• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -4 °C

Kürt sorunu ve çözümü

Ali Bulaç

Negatif siyasetin iki versiyonu da arzuya şayan değildir. Terör kuralsız savaş olup masum sivillerin canına kasteder; adil ve haklı sebebe dayanan meşru savaş da her halükarda yıkım getirir.

Vicdan ve akıl sahibi kimse PKK'nın şiddet ve terörü hedefleyen silahlı mücadelesini tasvip edemez. Kaldı ki Kürt siyaseti içinde yer alanlar da PKK'nın son eylemlerini “kirli, provokatif ve amaçlı” bulur. Bu mücadelenin bir an önce sona ermesi bu topraklarda yaşayan herkesin yararınadır. Terör veya savaş birer olgudurlar, bünyeye musallat olan ölümcül bir hastalığa benzetebiliriz. Yapmamız gereken, hastalığı teşhis edip doğru tedavi yöntemi uygulamak.

Kürt sorunu, bünyenin hastalığına işaret eder. İlk adım olarak doğru bir teşhis koyalım. Ben yıllardır İslami açıdan şu teşhis ve tedaviyi öneriyorum:

1) Hoşumuza gitse de gitmese de “Kürt sorunu” “bir kavmin kimlik sorunu”dur. Yani adına “Kürt” denen bir kavim –dindarı, laiki, milliyetçisi, marxisti dahil- kavimlerinin kimliğinin tanınması konusunda icma etmiş bulunmaktadırlar. Demek ki bu kavmin Türk değil, Kürt olduğunu kabul edip kimliğinin ifadesinin önündeki yasal ve anayasal engeller ortadan kaldırılmalıdır.

2) Bu kavmin dili vardır. Bu Kürtçe'dir. Kürtçe de Türkçe, Arapça gibi Allah'ın ayetlerindendir. Kürtler dillerini özel, sivil ve kamusal alanlarda kullanma haklarına sahiptirler. Türkiye'nin misak-ı milli sınırları dahilinde resmi dil Türkçe olmak üzere Kürtçe'nin özel, sivil ve kamusal alanlarda kullanımı için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Yöre isimlerinin aslına irca edilmesi veya çift dil kullanılması bu bağlamda ele alınır.

3) Bölgenin ekonomik ve sosyal refah seviyesi yükseltilmelidir. Bu ekonomik politikalarla ilgili bir düzenlemeyi gerektirir.

4) Diğer ülkelerdeki akrabalarıyla ilişkilerini kolaylaştırmak üzere gevşek markaj bir bölge politikası takip etmek gerekir ki, bu aynı zamanda bölgenin refah seviyesinin yükseltilmesinde itici rol oynayacaktır. Bu da yeni bir bölge tasavvurunun (bölgesel entegrasyonun) geliştirilmesini zorunlu kılar.

Bu dört madde temel haktırlar; PKK'nın var olması veya olmamasıyla ilgili değildirler, hiçbir şekilde pazarlık konusu yapılamazlar, oylamaya sunulamazlar. İlk ikisi önceliklidir yani hemen ve şimdi hayata geçirilmelidirler.

İyi gitsin diye sesini çıkarmadığımız “çözüm süreci”nde yanlış olan şuydu:

a) AK Parti iktidarları, diğer hükümetler gibi bu temel hakları terörden bağımsız hayata geçirmedi, aksine PKK ile ilişkilendirdi.

b) Sadece PKK'yı muhatap aldı, muhafazakâr-dindar ve İslamcı Kürtleri “sizi ben temsil ediyorum, susun ben konuşurum” dedi. Oysa bölgede AK Parti dışında geniş bir Kürt gerçeği var.

c) Tabii ki PKK ile görüşülmesi, pazarlık yapılması lazım. “Devlet örgütle konuşmaz” retoriği içi boş bir slogandır. Ancak PKK ile görüşülecek olan “askeri konular”dır. Mesela “dağdan nasıl inilecek, hangi şartlarda silah bırakılacak, genel af mı ilan edilecek vs.”

d) Eğer yukarıda sıraladığımız dört haktan öncelikle ilk iki hak tanındığı halde PKK yine silaha sarılsaydı, kimsenin elinde hükümeti suçlayacak tek bir gerekçe kalmazdı. Hükümet 13 senedir kimlik ve dil haklarını tanımıyor.

Kürt hareketini IRA ve Bask ayrılıkçı hareketlerden ayıran farkı, 1984'te hareketin silahla başlayıp 1990'larda kanuni siyasete yönelmesidir. IRA ve Bask'ta önce siyaset sonra silah devreye girmiştir. Buna rağmen bugün HDP Kürt hareketini demokratikleştirme yönünde önemli adımlar atmaktadır. HDP'yi, -gölgesi altında olsa bile- PKK'dan uzaklaştırmak yerine kucağına itmek büyük hata olur. HDP'ye 80 milletvekili veren seçmen onun silahtan uzak söylemine kredi açtı. Demirtaş da açıkça PKK'ya çatışmaları durdurması çağrısında bulundu.

PKK ana aktörlerden biridir. Ancak PKK içinde PKK'lar vardır. Kürtlerin haklarını silahla arayan PKK olduğu gibi, “derin PKK” ve “bölgesel-küresel güçlerle iş tutan PKK” da var. Kürt siyasetçileri bile PKK'nın “kirli eylemleri”nden söz ediyorsa, burada bir teşehhüd miktarı duralım.

Çözüm istiyorsanız, diniyle tutarlı bir Müslüman gibi davranın ve dört temel haktan ilk ikisini hemen hayata geçirin, aksi halde kıyamete kadar bu topraklarda kan akmaya devam edecektir. İslami açıdan sorunların çözümü basittir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89