• BIST 96.400
  • Altın 144,467
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 22 °C

Kürt politikaları itibariyle hükümet ve Cemaat

Mücahit Bilici

Bu yazıda hükümetin Kürtlere ilişkin yaklaşımını, bir sonraki yazıda da Cemaat’in Kürtlere bakışını mukayeseli olarak tartışacağım.

Her ne kadar aralarındaki anlaşmazlığın önemli kalemlerinden biri (belki birincisi) sözümona “Kürt sorunu” olsa bile Kürtler üzerinden yaşanan tartışma, tarafların Türkiye vizyonlarından kaynaklanmaktadır. Yani bu iki aktörün Kürtler konusundaki yaklaşımlarının daha geniş Türkiye vizyonları içinde bir bahis olarak ele alınması gerekir. Bu iki vizyonu özetle tanımak, Kürtler açısından iki tarafın artı ve eksilerini ortaya koyacaktır. Peki, nedir hükümetin Kürt politikası?

HÜKÜMETİN KÜRT POLİTİKASI

Adı konulmamış kimlik politikası Müslüman milliyetçiliği olan hükümetin Kürt politikası, Türkiye’nin genişlemesi ve İslam dünyası ile entegrasyonu çerçevesindedir.

Statükodan uzaklaşma cesareti gösteren hükümetin kabul ettiği iki adım var:

(1) Türk milliyetçiliğinden kısmi fedakarlık yahut o milliyetçiliğin Türklüğün özdeşleştirildiği Müslümanlığa kaydırılması.

(2) Sınırların neo-Osmanlıcılık (yahut daha güncellenmiş hâliyle, bir Müslüman milliyetçiliği) çerçevesinde değişmesi gereğine duyulan inanç veya bu kaçınılmazlığa rıza.

Bu hâliyle hükümet, Kürtleri “Müslüman” olmaları şartıyla Türklükten azat edip (Anadolulu bir) Müslümanlığın içine salıvermeye ayarlı bir politika takip ediyor. Yani Müslümanlık üstşemsiyesini kabul etmek zorunda bırakarak ve ancak Müslümanlık içinde bir rahatlamaya müsaade eden bir yaklaşım var. Bu zahiren Müslümancı yaklaşım ne İslami açıdan ne de demokratik açıdan kabul edilebilir. Kürtlerin vatandaş (yani şimdi Türk olan devletin sahipleri) olarak ellerinde olması gereken haklarını onlara sadece Müslümanlık üzerinden vermek, demokratik değil. Çoğu dindar, Türk devletinin Kürtlerden gasp ettiği hakların iadesi noktasında Kürtlere Müslümanlık yahut dindarlık şartı koşmasını iyi bir tutum zannediyor. (Yanılıyorlar, ancak bu ayrı bir mevzu.) Kürtlerin bu Müslümanlık içi tanınması karşılığında, hükümet Kürtlerden teslimiyet bekliyor.

Mesela devlet, kendisini bir çözüme büyük ölçüde zorlayan (bir kısım) Kürdün silahlı örgütü PKK’yi bir yedek güç olarak istihdam ediyor. Hapisteki lideri Öcalan üzerinden PKK yeni bir Hamidiye Alayı veya bugünkü adıyla bir Tayyibiye Alayı olarak Türk devletinin hizmetine milis yani korucu yapılmıştır denebilir. Hatta Türkiye’nin Alevi, Kürt ve sol kesiminin devletin arzu ettiği çerçevede kalması noktasında da bir Türk Alayı da BDP dışında bir parti yoluyla inşa ediliyor denebilir. Böylece Öcalan’ın Nevruz konuşmasındaki neredeyse dindarane Misak-ı Milli’sinin dışında kaldıkları için küsen kesimlerin entegrasyonu hedeflenmiş görünüyor.

Şu hâlde eski hâlden açık bir depar noktasında hükümet son derece ilerici ilk adımlar atmıştır. Adımların kendisi cesurca, ancak çapları hep kısa kalmıştır. Kürtlere kaşıkla sadaka gibi verilen hakların neden topluca verilmediğini tahmin etmek zor değil: Kürtler, Türk (kamu)oyu tehdidiyle tedriciliğe karşı ses çıkaramaz hâlde tutulurken, Türkler de Kürt barış süreci hassasiyetiyle bir nevi rehin alındılar. Bunların ikisi de oya, teslimiyete tahvil olacak şeylerdi. Yoksa Kürtlerin eşitliği kaderin def’aten verdiği bir alın-teri yahut yazısı iken bunun bedelinin o ter kurumadan verilmesi gerekmez miydi?

Hükümetin Kürtlere uzattığı ve Kürtlerin tuttuğu iplerin ikisi de “şahsi” iplerdir. Kürtlerin hukuk ve egemenliği kurumsal bir mahiyet kazanmış değildir. Yine de hükümet Kürtlerin hukuku konusunda olumlu anlamda pragmatist (değişime açık), Müslümancı bir politika izliyor. Parti liderinin manevi titr ve küresel kariyeri açısından da sorunun çözümü (veya sorunun çözümün bekleme odası olan bir barış süreci içerisinde tutulması) önemlidir. Çünkü hükümetin muazzam yatırım ve hizmetlerinin maddi ücretinin dışında manevi ücretinin (lidere hilafet payesi suretinde) ödenmesi için biraz da acelesi vardır.

Bir sonraki yazıda Cemaat’in Kürt politikasına bakalım.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89