• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 0 °C

Kürt sorununda dar eşik

Mümtaz er Türköne

Kürt sorununda yolun daraldığı bir yere yaklaşıyoruz. Üstelik tam da bu dar noktada aşmamız gereken yüksek bir eşik var. 

Tarafların bütün bildiklerini gözden geçirmesi ve eski hesapları kapatması lâzım. Eski hesapların peşine düşenler bu eşikte takılacaklar. Kürt sorunu, ulusal bir sorun: Ulus-devletle birlikte zuhur etti. Devletin asimilasyon politikaları bu sorunu derinleştirdi. PKK, Kürt sorununu şiddet sarmalının içine yerleştirdi. Bir yandan devletin asimilasyon politikaları, öbür tarafta PKK’nın döktüğü kan, sorunu büyüttü ve bugünkü haline getirdi. 2007 yılında güçlü bir müdahale ile sorunu içine yerleştirdiğimiz çerçeveyi değiştirdik. Son beş yıldır Kürt sorununu bütünüyle farklı bir mecrada çözmeye çalıştık. Şimdi artık bu evrenin de sonuna geldik.

AK Parti hükümeti, askerlerin alanı boşaltması ile birlikte asimilasyon yerine, demokratik entegrasyon politikaları uygulamaya başladı. Anadilde eğitim hakkı dışında, Kürt sorununun varlık sebeplerinin tamamı ortadan kaldırıldı. Eşzamanlı olarak PKK şiddeti tırmandırdı. Giderek Kürt sorunu ile şiddet sorunu birbirinden gözle görünür şekilde ayrışmaya başladı. Geçmişte “Kürt sorunu ayrı, terör sorunu ayrı” dendiğinde bir temenniyi ifade ediyorduk. Bugün ikisi arasında çok basit bir ilişki bile kalmadı. Terör, sadece uluslararası konjonktüre endeksli olarak yükselip alçalıyor.

Bir tarafta eline geçen her aracı ve her fırsatı kullanarak kendi çizdiği rotada ilerleyen bir PKK var. Öbür tarafta, Kürtler için eşit ve onurlu vatandaşlık yolunda çok ileri adımlar atmış bir Türkiye duruyor. İlerlemeyi yeterli bulmayanlar bile iyi niyeti ve samimiyeti teslim ediyor. Kürtlerin üzerindeki, 1990’ların devlet terörü ile derinleşmiş umutsuz psikoloji dağılıyor. Mazeretler, bahaneler, gerekçeler birer birer ortadan kalkıyor. Hem Kürt hem de terör sorununun muhatabı ve sahibi olan Kürt siyaseti bir yol ayrımının tam başında bekliyor: PKK’nın başlattığı kan davasını sürdürmek; veya yeni bir başlangıç yaparak geçmişe sünger çekmek, çözüm için güçlü bir irade sergilemek.

PKK’nın teröre gerekçe yaptığı toprak esasına dayalı çözümlerin tamamı –özerklik, federasyon veya bağımsızlık- Kürtlerin değil, Kürt ulusalcılarının derdine derman olacak. Geçmişte öfke ve acıyla verilen tepkilerin yerini sakin, soğukkanlı tercihlere bırakması gerekiyor. Kendiniz ve çocuklarınız için nerede bir gelecek arıyorsunuz? Tamamının değil, sadece bir kısım Kürt’ün, belirsiz bir hukuk ve düzen içinde Kürt Kürt’e yaşadığı küçük bir toprak parçasında mı? Yoksa, geri kalanlarla eşit ve onurlu bir şekilde yaşayabileceğiniz Türkiye’de mi? Ayrışma açık: Birincisi PKK’nın Kürtlere çizdiği rota; ikincisi ise müşterek istikametimiz. Kararı verecek olan ise Kürtler.

Başbakan Erdoğan, Kürtleri bir tercihte bulunarak bu kararı vermeye zorluyor. Tavrını, “benden bu kadar, şimdi siz benim attığım adımların karşılığını verin” şeklinde özetliyor. Sebebi, PKK ile Türkiye’nin bir siyasî barışa ulaşmasının imkânsız olması. PKK istese bile, örgütsel çelişkilerini aşarak barışı inşa edecek durumda değil. En ileri aşamada bile “barış” PKK’nın stratejik hedefleri ve taktik ilerlemeleri için sakız gibi çiğnenecek bir sözden ibaret. Başbakan’ın açtığı dokunulmazlık tartışması, PKK’nın uyguladığı terör siyasetini kendi sempatizan kitlesi nezdinde sorgulatmayı amaçlıyor.

Bu dar ve yüksek eşiğin önünde duranlar Kürtler. Bugün hamle sırası onların. Belki daha doğru ifade şu: Onlar kararlarını zaten verdiler. İradelerini sergileyecekler ve biz söylediklerini dikkatle dinleyeceğiz. Üstelik ne söyleyeceklerini hepimiz biliyoruz.

  • Yorumlar 9
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89