• BIST 97.484
  • Altın 144,385
  • Dolar 3,5643
  • Euro 3,9997
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 24 °C

Kürtler, Ankara ve Kandil’e barış mesajı verdi

Ergun Babahan

MÖ 200'de Amidi Asur hükümdarı Adad-Nirari'ye ait bir kılıç kabzasında şehrin adı “Amid” ya da “Amidi” olarak geçiyor. Roma ve Bizans kaynaklarında şehrin adı “Amid, O'mid, Emit, Amide” şeklinde adlandırıldığı görülüyor diyor tarihçiler. Kürtler bugün Diyarbakır'a Amed diyorlar. Türkiye, Müslüman Arapların işgali sırasında adlandırıldığı biçimiyle ‘Bekr kabilesinin yurdu'nu yani Diyaru Bekr'i Türkçeleştirerek kullanıyor.

Çocuğuna vereceği isimden, yaşadığı yerin adına, kullanacağı dilden kültürüne kadar her alana müdahale eden, yasaklayan devlet aklı günümüz koşullarında da değişmiş değil.

AKP bir ara bu katı tutumdan çıkabileceğinin, Kürtlerle ortak bir gelecek kurabileceğinin sinyallerini verdi ama bu çok kısa sürdü.

Geçen sene Abdullah Öcalan'ın Nevruz mesajının okunduğu meydandan bir yılda Nevruz yasak ve gerilimlerine geldik.

Sırf onunla kalmadık elbette. Gerilim çatışmaya, şehir savaşlarına, bombalara, yüzlerce ölüme dönüştü. Eğer barışa yönelik bir umut ışığı yanmazsa, bugünden itibaren daha da şiddetle tırmanmasını beklememiz gerekiyor.

Tel örgülerle ayrılmış bir coğrafyada akrabaları farklı ülkelere yayılmış bir halk yaşıyor. “Kobane düştü, düşüyor” diye sevinç naraları atan, Bayırbucak Türkmenleri için yanıp tutuşan bir görüntü veren AKP zihniyeti, bir tek gün Suriye'deki “Kürt kardeşlerim” lafını kullanmayarak Kürtlere yönelik bakışını açık olarak ortaya koydu.

Azez'in El Kaide elinde olmasını tercih etti, ediyor.

AKP, Kürtleri tehdit gören devlet paradigmasını aynen kabul etti ve ona uygun bir söylem tutturdu. Barış dilinden çatışmacı savaş diline çok çabuk bir geçiş gerçekleştirdi ve şiddetin bölgeden tüm Türkiye'ye yayılmasına ortam sağladı.

HDP ve yönetimine yönelik söylem de artık hedefin PKK olmaktan çıkıp tüm Kürtler olduğu algısını güçlendirdi Kürtlerde.

Devletin onca baskısı, yasağına rağmen dün binlerce Kürt'ün Nevruz alanlarını doldurması, kamuoyu yoklamalarını yalanlayan bir görüntü oldu. Ama bu görüntü aynı zamanda PKK'ye verilmiş açık bir barış mesajıydı. Kürtler anadilde eğitim de, yerinden yönetim de, büyük olasılıkla demokratik özerklik de istiyor. Ama dünkü görüntüler bunun için şiddeti değil, müzakereyi temel aldığını gösteriyor.

Kürtler, Nevruz'u Diyarbakır'dan Siirt'e coşku içinde, halaylarla kutlayarak barış talebini açıkça ortaya koyarken, Erdoğan İstanbul'da yaptığı konuşmada şiddet yönteminden vazgeçmeyeceğini vurguluyordu.

Baskılar, tutuklamalar, paralel yaftası, gazetelere el konulabilmesi… Hepsi Kürt sorununa bağlı gelişmeler. Hizmet'i de IŞİD'i de PKK'ye bağlamaya çalışan AKP, bütün hukuksuz müdahalelerini bu çerçevede halkın önemli bir kısmının nezdinde meşru kılabiliyor.

Ama bu durum ona sadece taktiksel bir üstünlük sağlıyor. Çünkü hukukun devreden çıkarıldığı bir ülkede devlet sistemi hızla çürüyor, ekonomi çöküyor. Türkiye'nin Batısı da barış için sokaklara dökülmezse, enseyi karartmaya başlayabilirsiniz.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89