• BIST 89.113
  • Altın 146,730
  • Dolar 3,6439
  • Euro 3,9308
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 13 °C

Kürt sorununun ağırlığı görülmeye başladı

Ömer Ağın

Toplumun bilimsel gelişme yasası olmadan, yaşamı öğrenmek, tanımlamak ve değiştirmek mümkün değildir. Hangi felsefe ekolüne mensup olursak olalım, hangi dine inanıyor olursak olalım, hangi sınıf ve milletten olursak olalım, hangi siyasi düşüncenin temsilcisi olursak olalım, birlikte hareket edilmeden toplum sorunlarını kalıcı çözüme kavuşturmak kolay olmayacaktır.

Sosyal bilimcilerin; “Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır. Oysa sorun onu değiştirmektir.” demeleri boşuna değildir. Galile’nin; “ben dünya dönmüyor dediğim zaman bile, dünya dönüyor.” demesi reel yaşama dikkat çekmek içindi.

Tam da şimdi büyük laflar sarf etmenin, küçük de olsa iş yapmanın zamanıdır. Toplumun sorunlarını tartışmaya açmak, tartışılan konulara katkıda bulunmaya çalışmak, kendimize olan güveni artıracağı gibi, adil, eşit ve demokratik bir toplumun doğmasını da sağlayacaktır.

Lafı dolaştırmadan hemen şunu söyleyelim; bugün Kürt sorununun adı, “Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürtlerin özgürleşmesidir.” Kürt sorununun özü budur. Sorunun içeriğini kavramak ve çözümüne katkıda bulunmak, yeni bir yöntemi de gerekli kılmaktadır. Bu da sorunun çözüm yolunu belirleyecektir. Çözüm yolu, barışçı, demokratik bir çözüm yönteminden geçmektedir. Toplumun demokratikleştirilmesi ve Kürtlerin özgürleşmesi ancak demokratik bir devletle mümkündür. Ancak herkese eşit mesafede duran demokratik bir devlet yeni kazanımların güvencesi olabilir. “Eski devlet”, yeni hakların koruyucusu ve güvencesi olamaz. Bu düşünce etrafında bir konsensüs sağlansa bile, Kürt sorununun çözümü bir çırpıda olamaz.

Neden mi?

Başta Abdullah Öcalan olmak üzere, Kürt aydınlanması demokratik bir devletin (bütün sınıflara, uluslara ve kurumlara eşit mesafede duran, hukukun üstünlüğüne dayanan) içeriğini tanımlamış durumdadır. Ama bu düşünceye uygun içerikte yeni kavramlar “yeterince” yaratılmış değildir. Bu kavramların hangi pratik mücadeleyle ve hangi kazanımlarla yaratılabilineceğini yaşamın kendisi gösterecektir. Bu güne kadar Türkiye’de biriken kümülatif değerlerle Kürt sorununu bir çırpıda çözüleceği, yeterli olacağı kanısında değilim. Çözüm için başka şeyler de gereklidir ve onun içinde yeni şeyler yapmak gerekir.

Türkiye’de var olan bilgi birikimi ve çözümleyici politik kararlılık sorunu çözmeye yetecek midir? Özellikle barışçı, demokratik çözümün önemli araçlarından biri olan yasal partiler, demokratik kitle örgütleri yeterli birikimlere sahipler midir? Aydınlar, demokratik kitle örgütleri, Türk ve Kürt halkını ne ölçüde pratik olarak yönlendiriyor. Çözümden yana olan partiler, sorunun çözümü için gerekli olan alternatif politikaları yaratmakta yeterli midirler? Toplumdaki demokratik birikim “sorunun çözümünü” dayatıyor mu? Yol temizliğine büyük katkı yapacak Kürtlerin statüsü ne düzlemdedir? Türklerdeki bölünme ve Kürtlerdeki inkâr korkusunu elde edilen kazanımlarla gidermek mümkün müdür? “Sorunun çözümü” için tüm demokrasi güçlerinin birleşmesi gerektiği bir zamanda, aksine “milliyetçilik” üzerinden yeniden atışmaların başlanması ve “Hüseyin Feyzullah” zihniyetinin yeniden hortlaması çözüm zorluğunu işaret etmiyor mu?

Unutmayalım ki toplumsal bir sorunu barışçı ve demokratik yoldan çözmek en zor iştir. Tüm tarafların içine sindirdiği bir birikim yaratmak, üretici güçlerin tahribini asgariye indirmek ve insan kaybını engellemek gerekir. Zaman içinde kangren olan, neşter vurulmasından korkulan, ertelendikçe yanından geçilmez hale gelen bir sorun var ortada. Unutmayalım, “Kürt sorunu” karmaşık ve büyük, omuzlar ise dar...

İşte hendek, işte deve... Niyetlerin dişinde, “çözüm”ün önünde duran en büyük zorluk budur. Engeli ortadan kaldırmak için bilgi birikimi, vicdanlı bir duruş, eşit ve adil bir çözüm anlayışı gerekir. Başarıya götüren birinci yol kararlı mücadele ise, ikincisi de “olmazsa olmaz” alternatif politikaların yaratılmasıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89