• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -6 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir -1 °C
  • Berlin -4 °C

Kürt sorunundan Kürdistan sorununa

Şahin Alpay

21. yüzyılın Ortadoğu açısından Arap devrimleri kadar önemli bir gelişmesi, muhakkak ki, başta Türkiye olmak üzere birbirine komşu dört ülkede yaşayan Kürtlerin (ve Kürt diyasporasının) dünya siyaset sahnesine çıkması. Öyle ki, Türkiye’nin Kürt sorunu yerini, Başbakan Erdoğan’ın ileri sürdüğünün aksine, “Kürt yurttaşlarının sorunları”na bırakmadığı gibi, uluslararası boyutu hesaba katılmadan çözülebilir olmaktan çıktı. 

Bu bakımdan Paris’te öldürülen Sakine Cansız’ın arkadaşı Avukat Eren Keskin, “Sorunun adı aslında Kürdistan sorunudur… Çözümü de uzun ve zor bir meseledir…” demekte haklı. (Hürriyet, 14 Ocak 2013.) 2008’den bu yana Ankara’nın Irak’taki Kürdistan Bölge Yönetimi ile giderek yakınlaşan ilişkilerine bakıldığında, gerçekte bunu en iyi bilenlerin başında Sayın Başbakan’ın geldiği de söylenebilir. Demirtaş’ın sadece “İmralı” değil “İmralı – Hewler” sürecinden söz etmesi de bundan değil mi? (Milliyet, 16.01.2013)

Son aylarda Kürt sorununun uluslararası boyutu bağlamındaki gelişmeler giderek yoğunlaşıyor. Ankara’nın, bu defa Abdullah Öcalan ile yeni bir barış süreci başlattığını açıklamasından kısa süre sonra Paris’te barış yanlısı üç PKK’lı kadın aktivist katledildi. Bunun hemen sonrasında Rus güvenlik güçlerinin PKK’ya silah sağladığından kuşkulandıkları Aslan Usoyan (“Dede Hasan”), bir ihtimal misilleme olarak, Moskova’da öldürüldü.

Belki daha dikkat çekici bir gelişme, geçenlerde İran’ın resmi haber ajansı tarafından yayımlanan, “ABD Kürtleri İran’a karşı Türkiye üzerinden kışkırtmaya çalışıyor” başlıklı “haber.” Haberde (güya) bir PKK kaynağı özetle şunları söylüyor: “ABD ve İsrail, İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı uyguladıkları yaptırımların bir netice vermediğini görünce, İran Kürtlerini Tahran’a karşı kışkırtması için Ankara’yı kullanıyor. Ankara, PKK’nın İranlı Kürtlerle anlaşması halinde Türkiye’nin Güneydoğusu’nda bağımsız bir Kürt devleti kurulmasına izin verecek...” Mollalar diktatörlüğünün Kürtlerle ilgili paranoyasının nerelere vardığını gösteren çok ilginç bir “haber” bu. (Fars News Agency, 13.01.2013.)

Başka bir ilginç gelişme, Bağdat’ta yayımlanan ve Irak Başbakanı Nuri el Maliki’nin sözcülüğünü yapan Sabah adlı gazetenin genel yayın yönetmeninin, 2012’nin son haftalarında çıkan (“hayırdır inşallah!” dedirten) yorumu. Yoruma göre, Bağdat ile Erbil arasındaki sorunları diyalog yoluyla çözme çabası sonuç vermiyor. Bu durumda Irak’ta Kürtlerle Araplar arasındaki sorunun barışçı bir şekilde çözümü için, bağımsız bir Kürt devletinin kurulması zamanı geldi… (Bkz: David Hirst, Los Angeles Times, 4 Ocak 2013.)

Irak Kürdistan Bölge Yönetimi’nin bağımsız Kürdistan devletine dönüşmesi olasılığı bağlamında, bölge başbakanı Neçirvan Barzani’nin geçen ay Time dergisine söyledikleri çok açıktı: “Bunun için komşularımızdan en az bir bölgesel gücü ve uluslararası alanda büyük bir gücü buna ikna etmemiz gerekir...” (21.12.2012) Buna Kürdistan Demokrat Partisi yönetiminden Safin Dizayi’nin söyledikleri eklendiğinde, Kürdistan sorununda gelinen nokta ortaya çıkıyor: “Bütün Kürtler kendilerine ait bir devlet ister ve bunun rüyasını görür. Ne var ki rüyalar ve gerçekler ayrı şeylerdir. Rüyalar bazen gerçek olur, iyi düşünülmediği takdirde de karabasana dönüşebilir. Şimdiye kadar Kürt liderleri ellerindeki kartları akıllıca ve dikkatlice oynadılar. Irak’ta anayasa uyarınca elde ettiğimiz kazanımları elde tutmayı başardık. Bölgede meydana gelen değişimler ışığında, her şey mümkün.” (Today’s Zaman, 21.10.2012)

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89