• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 2 °C

Kürtçe ve Lüksemburgça

Hadi Uluengin

İŞTE kaç gündür kömür ocağında boğuluyoruz. Facia kuyusunu kaplayan toz, duman, is, silikon teneffüs borularımızı tıkadı. Nefes alamıyoruz. En azından ben alamıyorum 

Dolayısıyla, az biraz temiz hava soluyabilmek için bugün Lüksemburg’u yazacağım. 

***

O Lüksemburg ki kendine has bir dili yoktur. Zaten de nasıl olsun? 

Adı Büyük Dükalık ama aslında mini minnacık bir devlet numunesinden söz ediyoruz. 

Yarısı yabancı olmak üzere bugünkü nüfus taş çatlasa yarım milyon civarındadır. 

Ülkenin hafif engebeli ve sakin nehirli coğrafyası da Kafkaslar’a benzemediğinden, Yecüc Mecüc kavimlerinin aksine burada vadilere özgü bir dil yaratmak ihtiyacı doğmamıştır. 

Lüksemburgça, adıyla sanıyla Almancadır. O kadar! 

*** 

DAHA doğrusu ahalinin gündelik dili Renanya Almancası veya Orta Almanca denen genel Cermen branşın bir şivesi, hadi bilediniz bir lehçesidir. Köken, gramer, sentaks aynıdır. 

Zaten Almanlar da “ağzında patatesle Almanca konuş, Lüksemburgça olur”derler. 

Nedenini açıklamak için Karlman ertesindeki miras kavgasına kadar çıkacak değilim. 

Sadece I. ve II. Savaş’taki Lüksemburg’la o olmayanLüksemburgça arasındaki ilişkiyi vurgulamak ve buradan itibaren de milli kimliklerin şekillenme sürecine değinmek istiyorum. 

*** 

YUKARIDAKİ iki savaşta da Reich orduları Büyük Dükalık’ı işgal etti. 

Artı, Berlin Lüksemburgluları “safkan” (!) Alman addettiği için, askerlik mecburiyeti dâhil sözkonusu ülke tebaasına kendi vatandaşlarına eş yükümlülükler dayattı. 

Ve garip gelecek ama işgalciye karşı mukavemet de işte tam bu noktada başladı. 

Ancak bir Cermen lehçesi olan Lüksemburgçayı sahiplenmek direniş ateşini fitilledi. 

Kasten ağzında patatesle konuşmak; aynı kelimeleri ayrı fonetikle yazan gizli bildiri dağıtmak; Londra BBC’sinden bu şiveyle çağrı yapmak milli kimliğin simgelerine dönüştü. 

Başka bir deyişle, kendi ulus aidiyetini ediniş süreci aslında esas ulusun lisanını reddetmek, en azından onunla “ben” arasına kalın bir çizgi çekmek dinamiğinde gelişti. 

Bugün Dükalık’ın resmî dili Fransızca, milli dilleri ise Almanca ve Lüksemburgçadır. 

Buradan itibaren kendimize dönmek istiyorum. 

*** 

MALÛM, Kürt nefretinde en başı çeken ulusalcı faşistler inkârcılığa mazeret olarak Kürtçenin“geri kalmışlığını”(!) ve farklı lehçe ve şivelere bölünmüşlüğünü gösteriyorlar. 

Bu argüman tamamen fasa fisodur! Minareye kılık uydurmak çabasıdır! 

Düşünün ki ne edebiyatı, ne üniversitesi, ne akademisi olan; daha önemlisi, esas Almancanın ancak bir varyantını konuşan yarım milyonluk ve avuç içi kadar bir Lüksemburg bile kendi milli kimliğini böylesine cılız bir nüans ve detay üzerine inşa etti. 

Dolayısıyla, şu kadar milyon nüfuslu ve koskoca satıhlı Kürtlerin aynı aidiyeti yine dil ekseninde oluşturmasından daha doğal, daha normal ve daha meşru bir şey olabilir mi? 

*** 

EVET, ulusalcı avene Kürtçeyi ne denli hakir görürse görsün, köken, gramer ve sentaks itibariyle Türkçeyle hiçbir ilişkisi olmayan o Kürtçe tabii ki temel kimlik vektörüdür. 

Mem û Zin lisanı yazılıyormuş veya yazılmıyormuş; bilimde kullanılıyormuş yahut kullanılmıyormuş; hatta konuşuluyormuş ya da konuşulmuyormuş, bunların hepsi ikincildir! 

Sadece ve sadece kendine ait bir dilin; belki de Büyük Dükalık örneğindeki gibi bir lehçenin, bir şivenin, bir ağızın varlığını biliyor olmak bile “ben”i tanımlamak için yeterlidir. 

Önce alt kimlikler, sonra da şartlar uygunsa milli kimlikler buradan itibaren oluşur.

Ulusalcılar boşa madik atmasın, Kürtçenin Lüksemburgçadan çoğu vardır, azı yoktur!

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89