• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 1 °C

Kürt sorununda uzlaşma ve mayın

Oral Çalışlar

Çözüm iradesi; hem milliyetçi popülizmi hem de yargıdaki operasyoncu zihniyeti aşabilecek bir cesaret ve bilinç gerektiriyor. 

Kürt sorununda ne zaman uzlaşma yönünde bir adım gündeme gelse süreci mayınlayacak gelişmeler yoğunluk kazanmaya başlıyor.

‘Kılıçdaroğlu Erdoğan görüşmesi’nin açıklanmasının ardından PKK, yol kesip insan kaçırdı. Polis de bu arada boş durmadı, KCK tutuklamalarına yeni bir boyut eklendi: Sağlıkçılara ve doktorlara yönelik operasyon başladı, 90 kişi gözaltına alındı.

AK Parti ve CHP’nin, birlikte hareket mesajından sonra karamsar havayı dağıtabilecek yeni bir dil şekillenmeye başladı. Ancak süreç bir başka operasyonla yeniden gölgelendi: Van’da BDP’li belediye başkanlarına yönelik gözaltına alma operasyonu. 

Yargı ve polis

Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu ile görüşmesinin ardından A Haber’deki programda yargıya ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu: “Tutuksuz yargılanabileceği halde tutuklu yargılanan insanlar var. Bu süreci bizim farklı bir şekilde yumuşatarak atlatmamız lazım. Bunlar ülkede yargıyı da sıkıntıya sokuyor. Yargıya güven ciddi manada artmışken şimdi azalmaya başladı...”

Başbakan’ın yargıya yönelik eleştirileri, son aylarda yaşanmış sıkıntılara işaret ediyor: “(CMK) 250’nin tartışılmasının nedeni MİT Müsteşarımızın Başbakanlık’ın iznine tabi olmasına rağmen şüpheli sıfatı ile çağrılmasıdır. Burada yargı her şeyi hatta yasayı bir kenara koyup yürütme alanına girmiş oldu. Bu madde haddinden fazla yetki doğuruyor...” Başbakan bu durumu ‘devlet içinde devlet’ sözcükleriyle özetliyor.

Başbakan, özellikle Kürt sorununda ve ‘terörle mücadele’ konusunda, yargı ve polisin uygulamalarından şikâyet ediyor. Yargı ve polis, Başbakan’a göre, son dönemdeki operasyon girişimleriyle (MİT Müsteşarı’na yönelik gözaltı girişimi vb) yürütmenin alanına girmiş durumda.

Başbakan’ın düne kadar kullandığı çatışmacı dili, İçişleri Bakanı olarak atadığı İdris Naim Şahin’i ve hükümetin operasyon politikasını da unutmamak gerekiyor. Sürecin bu kadar içinden çıkılmaz hale gelmesinde siyasi iradenin de ciddi sorumluluğu bulunuyor. 

Provokasyonları aşabilmek

CHP ve AK Parti arasında başlayan ve BDP’nin de destek vermesi beklenen süreç, eğer çok ciddi bir ‘kırılma’yla kesintiye uğramazsa gerçekten yeni umutlar yaratabilir.

Böyle adımların atıldığı bir ortamda, demokrasiyi ve uzlaşmayı kesintiye uğratmaya yönelik provokasyonlar gündeme gelebilir. Hükümet de muhalefet de bizden daha iyi biliyor ki bu konuda her zaman olduğu gibi, çözüm isteyenler kadar çözüm istemeyenler de var. “Yetenekliler çözüm ararlar, dahiler ise sorun keşfederler” diye bir söz vardır.

Şimdi seçim ortamındayız. Milliyetçiliğin hâlâ önemli bir ‘oy potansiyeli’ ve ‘güç anahtarı’ anlamına geldiği açık. Cumhurbaşkanı seçilecek. İktidar partisine bir genel başkan ve hükümete başbakan belirlenecek. İşte böyle bir dönemece girilirken Kürt sorunu bütün haşmetiyle siyasetin önünde duruyor. 

Siyasi cesaret

Uzlaşma, çoğu durumda kırılgan bir çabadır. AK Parti ve CHP’nin başlattığı yeni inisiyatifin de ‘fincancı katırlarını ürkütebileceği’ni yani çok belirgin bir kırılganlık içerdiğini görmemek imkânsız. Umarız bu kez liderler, mayın döşeyecek güçlerden korkmadan (ama tabii onları da hesaba katarak) yollarına devam edebilirler.

Tıpçılara ve Van’daki belediyelere yönelik KCK operasyonları sürüyor. PKK silahlı eylemlerinde ısrarlı.

Çözüm iradesi; hem milliyetçi popülizmi hem de yargıdaki operasyoncu zihniyeti aşabilecek bir cesaret ve bilinç gerektiriyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89