• BIST 83.048
  • Altın 147,105
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Ankara -5 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin -2 °C

Kürt Sorunu bitmeden demokrasi kurulamaz!

Ergun Babahan

Bölerek yönetmeye çalışıyorlar bu karmaşık süreci. Müslümanları terörist ve AKP’li, Kürtleri muteber ve hain, çevrecileri Gezici ve saygın yurttaş olarak. Kurnaz bir şark zihniyetinin bütün örnekleri karşımızda. Arsız, utanmaz, çapsız ve vizyonsuz bir kadroyla karşı karşıyayız. Tek dertleri ayakkabı kutularındaki dolarlar ve lüks mercedesleri.

Kürtleri, Cemaati, çevrecileri, demokratları, solcuları birer birer ezmeyi, sindirmeyi ve iktidarlarını sürdürmeyi amaçlıyorlar. Her attıkları adım çevrelerindeki çemberi daha da daraltmaktan başka bir sonuç vermiyor aslında.

Türkiye’nin en önemli sorunu demokrasi sorunudur, onun ayrılmaz parçası ise Kürt sorunudur. Cizre’ye gitmeden ahkam kesen, Diyarbakır’ın PKK’nin arkasında olmadığını iddia eden köşe yazarlarına aldırmayın, gelinen noktada Kürt ve PKK sorunu bir ve tektir. 

Kürt sorununun bu şartlarda çatışmalı bir süreçten geçmesinin yolunda da bir engel yoktur. Kürt meselesi gündeme geldiğine ne yazık ki, AKP muhaliflerinin çoğunluğunun muhalefeti sona ermekte ve devletin yanında olmak adına AKP’nin yanında yer almaktadır.

Dünya görüşü, inancı, yaşam biçimi ne olursa olsun, herkesin Kürt’le eşitliği içine sindirmesi şart.

Eğer, demokrasiyi baştan kuracaksak bunun ön şartı Kürtlerin eşit yurttaşlığından geçiyor. Türkiye bunu kabul etmediği sürece demokratik bir hukuk sistemine sahip olamayacaktır. PKK yok olsa bile yerine bir başka Kürt örgütü çıkacaktır.

Kürt Sorunu’nun devlet açısından üç çözüm yolu var: Demokratik müzakere ve çözüm, imha veya tehcir.

Şırnak, Cizre ve Sur’da tanıklık ettiğimiz devlet siyaseti isyan eden Kürt kentlerinin yerle bir edilerek insansızlaştırılmasının amaçlandığını gösteriyor. Devlet özellikle sınır bölgelerindeki Kürt yerleşim merkezlerini boşaltma amacında görünüyor. Yakın zamanda buraya TOKİ eliyle Suriye Araplarının yerleştirilme projesi gündeme getirilirse şaşırmamak gerekir.

1915’in günümüz koşullarına uyarlanmış bu modeli bir süre sonra bölgeden Avrupa’ya yönelik Türkiye Kürtleri göçünün başlamasına neden olabilir.

Tüm Kürtleri imha imkansız olduğu için bölgenin kritik bölgelerinin Kürtsüzleştirilmesi devlet açısından başarı şansı yüksek bir siyaset olarak görünüyor.

Dünyanın giderek kaotik bir döneme girdiği günümüz koşulları Birinci Dünya Savaşı öncesi döneme benziyor. Böyle bir ortam her ülkenin kendi derdine düştüğü, başkasının derdiyle ilgilenmediği bir atmosfer yaratıyor. Türkiye bu ortamda asimilasyon ve yeniden iskan politikalarına dönebilir. Devletin hafızasında bu konuda oldukça fazla malzeme var.

Ancak tıpkı Ermeni meselesinde olduğu gibi, Kürt sorunu da artık uluslararası bir mesele. Avrupa’nın, Amerika’nın, Rusya’nın müdahil olduğu, sıcak çatışma içine girdiği ve yansımalarını kendi bölgelerinde hissedeceği bir sorun. Ankara’nın politikalarına bir noktaya kadar göz yummaları, kendilerini rahatsız edeceği noktada dur demeleri kuvvetle muhtemeldir.

Bugün gelinen noktada Kürt sorununun yeniden şiddet ile anılması Saray ve AKP’ye istediği otoriter, hukuk dışı uygulamaları gerçekleştirme fırsatı veriyor. Terör örgütü yaftası altında istediği gazeteye el koyabiliyor, istediği ekranı karartıyor, istediğini hapse atıyor.

Türklerin görmesi gereken gerçek, Kürtler huzur bulmadan kendilerinin de bulmayacağıdır. Bu yakıcı sorunun demokratik yolla çözümü konusunda Batı’dan güçlü bir ses yükselmediği, Türkler bölünme korkusundan kurtulmadığı sürece demokratikleşme gerçekleşmeyecektir. Bugün AKP, yarın başka bir iktidar bu sorunu demokrasi alanını daraltmak için kullanacaktır.

PKK’ye silah bırakma, HDP’ye akıl verme çağrıları yapanların dönüp bir de Türklere ‘‘Artık Kürtleri silahla yenemezsiniz, Kürtler siyasi statü talep ediyor, bunu görmezden gelemezsiniz. Kürtlerle eşit yurttaşlığı sindirin çağrısı’’ yapması gerekiyor. Türkiye, Türk Sorunu’nu çözemediği için Kürt sorununu çözemiyor ve bir türlü istediği demokratik seviyeyi yakalayamıyor.

Bu yaşananlar hukuku, devleti ve toplumu çürütüyor. Ölümler sıradanlaşıyor, yolsuzluklar, hukuksuzluklar sıradanlaşıyor. Her şeyin sıradanlaştığı bir ülke vicdanını, ahlakını kaybetmiş bir ülkedir ve yaşamını uzun bir dönemde sürdüremez. Bu çürüme yıkıcı bir çürüme.

Ne devletin, ne de Kürtlerin kazanma şansı olmadığı bu savaşın tek kazananı şimdilik iktidar. Ama artan ekonomik sıkıntılar, dünyada giderek yalnızlaşma, kaba şiddettin kendi kapılarına kadar geliyor olması, onları da yakında rahatsız ve tedirgin etmeye başlayacak.

Kayseri’de gözaltına alınan ve tutuklanmaları talebiyle adliyeye sevk edilen Boydak Ailesi bunun bir örneği. Manisa’da Hizmet’e yardımda bulunduğu için gözaltına alınan kadınlar bunun bir başka örneği. Türkiye’nin Doğusu’nda hukuku hakim kılamazsanız, bunun mücadelesini vermezseniz; Kayseri’deki, Konya’daki, Manisa’daki hukuksuzluklardan şikayet etme hakkınız olmaz. Olsa da bir sonuç vermez.

Bu savaş hukuksuzluğu, yolsuzluğu, kirliliği bir pelerin gibi örtüyor, gözünüzü bağlıyor. Görün artık, Kürdü kabul etmeden ne demokrasiyi kurabilir ne de hukuku hakim kılabilirsiniz. Tercih Türklerin aslında. (Haberdar)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89