• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 11 °C

Kürt sorunu unutulmaya yüz tutarken...

Ali Bayramoğlu

Siyaset "tartışabilmek" demektir; sorunları konuşarak çözmek, kararları müzakere ederek almak demektir.

Siyaset "iletişim" demektir...

Siyaset bir toplumdaki farklı beklenti, öneri ve taleplerin belirli kurallar ve yasalar çerçevesinde karşı karşıya gelmeleri "birbirlerini etkileyerek, birbirlerinden beslenerek, birbirlerini çürüterek", kararlara zemin oluşturması demektir.

Siyaset, farklı kesim ve talepler arasındaki fikir alışverişinin ve ortak payda arayışının tek vasıtası olan "düşünce özgürlüğü" demektir.

Tartışmanın, konuşmanın, düşünce özgürlüğünün bittiği yerde siyaset de biter, anlamını yitirir.

Siyaset bitince küfür başlar, kavga başlar, kaba güç devreye girer.

Küfür ve şiddet sadece ilkelliğin ve edepsizliğin göstergesi değildir.

Farklı olanların düşüncelerini karalayan, reddeden, yok edilmesi gereken düşman ilan eden bir zihniyetin de ifadesidir.

Türkiye'nin önemli sorunlarından birisi bu...

Siyaset eksikliği, siyaset algısı bozukluğu, siyasi alan darlığı...

Bu, aslında hep böyle oldu...

Şöyle de diyebiliriz: Türkiye'de demokrasinin önündeki en büyük tehlikelerden birisi, siyasi alanın dar alana hapsolunması, dar alanda iç çatışmalarla dar rekabete mahkûm edilmesi ve bir savaş ideolojisine dönüştürülüp tartışmalardan arındırılması olmuştur...

Malum, bu yıllarca karşımıza daha çok haki renkle çıktı...

Ama her zaman böyle olmaz, karşınıza sadece haki renkle çıkmaz...

Başka renklere de bürünür...

Bugün, özellikle son dönemlerin, Kürt hareketinin siyasi alanını, dahası özgür düşünce alanını hedef alan resmi politika bunun açık göstergelerinden birisidir...

Benzeri pek çok...

Unutmayalım, "Ne mozaiği ulan, böyle demokratikleşmenin yedi sülalesini..." diyen zihniyet aramızda, hatta içimizde yaşıyor...

"Kurşun atan da kurşun sıkan da bizimdir..." diyen zihniyet de öyle...

Dink'e sıkılan kurşunlara tebessümle bakanlar hâlâ buradalar...

Sorunları hafife alınca, "öfke ve şiddeti toplumsal tepki sanınca", barut alev alır.

Kürt sorununun Güneydoğu merkezli, Kandil Dağı'na sıkışmış bir sorun olmaktan çıktığını yana yakıla anlatmaya çalışıyor birçok insan...

Kürt sorunu siyasi açıdan artık bir kent ve ülke sorunu...

Kürt sorunu sadece Yüksekova, Van, Diyarbakır'da değil, İstanbul, Mersin, İzmir, Adana'da baş gösteren bir sorun...

Dağ gibi, dev gibi etnik bir sorun...

Sorunu bu boyuta taşıyan resmi politikalar oldu.

25-30 yıl süren çatışma, şiddet, baskı ağır toplumsal ve politik sonuçlar üretti.

Bunlardan birincisi zorunlu ve kitlesel göçtür. Bu göçün yarattığı en önemli mesele Batı'da ve Güney'de karşımıza çıkan gettolaşmadır. Türklerin ve Kürtlerin iç içe değil, karşı karşıya yaşamaya başlaması, karşılıklı ötekileşmenin mekânsal ve politik olarak hızlanmasıdır.

Bu durumun yarattığı ve yaratacağı tehlikeli karşılaşmalara dikkat!

Kriz tartışmaları bile kendi başına, Kürt sorunu üzerinden asayiş gözlüğünü öne alıyor...

Oslo sürecine benzeri durumlar, siyaset hamleleri fikren yara alırken, KCK operasyonlarıyla diğer araç, asayiş zırhlısı hızla yol almaya devam ediyor...

Asayiş madalyonunun öte yüzü şiddettir...

Şiddete dikkat...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89