• BIST 97.533
  • Altın 145,969
  • Dolar 3,5805
  • Euro 3,9998
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 23 °C

Kürtçe için yapmamız gerekenler

Zana Farqînî

Anadili ve anadilinde eğitim konuları geçmiş yıllara kıyasla Kürtler nezdinde daha önemli hale geliyor. Artık sadece söylemlerle değil eylemlerle de dil hassasiyeti daha fazla görünür olmaya başlıyor.

Asimilasyona, beyaz katliama dur demek için okullar yine boykot ediliyor. İşte böylesi durumlarda dil duyarlılığı hat safhada olduğu için ben de Kürt cephesinde dille ilgili yapılabileceklere değinmek istedim.

Dil konusu uzunca yıllar Kürt siyasi hareketlerinin en öncelikli konuları arasında değildi. Kısaca söylemek gerekirse asıl olan kurtuluştu, ondan sonrası her şey hal yoluna gidecekti. O yüzden dil meselesi ertelendi. Ama asıl derdimiz Kürt hareketlerinin dille olan ilişkisi değil.

Konumuzla alakalı bir Nasrettin Hoca fıkrası var. Kürtler arasında Hoca’ya “Meleyê Meşhûr” da denir. Ona mal edilen fıkraların bazıları sadece Kürtler arasında anlatılır. Bu da onlardan biri.

Bir gün Meleyê Meşhûr deniz kenarındaymış. Yoldan geçen biri merak edip yanına varmış. “Hocam hayırdır, burada ne yapıyorsun?”, demiş. Hoca, “Deniz dalgalarını sayıyorum”, diye cevap vermiş. Bizimki, “Şimdiye kadar kaç tane saydın Hocam?” demiş. Hoca bu, “Şimdiden bir oldu”, demiş adama.

Bizimki de bu mesele, geçmişi bir kenara bırakalım, şimdi yapılmak istenene bakalım. Madem ki dil ve anadilinde eğitim meselesi gündem de, madem ki bir duyarlılık var ve madem ki artık pratikte de bu konuda birtakım adımlar atılıyor, Kürtçe eğitim verecek okullar açılıyor, o zaman bu duruma yoğunlaşmak yerinde bir tutum olur diye düşünüyorum.

Devleti dil ve eğitim konusunda birtakım adımları atmaya zorlarken aynı zamanda Kürtlerin, Kürt Özgürlük Hareketi’nin de üzerine düşenleri yapması gerekenler var. Bakın uydu üzerinde 15 Haziran 1995’te uluslararası yayın yapan ilk Kürt televizyonu Med Tv’dir ve bütün yasakları yerle yeksan etmişti. Şimdi ise onlarca Kürtçe yayın yapan televizyonları var Kürtlerin.

1990’li yılların başından başlayarak Kürtler, onun örgütlü gücü, basın yayın alanında da önemli hamleler yaptı. Bu şekilde kuşatılmışlığını da kırdı. Artık günlük gazeteler, dergiler, radyolar, televizyonlar, ajanslar söz konusu. Yani demem o ki çok önemli bir medya gücü var Kürtlerin.

İşte mesele biraz da burada. Bu medya gücünün ağırlıklı ve de itibarlı dili hangisi diye sormak gerekiyor. Yine Kürt kurumları, dernekler, sendikalar, örgüt ve partilerin ağırlıklı mücadele dili hangisi? Elbette Türkçe. İki günlük gazeteyi örnek vermek istiyorum. Azadiya Welat ile Özgür Gündem’i kıyaslayalım. Hangisi daha iyi koşul ve imkanlara sahip?

Kürtçe’yi canlandırmak, günlük hayatın her alanında etkin kılmak ve onu prestijli hale getirmek için Kürtçeye ağırlık vermek gerekiyor. İlişkilerde, çalışmalarda, yazışmalarda, siyasal faaliyetlerde, hasılıkelam her alanda Türkçe yerine Kürtçeyi ikame etmek için, en azında birinci sırayı Kürtçe’ye vermek icap ediyor.

Dil de aynı işlemeyen demir gibi pas tutar. Bu canlı organizma kullanmakla gelişir, zenginleşir, eksiklerini giderir ve gereksinimlerini karşılar. Sadece konuşmakla da değil, yazıp çizmekle, yayın yapmakla, eğitimde, çarşıda, pazarda, evde, sokakta kullanarak asimilasyon ve ona bağlı olarak da kültürel kırım engellenebilir.

Ellimizdeki olanakları dilin gelişmesi için kullanmak durumundayız. Kültürümüz için, onun gelişmesi için, söze dayalı sanatsal ürünleri yaratmamız için bu gerekli.

Bir diğeri de hiçbir mazerete sığınmadan, kurslarla mı olur, başka şekilde mi olur, Kürtler adına siyaset yapanlar, kurumlardaki yöneticiler, sorumlular, seçilmişler, yetkililer ama hepsi, Kürtçe’yi öğrenmeli ve halkla kendi diliyle iletişim içinde olmalıdır.

Nasıl radikal demokrasiden bahsediliyorsa, aynı şekilde radikal bir dil hamlesine de ihtiyaç var.

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89