• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 19 °C

Kürtler ‘Arap Baharı’nın neresinde?

Kadri Gürsel

Kürtler, hem adı ‘Arap Baharı’ olarak yerleşen isyan ve devrim dalgasının vurduğu Suriye’de, hem onun Arap komşusu olan Irak’ta, hem de bu dalganın dolaylı etkilerine kuvvetle maruz kalan İran ve Türkiye’de yaşıyorlar...

Dolayısıyla, Kürtlerin de Arap Baharı’ndan derinden etkilenmeleri ve aldıkları bu etkiyi yukarıda adı geçen ülkelere bir biçimde yansıtmaları kaçınılmaz. İlaveten, Kürtlerden gelen Arap Baharı aks-i sedasının sadece İran ve Türkiye’den değil, mesela bir İsrail’den, ABD’den ve başka ülkelerden de hissedilmesi ve buralarda sonunda Kürt bölgelerine geri dönecek yeni aks-i sedalar meydana getirmesi kimseyi şaşırtmamalıdır.

Arap Baharı’nın adları yukarıda zikredilen bölge ülkelerine etkilerini gözlemleyebiliyoruz... Ancak söz konusu fenomenin, Türkiye dışındaki Kürtler ve Kürt hareketleri üzerinde ne gibi etkilerde bulunduğuna dair uzmanlık düzeyinde bilgi ve bakış açığımız da malum.

Geçen cuma İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde “Kürtler için yeni bölgesel perspektifler” şeklindeki konu başlığı altında düzenlenen uluslararası konferans, bu açığın kapatılmasına sunduğu katkı nedeniyle önemliydi.

Suriye, Irak ve İran Kürtlerinin Arap Baharı’ndaki durumunu uzman isimlerden dinleme imkânını, üniversitenin Uluslararası İlişkiler Bölümü ile Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından ortaklaşa tertip edilen bu konferansta bulduk.

Nihayetinde, konferans notlarımdan bazıları aşağıdaki gibidir:

PKK’nın Çukurca saldırısının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, isimlerini zikretmeden Suriye ve İran’ı “teröre destek vermekle” suçlamasını, Arap Baharı’nın Türkiye’deki Kürt hareketi üzerindeki ilk somut etkisi olarak kayda geçirmek gerekiyor.

Ankara’nın halkını katleden Şam rejimine karşı nihayet tavır almasının Türkiye’ye geri dönüşü, 80 ve 90’lı yıllardaki gibi “PKK’ya verilen Suriye desteği” şeklinde mi olmaktadır?

Tabii ki olabilir. Ne de olsa muarızları, onları hedef alan şiddete destek vermek suretiyle istikrarsızlaştırmak, bu bölgede öteden beri uygulanan bir “müzakere yöntemi”dir.

Bunun koşulları da mevcut. Cengiz Çandar’ın TESEV için yazdığı raporda da tanımladığı gibi Türkiye’de süre giden bir “Kürt isyanı” mevzubahis.

Diğer taraftan, Arapların önemli bir bölümünün rejime karşı ayaklandığı Suriye’de Kürtler isyana uzak durmayı tercih ediyorlar... Bırakın ikinci sınıf vatandaş olmalarını, önemli bir bölümü vatandaşlık haklarından bile yoksun olan Kürtlerin durumu böyle.

İsviçre Uluslararası Kalkınma Çalışmaları Enstitüsü’nden, Suriye Kürtleri üzerindeki çalışmalarıyla da tanınan araştırmacı Jordi Tejel Gorgas konferansta yaptığı konuşmada, Kürtlerdeki bu “isyana mesafeli olma hali”nin satıhtaki ve derindeki nedenleri üzerinde durdu.

Gorgas’a göre rejimin geçen nisanda 50 bin Kürdü vatandaşlığa kabul etmesi ve sınır bölgelerinde tarıma destek gibi bazı “tavizler”, Kürt partilerini rejimden daha fazla ne elde edebileceklerini görmek için “beklemeye” sevk etmiş...

Derinde ise Kürtlerin, özerklik gibi nihai talepler ileri sürmeleri hususunda henüz bir siyasi netlik ve kararlılığa varmamış olmaları yatmaktaymış.

Gorgas, Suriye’de sayılarını 14 olarak verdiği bu Kürt partilerinin, kararsız ve eylemsiz tutumları nedeniyle Kürt gençliğiyle aralarındaki makasın açıldığını ve PKK’nın radikal programının Kürt gençlerine bu nedenlerle daha cazip gelebildiğini anlattı. Suriyeli Kürt genç kızları açısından da “toplumsal baskılardan kurtulma arzusu”nun PKK’ya katılmalarında rol oynadığını belirtti Gorgas.

PKK, Şam’la görüşüyor

Peki, PKK Suriye’deki Arap Baharı’nın neresinde?

Gorgas bu soruya ışık tutan ilginç bir istihbaratını paylaştı salondakilerle... “PKK Suriye’deki kitle gösterilerine katılmıyor çünkü rejimle gizli görüşmelerde bulunuyorlar. Kuzey Irak’ta zorluklarla karşı karşıya oldukları için Suriye’de kendilerine güvenli bir liman arayışı içindeler” dedi.

“Arap Baharı ve Kürtler” konusuna gündem izin verirse devam etmek üzere, iki saptama ile bitiriyorum:

Birincisi: Türkiye orijinli PKK, Kürtlerin bu coğrafyada belli başlı nüfusa sahip olduğu dört ülkede de faaliyet gösteren, taban tutan ve bu ülkeler arasında sınır aşan bir akışkanlığa sahip tek Kürt hareketi. Dolayısıyla PKK hakkında Suriye, Irak ve İran’ı dışarıda bırakarak kafa yormak imkânsız...

İkincisi: Aynı PKK, ABD’nin Irak’tan çekilmesi olgusu ve Arap isyanlarının birlikte değiştirdiği dengelerde, başta Suriye ve potansiyel olarak İran gibi, Arap Baharı’nın kaybedenleriyle ittifak arayışına girmiş bir örgüt.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89