• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 10 °C

Kürt sorununda 'Naim Şahin konsepti'

Oral Çalışlar

Her şeyi 'İdris Naim Şahin konsepti'ne indirgeyen anlayış etkinliğini sürdürürse daha büyük tahribatlar gündeme gelebilir. 

Belki de ileride ‘İdris Naim Şahin dönemi’ olarak hatırlanacak günlerden geçiyoruz. Başbakan da İçişlerimizi bu isme emanet etmekten mutlu görünüyor.

Ne olurdu BDP’liler Newroz’u 21 Mart yerine 18 Mart Pazar günü kutlasaydılar? Yok yere bir yurttaşımız yaşamını yitirmemiş olabilirdi. Kürt sorununda varolan umutsuzluk diz boyu haline gelmezdi.

Pazar akşamı, Çırağan Sarayı’nda, Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (GÜNSİAD) Newroz kutlaması vardı. İlk kez Newroz’u İstanbul’da anmaya karar veren GÜNSİAD yöneticileri, ‘uzun süredir uyumaya ve çözümsüzlüğe terk edilmiş’ bir konuyu yeniden hatırlatmak istiyorlardı.

Başkan Şah İsmail Bedirhanoğlu umutsuz ve üzgündü. Hükümetin, konuyu “Operasyon yaptık, PKK’yı köşeye kıstırdık, 3 teröristi ele geçirdik, 5 tanesini imha ettik” noktasına sıkıştırdığını ve çözüm arama umutlarını bir kenara ittiğini söyledi. Karamsarlık yalnızca Bedirhanoğlu’nun hali değildi. Çırağan Sarayı’nda, düne kadar AK Parti’ye destek vermiş, çözüm konusunda bu hükümetin bir şey yapabileceğine inanmış birçok insan benzer bir umutsuzluk içindeydi. Bölgenin AK Partili milletvekilleri de çaresizliklerini ve hayal kırıklıklarını açıktan dile getiriyorlar, ‘çözümsüzlüğe terk edilmiş’ olarak değerlendirdikleri durumdan duydukları kaygıları ifade etmekten çekinmiyorlardı.

İsmail Beşikçi kürsüye çıktı ve eleştirel bir konuşma yaptı. Hükümetin ‘Kürt sorununu terör sorununa hapsetmesi’ne ilişkin tepkilerini dile getirdi. 

Sanki her şey askıya alınmış gibi

AK Parti iktidarının 10. yılındayız. ‘Askeri vesayet rejimi’ bu iktidar döneminde büyük ölçüde sona erdirildi. “Biz yapmak istiyoruz ama asker (statüko) izin vermiyor” gibi kalıplar artık anlamını tamamen yitirdi. Artık çok daha yeni standartlar üzerinden düşünen, hak taleplerini daha çok ciddiye alan bir toplum var.

Hükümetin ‘düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin temizlenmesi’, ‘yargı reformu’, Kürt meselesi, AB vb. konulardaki durağanlık ve belirsizliği uzun bir süredir birçok kesim tarafından tartışılıyor ve eleştiriliyor. Yeni dengeler, yeni cepheler, yeni ayrışmalar oluşuyor.

‘Cemaat-hükümet gerginliği’ de ciddi bir gerginlik ekseni olarak önemini koruyor. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi, ‘kimin başbakan ve AK Parti Genel Başkanı olacağı’ gibi noktalar, gerginliğin boyutlarını doğal olarak arttırıyor.

“Böyle bir ortamda kim ilgilenir Kürt sorunuyla, kim ilgilenir Avrupa Birliği’yle” diyenler de var. Zaten kamuoyu yoklamalarında bir sorun yok. Anketler AK Parti’ye desteğin artarak sürdüğünü gösteriyor.

Ancak, AB, demokratikleşme ve Kürt meselesi gibi konular, üzerine yatılabilecek, “Şu an daha ciddi işlerimiz var, bunları da arada hallederiz” denilebilecek konular değil.

Örneğin, Suriye’de gerçekleşebilecek süreçlerin Kürt sorununa katabileceği yeni boyutları öngörmek çok zor. Yeni şekillenecek Suriye’de Kürtlerin daha özerk ve daha etkili bir konumda yer almaları mümkün. Bu ‘ikinci bir Kuzey Irak’ anlamına gelebilir.

Kuzey Irak’taki giderek yerleşik hale gelen ve istikrar kazanan ‘Kürdistan yönetimi’ de analize dahil edildiğinde, tablonun bölgesel ve küresel derinliği tam anlamıyla ortaya çıkıyor.

Bütün bunları biz düşünüyoruz, tartıyoruz da AK Parti hükümeti ve Başbakan Erdoğan tartıp düşünmüyor mu? Mutlaka düşünüyor. Ancak, anlayabildiğimiz kadarıyla şu an, ‘2014’te kimin nereye oturacağı’,‘başkanlık sistemi’ vb konulara dair analiz ve formüller, bunların hepsinden daha önde gibi.

En ciddi meseleleri ‘ötelenebilir’ olarak görenler, daha sonra hedefledikleri ‘yönetim yapıları’nı kurduklarında veya hedefledikleri koltuklara oturduklarında, çok daha karmaşıklaşmış ve ağırlaşmış tablolarla yüz yüze gelebiliyorlar.

Eğer her şeyi kamuoyu anketlerine ve ‘İdris Naim Şahin konsepti’ne indirgeyen anlayış etkinliğini sürdürürse, daha büyük tahribatlar ve hayal kırıklıkları gündeme gelebilir.

Şunu da hatırlamakta büyük yarar var: Liderlik; başbakanlık, cumhurbaşkanlığı, başkanlık, parti başkanlığı gibi ‘statü’lerden çok, cesaretle ve toplumsal krizlerin üstesinden gelebilmekle ilgili bir kavramdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89