• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 29 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 26 °C

Kürtler 'bekleme salonunda' daha ne kadar oturacak

Gökhan Bacık

Kürtler, epey bir süredir "bekleme salonunda" oturuyor.

En son yaptığı açıklamaların birinde Abdullah Öcalan "barış da çatışma da eşit ihtimal olarak karşımızda duruyor" mealinde bir mesaj verdi. Kürtler'le yürütülen sürecin hangi sonuca gideceğini kestirmek için önce Kürtler'in "bekleme salonundan" çıkması gerekiyor.

Kürtler'le sürdürülen barış sürecinin hangi aşamada olduğu, bundan sonra ne olacağı ve bu sürecin hangi nihai hedefle bitirileceği gibi konular henüz netleşmiş değil.

Daha önce bir açıklamasında Selahattin Demirtaş'ın söylediği gibi barış süreci taksit taksit devam ediyor.

Seçimlere endeksli bir pazarlık mı?

Görüşüne göre sürekli araya giren seçimler hükümet ve Kürtler arasında devam eden pazarlığın önemli bir dinamiği.

Çok büyük olasılıkla hükümet tarafı, Kürtler'den sürekli olarak "seçimlerden sonraki" zaman dilimlerine kadar beklemesini istiyor. Çok ciddi eleştiriler almalarına rağmen Kürt siyaseti de doğrusu seçimlerde hükümete karşı muhalefette epey "özenli" davranıyor.

Anlaşılan Kürt siyaseti bir sonuca ulaşmak için hükümetin türlü "siyasi nazlarına" katlanmak zorunda olduğunu hissediyor.

Ancak "bari seçimler geçene kadar bekleyelim" taktiği ne zaman sona erecek? Kimileri bunun cumhurbaşkanlığı seçimleri ile kimileri ise 2015 genel seçimleri ile bitebileceğini söylüyor.

Doğrusu Kürt siyasetini "seçimlerde Erdoğan'a büyük sorun çıkarmamak üzere" konuşlandığını iddia etmek "hem haklı hem haksız" bir eleştiri olur. Şunu unutmamak lazım; Türkiye artık sosyolojik olarak bölünmüş bir ülke. Bu ne anlama geliyor? Artık sadece herkes kendi tabanına karşı tutarlı oluyor. Yani siyaset yaptığı işlerden dolayı kendi tabanı tarafından destekleniyorsa "diğerleri ne diyor" sorusuyla pek ilgilenmiyor.

O nedenle Kürt siyasetçileri dahil Türkiye'deki siyasetçileri "böyle yapıyorsunuz ancak toplumun diğer kesimleri nezdinde itibar kaybına uğruyorsunuz" demek pek anlamlı değil. Kısacası herkes "kendi tabanını kemikleştirmek için" uğraşıyor.

Burada yapılabilecek doğru eleştiri şu: Yolsuzluk ve otoriterleşme gibi iki önemli konuda Kürt siyaseti gerçekten bütün Türkiye'nin ilgisini çekebilecek bir muhalefet yolu izleyebilirdi.

Fiili özerklik

Kürtler'le yürütülen müzakere sürecinin gecikmesi aslında çok önemli bir sonuç üretiyor. Sürecin dışında Kürtler'in yaşadığı bölgelerde sosyal dinamikler kendi kendine çalışıp fiili durumlar oluşturuyor.

Şunu açıkça sormak lazım: Bugün Hakkâri vilayeti ile söz gelimi Uşak vilayetinin Türkiye denilen "devlet ve toplum sistemi" ile ilişkisi aynı mı?

Elbette değil. Bunu söylemek bazılarını rahatsız edebilir ancak Hakkâri gibi pek çok vilayet aslında bugün fiilen özerk duruma geçmiş halde.

Burada şunu çok açık yazmak gerekiyor: Kürtler'le müzakere sürecinin hızlandırılması için artık Türkler'in acele etmesi gerekiyor. Süreç geciktikçe Türkiye toplumu ve devleti, etkisini ve veto gücünü gittikçe kaybediyor.

Anlaşılan Kürtler bekleme salonundan çıkınca önemli konular tartışacağız. Mesela özerklik resmi olarak tanınacak mı? Tanınırsa bütün Kürtler'in yaşadığı özerk bölgenin ortak bir yerel lideri (örneğin özerk bölge başbakanı) olacak mı?

Bunlar son tahlilde ayrıntılar. Ancak önemli olan nokta aynı: Kürtler'i bekleme salonunda daha uzun oturtmak hem Kürt sorunu açısından hem Türkiye açısından faydalı değil.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89