• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 0 °C

Kürtler bağımsız devlet kurar mı?

Ergun Babahan

Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim, devlet aklı böyle giderse kurar. Şu anda böyle bir niyetleri olmasa bile, devlet şiddeti karşısında daha fazla bölümü bu fikre sıcak bakmaya başlar.
 
İttihat ve Terraki, Batı’ya ve Rusya’ya din meselesini bahane ederek iç işlerimize karışma fırsatı verdiği gerekçesiyle Ermenileri elimine ettiğinde meseleyi çözdüğünü sanmıştı. Ama Arnavutlar ve Araplarla yaşadığı sıkıntılar, sorununun din meselesinden ibaret olmadığını gösterdi.
 
Ana dil, kendi kendini yönetme, eşit yurttaş muamelesi görme, insan onuru gibi konular da vardı. Bunları çözemezsen, “sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitle” olamazdın.
 
Cumhuriyet, Ermeni Soykırımı, din gibi konuları kapattığı gibi, Kürt meselesini de yok sayarak yok edebileceğini düşündü. Soğuk Savaş yıllarında komünizme karşı mücadele şemsiyesi altında Kürtlerini uygun gördüğü şekilde yönetti. 
 
BİRLİKTE YAŞAM KARARI
 
O dönem geride kaldı…
 
Geldiğimiz nokta, AKP ve Saray’ın seçim hesaplarından daha önemli konuları konuşmamızı gerektiriyor. “Kız alıp veriyoruz” türü hamasetle geçiştirilemeyecek bir noktadayız…
 
Kürtlerle bir arada yaşayacak mıyız, yaşamayacak mıyız?
 
Yaşayacaksak, hangi koşullarda yaşayacağız?
 
Cevaplanması gereken soru budur. Kürtlerin Silopiya dediği yere Silopi, Şirnex dediği yere Şırnak diyerek bunu başaramazsın. İnsanların isimlerini zorla değiştirmekle yaşadığı yerlerin adını değiştirmek arasında fark yoktur.
 
Bugün 1915’ten çok farklı koşullardayız. Ermeniler bölgede hiç bir yerde nüfus çoğunluğuna sahip olmayabilirdi, Kürtler öyle değil. Üstelik tek vücut haline gelmiş durumdalar. 
 
Milliyetçi duygular uyandı mı, onları bastırmak veya söndürmek mümkün değildir. Osmanlı’nın Balkanlar’da yaşadıkları bunun göstergesi. Dünyanın koşulları, Kürtlerin örgütlülük düzeyi 1915 tipi çözümü aklına bile getirmeye engel.
 
YA UZLAŞI YA DA SAVAŞ...
 
Bu tabloda yapılacak iki şey var: Ya demokratik bir çözüm modelinde uzlaşmak veya savaşarak ayrılmak.
 
Bu işin üçüncü yolu yok.
 
Siyasi İslam çizgisiyle Batı ittifakından kopma noktasına gelen Türkiye’nin IŞİD’e karşı koalisyona elinin zayıflığı nedeniyle girdiği herkesin malumu. Yolsuzluklarla yıpranmış bir iktidarın Washington’ın en büyük avantajı olduğunu aylar önce yazmıştım. 
 
Amerika ve İsrail açısından sorun, sadece AKP’nin değil, Türkiye’ninneredeyse tüm siyasi kesimlerinin anti-Batı ve anti-Amerikan olması gerçeği. Uzun vadede güvenecekleri bir ilişki modeli değil bu. Yaptırdıkları her araştıma Amerikan karşıtlığının ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.
 
İran’la açılan yeni dönemde Türkiye güvenilir bir ortak olmayabilir. Dünya siyaseti de boşluk kaldırmaz ve bu boşluğu doldurur. Sadece aynı dinden olmanız bu gelişmeyi engellemez. Demokratik bir çözüm bulamamanın bedeli ağır olur, görün artık.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89