• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 12 °C

Kürt siyasetinde kavşak noktası

Ali Bulaç

7 Haziran’da sandıktan çıkan sonucun genelde Türkiye’yi ve özelde Kürt siyasetini bir kavşak noktasına getireceği konusunda en ufak bir şüphe yok. HDP’nin seçimlerde alacağı sonuç sadece Kürt sorununun değil, bizatihi Kürt siyasetinin de yeni bir şekil almasını sağlayacaktır. Şöyle ki:

Kürt siyasetini biri “negatif”, diğeri “pozitif” olmak üzere iki versiyona ayırmak mümkün. Siyaset bilimi açısından “negatif siyaset” yasa dışı bir örgütün yürüttüğü silahlı mücadeledir. Devletlerarası “savaşlar” da bir tür negatif siyaset yoludur. Kürt siyasi hareketi PKK’nın başlattığı silahlı mücadeleyle “negatif” olarak başladı. “Pozitif” adını verdiğimiz siyaset ise kanuni yolları takip eden “demokratik parti” yoludur ki, bugüne kadar bu siyasetin asgari beş partisi olmuştur. Son kanuni Kürt siyasi hareketi HDP çatısı altında yürütülmektedir.

Burada önemli nokta şu ki, İrlanda ve İspanya gibi ayrılıkçı hareketleri Kürt siyasetinden ayıran ana nokta, bu iki ülkede önce “pozitif siyaset” yolunun takip edilmesi, bu yolla arzulanan netice alınamayınca “negatif siyaset” yolunun seçilmesidir. Türkiye’deki Kürt siyaseti ise tam aksine, önce negatif yol seçildi, belli bir mesafe alındıktan sonra 1990’ların başında pozitif parti siyasetine geçildi. Bu yüzden Kürt siyasi hareketinde parti(ler), ister istemez silahlı mücadele yürüten PKK’nın genel stratejisini, önceliklerini ve öngörülerini kaale almak durumunda kalmışlardır. Bu bir durum tespitidir, Kürt siyasetinin ve Türkiye Kürt sorununun gerçeğidir.

Geldiğimiz noktada Türk devletinin bütün imkânlarını kullanarak Kürt hareketini kendi arzuları doğrultusunda şekillendiremeyeceği hakikati ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bunu geçmişte Genelkurmay başkanları da dile getirdi. PKK da, ilanihaye silahlı mücadele ile arzuladığı sonucu alamayacağını anlamış oluyor. Şartlar hem Türk devletini hem PKK’yı yeni arayışlara sürüklemektedir. Küresel gelişmeler, bölgenin geldiği nokta ve hem Türkiye hem Kürt kamuoyu artık sonuca götürecek bir “çözüm süreci”ni satın alıyor. İşte tam bu noktada pozitif siyaset yürüten kanuni Kürt hareketi yani HDP ve HDP’nin şekillendirdiği yeni siyasetin toplumsal, bölgesel ve küresel güçlü bir arka planı ortaya çıkıyor. Kürtler içinde son derece ciddi bir kanat iki fikri öne sürüyor: Biri “Kürtler Türkiye’den ayrılamaz ancak Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Kürtlere biçilen statü de kabul edilemez. Biz sorunlarımızı Türkiye içinde kalarak ve Kürtlerin dışındaki diğer ana gövde ile birlikte çözmeliyiz.” Diğeri “Silahlı mücadele yoluyla alınabilecek sonuç bu kadardı. Bundan sonrası kanuni siyasete aittir. Sorunlarımızı güçlü bir demokratik hamle ile TBMM çatısı altında çözmeye çalışacağız.” İşte HDP’yi hem Kürt hem Türk kamuoyunda öne çıkaran, barajı aştıracak noktalara getiren asıl motivasyon budur, yoksa sadece AK Parti’nin önüne kesecek faktör olması değildir.

Tabii ki silahlı mücadeleden yana olanlar var ve bunlar HDP’nin barajı aşmasını istemiyorlar. Bunların içinde siyaset üzerinde vesayeti daim kılmak isteyen iç derin odaklar ile Kürt hareketini hem bölgenin hem Türkiye’nin aleyhinde kullanmak isteyen küresel güçler var. Bu ayrı bir konu.

7 Haziran seçimleri kritik eşiktir. Kürt siyasi hareketinin en büyük handikapı barajdır. Hakikaten yüzde 10 barajı hem çok yüksek bir çıtadır, hem adaletsizdir. Baraj öncelikle Kürt siyasi hareketinin legalleşmemesi için konulmuştur. 12 Eylül askeri rejiminin bu çıtası bugün Milli Görüş hareketini de engellemek gibi bir fonksiyon görmektedir. HDP barajı aşarsa AK Parti’yi hayli zorlayacaktır. Bu AK Parti muhalifleri için bir şeydir. Ama bence hayati olanı HDP’nin barajı aşması durumunda a) HDP elde edeceği başarıyla Kürt siyasetinin dokusunda değişime yol açacak. Böylece ister istemez şiddet yolu önemini kaybedecek; b) Kürt siyasi hareketi ve bu hareketin aktif unsurları olan çok kalabalık bir Kürt kitlesi Türkiye kamuoyu ile bütünleşecek, sorunlarını demokratik yolları deneyerek çözme mücadelesini verecektir ki bu hem Türkiye, hem bölgenin geleceği açısından önemlidir. Kısaca Kürt hareketi ya Türkiyeleşecek veya ayrılıkçılığa savrulacak. Bu da Türkiye seçmeninin kararına kalmıştır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89