• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 9 °C

Kürtçe ulusal dil değilmiş?!

Zana Farqînî

Burası gariplikler ülkesi değil, icatlar ülkesi. O meşhur Güneş Dil Teorisi ile Türk Tarih Tezi unutulabilir mi?! Hayır, çünkü bu tezlere göre herkes Türk, bütün dillerin anadili de Türkçe’ydi. Herkes Türk olduğuna göre, Kürtler ve dilleri Kürtçe de bu bilimsel harika buluştan kurtulamamıştı.

Kürtlerin ismi kart kurtan, hani kara basarken çıkardıkları ses var ya işte ondan, Kurmancî/Kırmancî de Kürtmence’den geliyordu. Ha Türkmence demişsin ha Kürtmence, fark eden bir şey yok yani.

Ağır bedeller pahasına da olsa Kürtler bu tezleri hak ettikleri yere attılar atmasına ama bu sefer de başka icatlarla baş etmek durumunda kalıyorlar. Şimdi gelinen aşama basitçe şu: Kürt var, Kürtçe de var, fakat Kürtler geri, dilleri de medeniyet dili değil. Hal böyle olunca bu evsafta olmayan bir dille, bilim ve evrensel dil kategorisinde bulunmayan bir dilde ne eğitim olur ne de öğretim.

Aranan niteliklere bir yeni kriter daha eklendi. O da ulusal dil olma ölçütü. Buna göre Kürtçe ulusal dil değilmiş.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Şirnex Milletvekili Faysal Sarıyıldız, yılbaşı kartlarının Kürtçe olarak basılması için 28 Aralık 2014 tarihinde Meclis basımevine başvuruda bulunmuştu. Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı, Sarıyıldız’ın bu talebini “Kürtçe’nin ulusal bir dil olmaması ve dünyada kabul gören 200 ulusal dil arasında olmayışı”nı gerekçe göstererek, yılbaşı kartlarını Kürtçe olarak basamayacaklarını belirtip reddetmiş.

Sayın Faysal Sarıyıldız tabii durumu Meclis gündemine taşıdı ve Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in yanıtlaması için bir soru önergesi verdi. Meclis Başkanı Çiçek’in yanıtında hangi gerekçeye sığınacağını açıkça merak etmiyor değil. Zira yeni bir kriterle de karşılaşabiliriz.

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı’nın gerekçesinde dünyada sadece 200 ulusal dilin bulunduğunu öğreniyoruz. Bu bilginin kaynağını ve hangi kriterlere göre bu sayının tespit edilip onaylandığını sormaya gerek yok. Çünkü “Minareyi çalan kılıfını da hazırlar.” Ya da Kürtçesi’yle söylersek eğer, “Kesê ku cêran çêke dikare çembilan jî pê ve bike.” Yani, testiyi yapan ona kulp takmayı da becerir.

Onun için dünyada bilmem kaç bin tane dil var, diller birbiriyle eşdeğerdedir demek kar etmiyor. Hatta AKP dini hassasiyetleri olan bir partidir, bu hükümet de dindardır, İslam’a göre diller Allah’ın ayetlerindendir, onları inkar etmek ayetleri reddetmek anlamına geldiğini gayet iyi bilirler demek de birşeyi değiştirmiyor. Bir kere bu devletin genlerine tekçi anlayış işlenmiştir. İster laik ulusalcı/milliyetçiler olsun ister dindar/mütedeyyin mühafazakarlar olsun, Kürtler ve Kürtçe söz konusu olduğunda, önemli olan vatandır gerisi teferruattır deyip aynı noktada birleşiyorlar.

Alın iki ayrı uçtan ama öz itibariyle birbirinden farklı olmayan iki eski açıklama. Akademik titri de olan CHP’li Birgül Ayman Güler Meclis’te anadilinde savunma hakkı ile ilgili kanun tartışılırken, “Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eşdeğerde gördüremezsiniz” demişti. AKP’nin kurmaylarından, aynı zamanda hukukçu kimliği de olan, itidalli ve sağduyulu olduğu söylenen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç da anadilinde eğitimle ilgili bir soruya “Kürtçe bir medeniyet dili değildir” deyip bu hakka karşı çıkmıştı. Aslında takke düşmüş kel görünmüştür, o yüzden fazla söze gerek yok. Kürtçe özelindenden verilen mesajların ortak amacı belli: Kürtlerle Türkler aynı haklara sahip olamazlar. Aralarında bir eşitlik hukuku da kurulamaz. Tartışılmaz temel haklara yaklaşımı bu olan bir anlayışın siyasi konulara karşı sergileyeceği tavrı kestirmek de hiç zor değil. Lakin kararlı mücadele karşısında değişemeyen, geri adım atmayan bir düşünce de yok.

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89