• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 0 °C

Kürt sorununda 3. aşama

Ali Bulaç

“Kürt sorunu”nda “üçüncü aşama”ya girmiş bulunuyoruz. Birinci aşama 20. yüzyılın ilk çeyreğinde kurulan ulus devletin Kürtlerin kavim olarak varlıklarını inkar edip can acıtıcı asimilasyona tabi tutması; ana dillerini kamusal alanda kullanma yasağını getirmesi; yaşadıkları bölgeyi ekonomik ve sosyal refah bakımından ihmal etmesi. 

İkinci aşama 1984’te silahlı mücadeleye başlayan PKK’nın sorunu Marxist-sol bir zihin ve siyaset evreninde gündeme getirmesi. 1990’lardan sonra kanuni çerçeveyi takip eden Kürt siyasi partileri de silahlı unsurun ideolojik tahayyülünden kopuk olmadılar. Silahlı veya silahsız Kürt hareketinin bugün geldiği nokta ortada:

1) “Kürt sorun”unun varlığını can yakıcı biçimde herkese kabul ettirmiştir;
2) Özünde Kürt milliyetçiliğini barındıran bu hareket ideolojisini ve hedeflerini “yeni durum”a uyarlamada zorluklar yaşamaktadır;
3) İstemese bile soruna taraf “başka aktörler” de sahneye giriş yapmaktadırlar.

Silahlı mücadeleyi seçen Kürt hareketinin yeni durumda önemli handikapları var: “Ulus devlet ve milliyetçilik ideolojisi” yerel kimlikler ve kimliklerin çoğulculuğu; saf etnisite-üstü kalabalık toplulukları ve beşeri havzaları içine alan “bölgesel entegrasyon” zaruretinin kendini dayatması ile küreselleşmenin acımasız biçimde ulus devletlerin egemenlik alanlarına ortak olması karşısında gerilemekte, aşınmaktadır. Silahlı mücadele, terör ve şiddete dayalı “hak arama” dönemi çoktan kapanmış durumda. Yöntemi değiştirme zarureti var. Tabii bunlara, sorunun kalıcı ve nihai çözümünde sadece Türkiye değil, Suriye, Irak ve İran’daki aktörlerin de belli bir mutabakat çizgisine gelmelerinin şart olduğunu eklemek lazım.

Kürt sorununun içine girdiği üçüncü aşamada PKK, Kandil ve BDP’den başka aktörler sahneye giriyor. Devlet ve PKK dışı sivil gruplar, liberal Kürt aydınlar, demokrat Kürtler, kanuni siyaset çerçevesinde örgütlenen ve önümüzdeki seçimlere katılmaya hazırlanan Hüda-Par, AK Parti seçmeni, siyaset-dışı “hizmet veren” topluluklar vs. Bunların içinde dindar-mütedeyyin; Nur cemaatleri kökenli veya İslamcı gelenekten gelen “aydınlar” da dikkat çekiyor. Zannımca önümüzdeki dönemde en önemli rolü de bu aydınlar oynayacaktır, çünkü bunlar belki aktif-güncel siyaseti değil, ancak siyaset düşüncesini, Kürt halkının siyasi algısını ve tahayyülünü etkileyebilecek potansiyelde. Bunu çözüm yönünde bir avantaj, bir şans olarak görmek lazım. Şu var ki söz konusu yeni aktörler dezavantaj rol de oynayabilir. Eğer “dini/İslami renkler”le Kürt milliyetçiliğini tekrar edeceklerse, muadilleri olan Türk, Arap ve Fars milliyetçilikleriyle süren çatışmaya sadece hız katmış olacaklar.

a) Kürtlerin kavim olarak “tanınmaları” -ki bunun ifadesi kavim olarak inkar edilmemeleridir-;
b) Ana dillerini her alanda kullanmaları;
c) Gerekirse pozitif ayrımcılıkla ekonomik ve sosyal refah seviyelerinin yükseltilmesi öncelikli haklarıdır.

Ancak daha ötedeki sorun, Kürt aydınlarının “Kürt kavmini ‘ulus’ olarak tanımlamaları; kendileri gibi birer kavim olan Türk veya Arap ulus devletlerine benzer ulus devlet talebinde bulunmaları veya verili ulus devlete Kürt ulusu olarak ortak olmak istemeleridir. Hangi ırka mensup olursa olsun kişiyi “milliyetçi/ulusçu” yapan bu iki unsurdur. Bırakın bir ırkı, bir Müslüman topluluğu dahi “ulus” olarak tanımladığınızda sekülerlikten, ulusal çıkar egoizminden ve çatışmadan uzak duramazsınız. Pakistan “İslam” cumhuriyetinin kuruluşu, Bengaldeş ve süren trajediler bunun canlı kanıtıdır. Birinci ve ikinci aşamada Müslüman Kürt halkını Kemalistler ve Kürt milliyetçileri sekülerleştirmek istedi; özünde “milliyetçilik” yapan dindar Kürtler de belki istemeden Kürtleri üçüncü aşamada sekülerleştirirler. Çünkü sekülerleştiren ulus devletin kendisidir. Her kavmin Müslüman’ından beklenen şudur: Her din, mezhep ve etnik grubu içine alacak şekilde nasıl yeniden örgütlenebiliriz? Nasıl yeni bir siyasi birlik kurabiliriz? Ben bununla ilgiliyim; yoksa ne Kürt milliyetçiliğine karşı Türk veya Arap milliyetçiliğini kayırıyorum, ne herhangi bir şahısla sorunum var!

  • Yorumlar 6
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89