışında olayla ilgili hiç bir gelişme yazılmadı. Sanki bu olay Çin’in veya Pakistan’ın herhangi ücra bir köşesinde olmuş gibi. Halbuki ‘kutsal’ saydığınız vatanın bir parçasında bu olay olmuş. Neden olayları yerinde izleyemiyoruz diye kendinizi azıcık da olsa sorgulamanız gerekmez mi? Bu teknoloji çağında bu kadar kendinizi resmiyete bağlamanız sizi nereye götürür diye kendinize sormanız gerekir. Ayrıca bu basının Kürtler içinde artık bir itibar ve inandırıcılığı kalmamış.

Her ölümlü olaydan sonra Kürt sorunu bazılarının aklına geliyor. Basın PKK ve Kürtlere hakaret etmek, ne kadar kötü olduklarını anlatmak için yarışa giriyor. Stratejist ve uzman diye yıllardır ırkçı ve savaş yanlısı Ümit Özdağ ve Sinan Ogan gibi isimleri ekranlar çıkarıp halkın gözüne sokuyorlar. Bu tipler barış ve demokrasi için yeni bir şey söylemiş mi, bir önerileri var mı? Yok. O halde bunlarda ne keramet buldunuz da bunlar vazgeçilmezleriniz oluyor. Çünkü bu basının barış ve demokrasi diye bir önceliği yok. En önemli sorun da bu direnişi örgütleyen, Kürtleri bir kimlik sahibi yapan ve deney kazanmış Kürt liderlerini ve örgütlerini devre dışı bırakma çalışmalarıdır. Hükümet açıktan sayın Öcalan’ı bir yıldır dünyadan izole etmiş. Örgütünü ve arkadaşlarını muhatap almam diyor. BDP’yi de PKK’nin uzantısı olarak ilan edip ezmeye ve tasfiye etmeye çalışıyor. Binlerce parti yöneticisi ve çalışanı hapislere doldurulmuş. Askeri operasyonlar hız kesmiyor. Kıstırdığı yerde HPG’lileri imha ediyor. Siirt’te kışın onbeş Kürt kızı imha edildiğinde Türk basını ne yaptı, bir rahatsızlık belirtti mi?

Türk basını birkaç gün önce Van Belediye Başkanı Bekir Kaya ve arkadaşları tutuklandığında ne tepki verdi? KCK adına tutuklandılar. KCK operasyonları başlayalı üç yıl oldu. Bekir Kaya bu üç yılda KCK’li olmadı da yeni mi oldu, ne oldu da yıkılmış bir şehrin belediye başkanını bu kadar kolay hapishaneye gönderebiliyorsunuz? Hükümetin talimatlarıyla bir parti ve belediyeleri bertaraf edilmeye çalışılıyor. Bu herkesin gözü önünde oluyor. Buna ses çıkarmayanlar Dağlıca için şimdi bini bir para yorum yarışına giriyorlar. Siz sayın Öcalan’ı bu durumda tutarsanız, binlerce yasal çalışanı böyle aşağılayıp bertaraf ederseniz, Kürtlere, üstüne üstlük size Kürtçe seçmeli ders vereceğiz diye aptala sayarsanız olacağı budur! Kaldı ki bütün Kürt örgütleri ve politikacıları bu konularda defalarca uyarılar yaptılar. Ama hükümet ve basın bunları birşeye saymadı, dikkate almadı. Durum böyle iken yok yumuşama olacaktı, yok kim ne dedi laflarının fazla bir anlamı yok. Sanal gündemler yaratmanın bu aşamadan sonra kimseye yararı da olmaz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89