• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

Kürt siyaseti ve alternatif arayışlar

Hamid Omeri

Bütün fiil ve edimler bir tür kutsallıkla sarmalanınca diğer bütün yeni çalışmalar gibi ne yazık ki siyaset de yeni imkanlar yaratmak yerine bir telafi çabasına dönüşebiliyor. Bunun sebepleri üzerinde durulabilir. Geçikmişliğin yaşattığı buhran bu durumun en büyük sebeplerinden biridir. Kuzey Kurdistan'da siyaset yapan ya da yapmaya niyetli olanlar kim veya kimlerdir sorusunun cevabı açıktır. Bunun hakkını teslim etmek lazım ve bu cevap da Kurdistan İşçi Partisi (PKK) ve onun temellendirdiği yapı üzerinden siyaset yapan Halkın Emek Partisi (HEP) ile başlayıp bugün Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile devam eden siyasi gelenektir. 

Bu çizgide siyaset yapan partilere dönük eleştiriler yapılabilir ve imkan olursa faydalı olacağına inandığım tartışma zeminleri de oluşturulabilir. Eleştiri, hakaret etmek değildir ve eleştiren de hakaretçi değildir. Dilinden ve kendinden emin olmayanların bir sayıklama şeklinde başvurduğu bir yöntemdir hakaret etmek. Aklı başında ve belli bir temele dayanan eleştirileri hakaret ve saldırı saymak da benzer bir sayıklama halidir. Kuzey Kurdistan'da siyaset yapan partiler de siyaset yapmak isteyen çevrelerin de azami dikkat edeceği hususlar bu çerçevede geliştirdikleri dil ve söylemleri olmalıdır. Aslolan bir milletin taleplerine cevap olmadır. Bu dilin o millete ve o milletin duygularına zarar vermeden yapılmasına gayret edilmelidir. 

Gelinen noktada Kürt siyaseti farklı yaklaşım ve pratikler geliştirememektedir. Bunun sebeplerinden birisi Kürt siyasetinin öyle ya da böyle tek elden yürütülüyor olmasıdır. Bir tarafın “Yapsalardı, ya da yapsınlar, meydan burada” sözü izah ve mülahazalara açık olduğu gibi, bir diğer tarafın “Ama şunu yaptılar, bunu yaptılar, şiddet kullandılar” sitemleri de benzer mülahazalara açıktır. Bir tarafı şiddet ve tekelci siyaset yapmakla eleştiren kesimlerin farklı alanlarda da kendilerini geliştiremedikleri bugün çok daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. “Zamanında belediyeler kazandık” sözleri artık bir nevi tarihe öykünmedir ve devamlılığı olmadığı gibi bugün topluma bakıldığında ciddi bir siyasi karşılığının olmadığı da açıktır. Siyaset yapmanın temel koşulu ya da başarısı kitlelerle buluşabilme, seslenebilme meselesidir. Seslenebileceği kitleler bulan parti ve örgütlenmelerin başarılı olma imkanı her daim olmuştur ve olmaya devam edecektir. 

Siyaset geliştirmeyen ya da geliştiremeyen PKK dışındaki yapıların salt PKK'yi suçlayarak bugün bir yere varamayacağı da açıktır. Bu dil ne kendilerine ne de Kürt Milletine bir fayda sağlamayacaktır. PKK geleneği dışında olan yapılar siyaset geliştirmedikleri gibi nesil/kuşak yetiştiremediklerini de kabul etmeleri gerekiyor. Bana kalırsa bu çok daha önemlidir. Bu çerçevede bugün ve yarın bir mirastan söz etmeleri çok zor. Çünkü siyaset geliştirdikleri dönem ile (1980 öncesini ifade etmek istiyorum) bugün arasında uzun bir periyod var. Bu süre zarfında ne siyaset yapabildiler ne de 'okul' olabildiler. Bir mektep olmadıkları ya da olmayı düşünmedikleri için ne yazık ki bugün kendilerini takip edecek bir nesil-kuşak yok. Oysa bu geleneğin partileşme olmasa da 30 yılı aşkın süre zarfında kurum ve kurumsallaşma noktasında Kurdistan, Türkiye ve Avrupa'da bugün söz sahibi olmasını sağlayabilecek adımlar atmadığı açıktır. 'Okul' olabilir ve bugün geldikleri siyasi geleneğin ruhuna uygun siyaset ve proje geliştirebilecek isimleri olabilirdi. Bu çerçeveden bakılınca “Kurdistan'da siyaset yapmamıza imkan yoktu” sözü siyaset için bir mazeret olmaktan çıkıyor. 

Buradan BDP'nin bugünlerde yürüttüğü siyaseti büyüleyici bulduğum anlaşılmasın. Zira bu kanaatte değilim. BDP siyaset yapıyor ancak tek olduğu için yaptığı her şeyi en iyi ve en doğru kabul ediyor. Bu nedenle de ihtiyaçlara cevap veremiyor. BDP'nin son yıllarda geliştirdiği (desteklediği demek daha doğru olacak) en ciddi siyaset, sivil itaatsizlik eylemleriydi ve bu da muhtemelen müzakereler çerçevesinde durduruldu. BDP'nin zaman zaman başarılı çıkışlar yaptığını söyleyebiliriz. BDP'nin siyasi yelpazede beliren yeni yapıları dikkate alarak daha başarılı ve zorlayıcı siyaset geliştireceğine inanıyorum. 

Bu çerçevede belli bir kuşak içinde nispeten bir karşılığı olan siyasi hareketliliklerin faydalı olacağına inanıyorum Bu hareketlerin daha bir esnek ve kuşatıcı siyaset yapmaları zemin bulabilmeleri açısından kendilerine daha fazla imkan ve olanak sağlayabilir. Sayın Kemal Burkay'ın Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) ile meydanlara inme arzusu, çok ses getiren ve bana kalırsa zamanlama olarak hatalı olan dönüşü kadar görkemli olmuyor ve olması da zor gözüküyor. Hizbullah'ın Hür-Dava Partisi(HÜDA-PAR)ile siyasete girmesini desteklesem de 90'lı yılların kabul edilebilir özrünü ortaya koymadığı sürece kendi kitlesinin dışında destek alabileceğini beklemediğimi ifade etmek isterim. Ancak birkaç ilde ciddi manada oy alabileceğini de hesaba katmak lazım. Dini ve Kurdistani hassasiyetleri ile dikkat çeken Azadi İnisiyatifi bünyesinde önemli isimler barındırıyor. Ancak fikir üretmekle siyaset yürütmek farklıdır ve her ne kadar Azadi İnisiyatifinden ümitli olsam da bu dinamiğin zamana ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu arada yeni kurulan Türkiye Kurdistan Demokrat Partisi (TDKP) de var ve eğer yanlış okumadıysam ilk açıklaması ile Güney Kurdistana bakarak siyaset yapacağının sinyalini veriyor. 

Yeni bir siyasal proje için oluşturulan Yeni Diyalog da Diyarbakır, Van ve Avrupa'nın bazı şehirlerinde gerçekleştirdiği toplantıların ardından Kurdistani Parti Girişimi olarak çalışmalarını sürdürme kararı aldı. En hareketli yapı olarak bu gözüküyor ancak demin sıraladığım sıkıntılar bu yapı için de geçerli. Kurdistani Parti Girişimi için dikkatimi çeken husus, gecikmiş zamanı telafi etme çabası içerisinde olmalarıdır. Kurdistan için önemli bir yapı olan DDKD geleneği üzerine yapılan ısrarlı vurgu, bu telafi halini ister istemez 'mistik' kılmaktadır. Ancak sıkı çalıştıklarını ve planlı- programlı çalıştıkları da dikkat çekiyor. 

En son seçimde dahi sandığa gittiğimizde büyüklerimize “Tu jibir neki, ya me minminike, ya me gula sor e, ya me dara.../Unutma bizimki kelebektir, bizimki kırmızı güldür, bizimki...” bu 'aidiyet'in nasıl bir duyuş olduğunun farkındaydık. Dilerim Kürt siyasi arenasında son dönemde beliren yeni sembol ve simgeler geliştirecekleri siyasetlerle Kurdistan'da demokrasinin kök salması için birer tabela partisi ve hareketi olmanın ötesine geçerler ve kazanan Kürt halkı ve Kurdistan olur. 

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89