• BIST 84.208
  • Altın 147,192
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 0 °C

Kürt sorunu Filistinleşiyor, farkında mısınız?

Yusuf Karataş

Haber spikeri ekrandaki fotoğrafı anlatıyor: “Bu fotoğrafı ilk gördüğümde Filistin mi diye düşündüm. Sonra bu fotoğrafın Hakkâri’de çekildiğini öğrendim.” Söz konusu fotoğrafta yüzleri puşili gençler ellerinde silahlarla barikat arkasında duruyor. Ama spiker, bu fotoğrafı yaratan politikayı göz ardı edip haberi “terörün kentlerde kol gezmesi, pervasızlaşması” biçiminde verdiği için aslında Kürt sorununun Filistinleşmesine hizmet ettiğinin farkında değil!
Hatırlıyor musunuz, Davos’ta Şimon Peres’e “Siz çocuk öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyerek ‘kahraman’ olmuştu Erdoğan. Daha birkaç gün önce Cizre’de üç çocuk öldürüldü. ‘Çatışma sırasında çöken duvarın altında kalarak öldü’ diye yazdı gazeteler 7 yaşındaki Baran için. Ardından polis yine Kızıltepe’de bir çocuğu daha öldürdü. Diyadin’den Varto’ya, Silvan’dan Yüksekova’ya ve Lice’den Cizre’ye yaklaşık iki aydır Kürdistan coğrafyasındaki görüntü değişmiyor. Sokağa çıkma yasakları eşliğinde kuşatılıp bombalanan kentler, mahallelerini savunmaya çalışan gençler, katledilen çocuk ve siviller, sarı-kırmızı-yeşil bayraklara sarılı cenazelerini taşıyan acılı-öfkeli halk…Görüntü çok net; en çıplak haliyle sokaklarda dolaşan devletin şiddeti ve kendini savunmaya çalışan bir halkın direnişi. İşte bu görüntü her geçen gün Kürt sorununu daha fazla Filistinleştirirken, “Eyyy Netanyahu” diye bağıran Erdoğan’ı da Netanyahu’ya daha fazla benzetiyor.

Filistin demişken Hamas’ı da unutmamak gerekiyor. İsrail yönetimi, Gazze’de yerel iktidarı elinde bulunduran Hamas’ı terörist olarak görüyor. Tıpkı Kürt coğrafyasındaki belediye başkanlarının terör destekçiliği iddiasıyla tutuklanması gibi. Ama gelin görün ki Ağustos başlarında Hamas lideri Halid Meşal Türkiye’ye gelerek Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü. Bu görüşmeden sonra Türkiye’nin Hamas ve İsrail arasında arabuluculuk yaptığı iddiası gündeme geldi. Hatta bu görüşmeden sonra Davutoğlu’nun danışmanı Yasin Aktay, Hamas ve İsrail arasında kapsayıcı bir anlaşma yapılmasını beklediklerini açıklamıştı. İşte Hamas için arabuluculuğa soyunanlar, kendi ülkelerinde görüşme masasını deviriyorlar. Savaşı tırmandırıp ateş çemberine döndürdükleri Kürdistan coğrafyasında çocukları katlediyorlar.

Daha birkaç ay önce Kürtler seçimlerde HDP’ye oy vererek demokratik birlikten, eşit haklara dayalı birlikte yaşamdan yana olduklarını ilan etmişken AKP-Erdoğan’ın iktidarlarını kaybetmemek için tırmandırdığı savaş, Kürtlerde giderek duygusal kopuşa yol açarak Kürdistan coğrafyasını Filistinleştiriyor. Ancak Filistinleşmenin tek nedeni devletin şiddeti değil. Duygusal kopuşu yaratan diğer önemli bir neden de Türk halkında, her milliyetten işçi emekçilerde devletin uyguladığı şiddete karşı Kürt halkı ile dayanışma duygusunun zayıf kalması. Mazlum Filistin halkına karşı duyulan yakınlık ve dayanışmanın Kürt halkına karşı duyulmaması. Bunda elbette 30 yıllık savaşa bağlı olarak tırmandırılan milliyetçilik ve şovenizmin önemli bir etkisi bulunuyor. Mesela geçtiğimiz günlerde İsrail askerlerinin kolu alçılı Filistinli çocuğu gözaltına almak istemesi herkeste büyük bir öfke yaratmıştı. Ama bir de polisin Hakkâri’de 2008’de Cüneyt Ertuş adlı bir çocuğun kolunu kırdığı ya da 2009’da dipçikle Seyfi Turan’ın kafasını parçaladığı görüntülere de bakın. Fark görecek misiniz?

Öte yandan bilinmelidir ki savaş, siyasetin başka araçlarla devamı ise bugünkü savaş sadece Kürtlere karşı yürütülmüyor. Bu savaş, AKP-Erdoğan iktidarına karşı bütün halk güçlerini yıldırmaya, teslim almaya yöneliktir. Ve bir yandan Kürdistan coğrafyasını Filistinleştirirken hakların kardeşliğini, her milliyetten işçi-emekçilerin birliğini de baltalıyor. Duygusal kopuş-kırılmayı tamir ederek Filistinleşmenin önüne geçmek, halkların eşitlik ve kardeşlik temelinde demokratik barışçıl bir geleceği birlikte kurmasını sağlamak için savaş siyasetine karşı barış için birlikte mücadele etmekten başka bir yol bulunmuyor. 1 Eylül Dünya Barış Günü, alanlarda barış mücadelesini, Barış Bloku’nu büyütmenin bir adımı olmalı ve bu birlik 1 Kasım seçimlerinde AKP-Erdoğan’ın savaşçı politikalarıyla hesaplaşmanın bir olanağı haline getirilmelidir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89