• BIST 90.009
  • Altın 145,788
  • Dolar 3,6175
  • Euro 3,9278
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 14 °C

Kürt sorununu görmek...

Ali Bayramoğlu

Her şeye olduğu gibi, Kürt meselesine de uzak açıyla ve mesafe koyarak bakmak mümkün.

Bu açı objektife şunları yansıtır:

1. Ortada 30 yıldır süren bir isyan var, isyanın sahibi PKK yıllar içinde 50 bin insanı ölmek üzere dağa çekecek kadar kuvvetli sosyolojik bir zemin üzerinde hareket ediyor.

Bugün Kürt sorunu denilen mesele de bu isyandan ayrışmaz duruma geldi. Kimlik haklarının kullanımıyla ilgili demokratik reformlar sonrası, Kürt sorunu, tarihi esasıyla, “özerklik ve kendi alanını yönetme” talebiyle tarif edilir oldu. Bu tarifin taşıyıcı merkezi olan PKK'yla, onun güç ve zeminiyle iç içe girdi.

Nitekim, dün olduğu gibi yarın da herhangi bir çözüm süreci, genel bir demokratikleşme halini değil, örgütün yürüttüğü silahlı mücadeleye son vermesini siyaset yoluyla sağlamayı, bunun yanında isyanın doğduğu ve güçlendiği zemini demokratik hamlelerle ıslah etmeyi ifade edecek.

Eğer durum buysa, Kürt sorunu hükümetin iddia ettiği gibi reformlarla çözülmüş ve bitmiş olarak görülemez. Kaldı ki, bu reformlar bile henüz şiddeti üreten bataklığı kurutmuş değildir.

Durum buysa hakim siyasi söylemin de gerçekçi bir karşılığı yoktur. Nitekim son olaylar da halkı tümüyle PKK'dan uzaklaştırmıyor. Tersine milyonların göç etmesiyle, ölüm ve şiddetin sıradanlaşmasıyla, öfkeli ve zaman zaman tahkir edici meydan okuyuşlarıyla bölge büyük bir çatışma alanı haline geliyor ve militarist zihniyet besleniyor.

Sonuç olarak kimilerinin arzu ettiği gibi PKK'sız Kürt sorunu da yok, çözümü de yok...

2. Ancak, bu tespitin karşılığı elbette, PKK'ya teslim olmayı, Kürtleri bu örgüte teslim etmeyi ifade etmez. Tersine devletin işi, tüm rasyonel siyasal sistemlerin yaptığı gibi, çatışmalara son verme ve örgütü silahsızlandırma yollarını aramak kadar, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde siyasi katılımı derinleştirmek ve çeşitlendirmek, çoğulculuğu sağlayacak tedbirleri almak, bunları demokratik ıslah unsurlarının arasına sokmak olmalıdır.

3. Gerek isyanın, gerek sosyolojik zeminin, gerek 30 yıllık çatışma birikiminin tek unsuru silahlı örgüt değildir. Bu isyanın yasal ayağı, meşru siyasal ve toplumsal boyutu bulunmaktadır. Son 30 yıl, bugün yüzde 10 ila 13 arasında değişen, 6 milyon oya sahip, mecliste 59 milletvekili bulunan, 11 belediyeyi yöneten bir siyasi parti geleneğini de doğurmuştur. Pek çok sivil toplum örgütü bu çerçevede üremiş ya da kendisine yer bulmuştur.

Bu meşru ve yasal ayak, hem siyaset, müzakere, uzlaşmayla yumuşayabilecek sert bir sosyolojik dokunun göstergesidir. Hem PKK ile HDP'yi üreten koşulların ve siyasetin aynı kaynaktan gelmesinin ve bunlar arasındaki geçişlerin işaretidir. Siyaset, bu kaçınılmaz durumu cezalandırmaktan çok, onu yönetebilme ve dönüştürebilmek, fırsata çevirebilmek olmalıdır.

4. Siyasi akıl da buna işaret eder. Nitekim çatışmanın tarihi, geldiği nokta, ayrıca son dönemde ulusal sınırları aşması, örgütün bulduğu uluslararası destek dikkate alınırsa, siyasi iktidarın bugün izlediği stratejiyi “PKK'yı yok etme politikası” olarak göstermek gerçekçi değildir. Bu strateji, varoluşsal bir tehdide karşı güvenlik önlemleri almak yanında, örgütün gücünü, etkinliğini, denetim alanını ve iddialarını aşağıya çekme politikası olarak tanımlanabilir. Bu ise bir kesit politikasıdır, yıllar yılı sürdürülebilir nitelikte değildir.

Netice olarak; kim ne derse desin, çatışma evresi, yerini, şu ya da bu aşamada, konuşma ve siyaset aşamasına bırakacaktır.

Mesele biraz da budur...

Bunları görmeden, tartışmadan ya da içi boş karşı politik argümanlarla bugün Kürt sorununu anlamak, tartışmak ve çözmek mümkün değildir.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89