• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 16 °C

Kürt sorununa NATO çözümü

Yusuf Karataş

NATO, AKP Hükümeti’nin Suriye sınırına Patriot füze bataryaları yerleştirme başvurusunu hemen kabul etti. Artık NATO devrede olduğuna göre Suriye’yi de halleder, Kürt sorununu da çözeriz! Başbakan Erdoğan ve dönemin Genelkurmay Başkanı Başbuğ daha 2010’da çırpınıyorlardı NATO devreye girsin diye. O zaman Suriye meselesi de yoktu. Sadece Kandil vardı. NATO’nun üye ülkelerin güvenliğini tehdit eden bölgeler için de aktif bir rol almasını istiyor, “NATO, Kandil’e girsin” diyorlardı.

Bir ülke düşünün. ABD-NATO’nun ‘tehdit’ olarak gördüğü ve rejim değişikliği peşinde koştuğu üç ülkenin; Suriye, İran ve Irak’ın komşusu olsun. Üstelik bu ülkelerden Suriye’de muhalefetin en aktif destekçisi, Irak’ta Maliki Hükümeti ile çatışmalı ve İran’la da mezhepsel bir görünüme bürünmüş bulunan bölgesel kamplaşmada karşı karşıya olsun. Az buçuk muhakeme gücü olan herkes, söz konusu ülkenin çatışmalar yaşanan sınırına NATO füzesi yerleştirmenin bu ülkeyi savaşın en aktif aktörlerinden biri haline getirmek anlamına geldiğini bilir. Bugün Türkiye’de olan budur.

Şimdi sorulması gereken soru şudur: Acaba ABD ve NATO, Patriot bataryalarını yerleştirmeyi Türkiye’nin güvenliğiyle çok ilgili oldukları için mi, yoksa Türkiye’yi savaşın ön cephesi olarak kullanmak istedikleri için mi kabul ettiler? Aslında bu sorunun cevabı için fazla uzağa gitmeye de gerek yok. İşte Afganistan! NATO askeri 2002’den beri Afganistan’da. Afganistan on yıldır çatışmalar, ölümler ve istikrarsılık içinde debeleniyor.

Ancak AKP Hükümeti’nin NATO üzerinden savaşın ön cephesi olma merakı da nedensiz değil. AKP’nin de kendince hesapları var. Daha Suriye savaşının başladığı ilk günlerde NATO’nun Suriye’de bir ‘tampon bölge’ kurmasını istiyordu AKP. Bunun için de Hatay, Kilis, Ş.Urfa, G.Antep gibi sınır kentlerine konteyner kentler kurulmuş ve Başbakan Erdoğan “Beş yüz bin kişiye yetecek yerimiz var” diyerek Suriyelileri buradaki kamplara çağırmıştı. Ancak Türkiye’nin bütün girişimlerine rağmen ABD ve NATO o dönemde bir müdahaleye sıcak bakmadı. İşte dün Suriye’de adeta tek başına kalan AKP, bugün ABD seçimlerini yeniden Obama’nın kazanması ve ABD Dışişleri Bakanı Clinton’un girişimleriyle Katar’ın Başkenti Doha’da muhalefeti yeniden dizayn etmeye yönelik toplantının yapılmasından sonra rahatladı.

ABD’nin yeniden devreye girmesinden sonra AKP, öncelikli hedefi olarak Suriye’de Kürtlerin denetimindeki kentleri belirledi. Suriye’de iç savaşın başladığı günden bu yana tarafsız bir tutum takınan Kürtlerin yaşadığı bölgelerde çatışmaların yaşanmaya başlaması AKP’nin bu yöneliminin sonucudur. AKP, başta Serêkaniyê olmak üzere Batı Kürdistan kentlerine ÖSO’ya bağlı gruplar üzerinden müdahale etmekte; Kürtleri iç savaşın içine çekmek istemektedir. Hesap basittir: ÖSO’ya bağlı gruplar Esad’ın yönetimini Kürtlere bırakmak zorunda kaldığı Batı Kürdistan’da denetimi elinde tutan PYD ile çatışmaya girerek buraları işgal edecek. Yani ÖSO devreye sokularak hem PYD’nin gücü kırılacak, hem de Esad’ın buraya müdahalesinin koşulları yaratılarak Kürtler muhalefet cephesine kazanılacak (burada bu süreçte Suriye muhalefetinin Doha toplantısına katılan Barzanici Kürt partilere ve Irak’ta Maliki ile çatıştıkça Türkiye ve ABD’ye daha fazla yakınlaşan Barzani’ye de rol verildiğini söyleyerek geçelim). Ve tabii Kürt kentleri çatışmaların içine çekilip istikrarsızlaştırıldığı için NATO müdahalesine, en azından bir ‘tampon bölge’ oluşturulmasına kapı aralanacak. Böylece NATO bizi hem Esad’tan, hem de sadece Suriye’de değil; Türkiye’de de Kürt sorununun çözümü bakımından en kritik mesele olan Batı Kürdistan derdinden kurtaracak!

Bugün ülkede halkın büyük çoğunluğu savaşa karşı olduğuna göre yapılması gereken açıktır: Birincisi, NATO’ya ‘evet’ demenin savaşa ‘evet’ demek anlamına geldiğini anlatmak. Ve ikincisi, savaşa karşı çıkmak ile Suriye’de Kürtlerin geleceklerini belirleme hakkına saygı göstermek ve dolayısıyla Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl demokratik çözümünü savunmak arasında dolaysız bir bağ olduğunu halkın görmesini sağlamak.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89