• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 20 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 22 °C

Kürt sorunun çözümündeki parametreler

Emrullah Beytar

Çözüm sürecinden yeniden çatışma sürecine geçiş yapan Kürt sorunun şiddetle çözümlenemeyeceğini bir önceki yazıda dile getirmiştik. Dünyanın hiçbir siyasi sorunu şiddetle çözümlenmemiştir. Dolaysıyla devlet ile PKK’nin yeniden silaha başvurmaları sadece yeni gözü yaşlı anaların oluşmasına sebep olmuş/olmaktadır. Ne devlet silah zoruyla Kürtlerin en temel insani haklarını vermekten imtina edebilir, ne de PKK silah yoluyla özerklik veya öz yönetim gibi değerleri hayata geçirebilir. Bundan dolayı gidip dolaşıp geleceğimiz yer yeniden müzakere masası olacaktır. Müzakere masası silah ve hislerin değil akıl, vicdan ve adaletin hayat bulduğu bir süreçtir. Peki Kürt sorunu dünyadaki diğer sorunlar gibi sivil siyaset çözecekse, sivil siyasetin atması gereken adımlar neler olmalıdır. Kürt sorunun çözümünü sağlayacak veya var olan anlaşmazlığı aşamalı olarak zayıflatacak konsepte dört önemli parametre bulunmaktadır. Sorunu tam çözmezse de anlaşmazlığı aşamalı olarak zayıflatacak bu konsepte bulunan demokratikleşme, yerinde yönetimlerin güçlendirilmesi, dilsel kimliklerin garanti altına alınması ve toplumsal uzlaşı parametreleri küreselleşen dünyanın dayattığı şartları göz önünde bulundurularak evrensel ölçüler çerçevesinde hayata geçirilmesi Kürt sorununu hemen çözmezse de var olan anlaşmazlığı süreç içinde zayıflatarak aşamalı olarak çözeceği şüphe götürmez bir gerçektir.

 Nihai hedefi var olan anlaşmazlığı ortadan kaldırmaya yönelik olan bu konseptin parametreleri bir bütün olarak hayata geçirilmelidir. Bu konseptin parametrelerinden biri olan “toplumsal uzlaşı” sorunun çözümünde önemli bir katkı sunacağı muhakkaktır. Otuz yılı aşan bir çatışma ortamının toplumda bıraktığı insani, sosyal ve ekonomik yaraların tedavisinde devletin tek başına yeterli olamadığı dünya örneklerinde anlaşılmaktadır. Sivil toplumun yeniden başarılı bir şekilde inşa edilebilmesi, siyasal barış sürecine kalıcılık ve istikrar getirebilmesi için çatışma sürecinde oluşan zararların giderilmesi bir zorunluluktur. Bundan dolayı bütün toplumu kapsayan bir rehabilitasyon süreci toplumsal barış ve uzlaşının devamlılığına önemli katkı sunacağı düşüncesindeyim. Bu rehabilitasyon sürecinden toplumsal barış ve uzlaşı adına maksimum faydayı elde etmek uyulması gereken yol haritasında üç önemli istasyon bulunmaktadır.

Militarizmden Vazgeçmek

Militarizmden vazgeçmeden kasıt, köy korucularının, devletin çatışma bölgesinde farklı isimlerle görevlendirdiği özel timlerin ve çatışma bölgesindeki PKK militanlarının tasfiye edilmesi gerekir. Çatışma bölgesindeki düzenli ordu birliklerinin oranı NATO sorumlulukları çerçevesinde minimize edilmelidir. Toplumsal barış ve uzlaşının devamlılığı için bu tasfiyenin yapılması bir zorunluluktur.

Çatışmanın Neden Olduğu Yaraları Sarmak

 Barışın toplumun tüm katmanlarına uzanacak bir sürece dönüşmesi devlet kurumlarının ve toplumsal güçlerin birlikte çatışmanın neden olduğu zararları iyileştirme ve rehabilite etmeye katılımlarıyla mümkündür. Bu bağlamda yapılması gereken işler;

 -Çatışma bölgesinde boşaltılan üçbin’e yakın köyün yeniden inşa edilmelidir.

  -Bölgeden kaçan halkın, devletin iskan önlemlerine karşı duyduğu güvensizlik nedeniyle köylerinin yeniden inşasında devletin mağdur olan ailelere parasal kaynak aktarımı yapılmalıdır. Geçen dönemde çıkarılan Terörle mücadeleden doğan zararların karşılanmasına ilişkin kanunun amacına uygun kullanılmadığından bu kanunun arkasına sığınmaktan kaçınılmalıdır.

- Bölgenin doğal yaşam kaynaklarının güvence altına alınması ve yaşam hakkına yönelik tehditleri bertaraf edilmesi amacına yönelik olarak bölge mayınlardan temizlenmelidir. Mayınların temizlenmesi noktasın da Türkiye cumhuriyeti devleti mayın yasaklama anlaşması ile uluslar arası kamuoyuna vermiş olduğu sözü halen yerine getirmediğini de belirtmek isterim. Bu üç nokta çatışmanın neden olduğu yaraları sarmaya hizmet edeceği gibi toplumsal barış ve uzlaşı sürecinin başarılı olmasına da hizmet edecektir.

Çatışmanın Parasal Olmayan Yaraların Tedavisi

Barışı orta ve alt siyasal/toplumsal katmanlarda istikrarlı bir şekilde tesis ederek korunmasını istiyorsak çatışmanın parasal olmayan yaralarını da tedavi etmek gerekmektedir. Bu yaraların sağlıklı bir şekilde tedavi edilebilmesi için sadece devlete ilişkin değil toplumsal bir programında geliştirilmesi gerekmektedir. Bu toplumsal programda devletin görevi; bölgeden kaçan halkın geri dönmesini ve tekrar uyumu sağlanmanın yanı sıra bireysel ve kolektif travmaları ele alacak önlemlerde içermelidir. Travma Kürt halkıyla sınırlı tutulmamalı, aynı zamanda çatışma bölgesinde görev yapmış bulunan eski-yeni bütün güvenlik mensuplarını, özel tim mensuplarını, köy korucuları ve ailelerini de kapsayacak şekilde geniş tutulmalıdır.

Özellikle topluma yeniden uyum ve travmaların tedavisi çerçevesinde her iki taraftan çatışmaya girmiş olan gençler için özel programlar geliştirmelidir.

Toplumsal barış ve uzlaşmayı teşhis edecek olan bu üç aşamanın bir anlam ifade edebilmesi için genel bir af’ın ilan edilmiş olması gerekir. Ancak böyle bir ortamda silahlı çatışma sonucunda toplumsal geleceğin nasıl olacağı yönünde toplum-devlet projesi ortaya konulabilir. Böyle bir proje; bir taraftan çatışmanın/savaşın yaralarını sarabilmeli -ki halklar/çatışan taraflar geçmişe bir çizgi çekebilsinler-, ve diğer taraftan da çatışma/savaş mağdurlarının adalet gereksinimleri karşılayabilmelidir.

Komisyonlar Kurulmalı

İnsan hakları savunucularının, hukukçuların, uzmanların, sosyal danışmanların ve sivil toplum örgütlerinin içinde bulunduğu komisyonlar kurularak anlaşmazlığın farklı boyutları ortaya çıkarılmalıdır. Bu komisyonlardan ilki “aslında ne olmuştu” sorusuna cevap aramalıdır. İkinci komisyon ilk komisyonun resmi raporuna dayanarak af kriterlerini belirlemelidir. Üçüncü komisyon çatışmada mağdur edilen kişilerin zararlarının tespit edip giderme yönünde çalışmalar yapmalıdır. Hükümet bu konsepte ki parametreleri hayata geçirebildiği ölçüde sorunun barışcıl yöntemlerle çözümlenmesi kolaylaşacaktır.

Kürtler’in eşit yurttaş olma talepleri onların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşamak istediğinin açık göstergesidir. Bu gösterge ve irade anlaşmazlığın barış içinde çözümlenmesinde reel bir zemin oluşturmaktadır. Bundan dolayı barış süreci çerçevesinde farklı aktörler arasında Türkiye’nin ortak geleceği ve siyasal yapılanması konusunda bir diyalog başlatılmalıdır ki bu çatışmalı süreç bir an son bulsun ve başka annelerin yüreği parçalanmasın. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89