• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -7 °C
  • Ankara -12 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -2 °C

Kürt meselesi barışa değil, gerilime gidiyor

Ergun Babahan

Şu anki düşük gerilim, İmralı’ya ziyaretler, taraflardan yapılan açıklamalar perde arkasında tırmanan atmosferi tam olarak yansıtmıyor. Bölge kaynıyor ve hiç adım atmadan sorunu zamana yansıtmak riski sadece tırmandırıyor.

İŞİD saldırılarının ardından bozulan dengeyi sadece demokratik vatandaşlık tanımıyla rayına oturtmak mümkün olmayacak. Çünkü 3-4 sene önce anlam ifade edebilecek bu açılımlar artık Kürtler için geri bir pozisyon.

Özerklik kıvamındaki bölgesel yönetim hakkının gerisinde bir düzenlemeyi kabul etmeyecekleri çok açık ortada.

Hükümetle masada olan Kandil, Erdoğan ve hükümetin bu taleplere evet demesinin mümkün olmadığını biliyor ve görüyor. O yüzden iktidar, güvenlik yasasıyla bölgede sivil sıkıyönetim ilan edip 350 yeni TOMA alırken, Kürtler de Diyarbakır’da kendi parlamentolarını kurma altyapısını hazırlıyor.

Barışa değil, gerilim ve çatışmaya giden bir noktadayız ve Türkiye’nin büyük bölümü, başta medyası, bu gerçeği görmemekte direniyor.

HDP BARAJA TAKILIRSA...

HDP’nin parti olarak seçime girme hazırlığında olduğunu Milliyet’ten Aslı Aydıntaşbaş yazdı. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş bu hazırlığı resmen ilan etti ve çalışmaların tamamlanması durumunda, artık Haziran’da yapılacağı anlaşılan genel seçime, bağımsız adaylarla değil, parti olarak gireceklerini açıkladı.

Aydıntaşbaş’ın yazısında vurguladığı gibi, bu Türkiye için çeşitli riskler barındıran bir formül. Kürtler açısından doğru ama ülke açısından gerilimlere gebe.

HDP’nin cumhurbaşkanlığı seçimindeki performansı göstermesi durumunda yüzde 10 barajını aşması ihtimal dahilinde görülüyor. Ancak çeşitli kamuoyu yoklamaları partinin bu sınırın bayağı uzağında olduğunu gösteriyor. HDP’nin baraj altında kalması, AKP’ye tüm bölge milletvekilliklerini kazanma fırsatı verip anayasa değişikliğini yapma şansı verir ama…

Aması önemli. Çünkü Kürtler’in Meclis’te olmadığı, Diyarbakır’da kendi parlamentosunu ilan edip kararlar almaya başladığı bir Türkiye, yakın geçmişinde görmediği gerilimlerin, çatışmaların içinde bulabilir kendisini.

Bugüne kadar 12 Eylül mirası yüzde 10 barajını düşürmeyenler, barış yolunda sadece laf üretenlerin ciddi bir sorumluluğu olacak bir tablo olur bu durum.

BATI KAMUOYUNDA KÜRTLER

Türkiye’nin Batı kamuoyunun desteğini tamamen yitirdiği bir dönemde böyle bir gerilimden istediği sonucu alarak çıkabileceğini düşünmek gerçekçi değil. Özellikle Kürtler’in bölgede Batı ve laik görüşün temsilcisi olarak yıldızının giderek parladığı bir dönemde.

Taraflar arasında pozisyonun bu kadar uzak olduğu bir süreçten sonuç alınabileceğini beklemenin imkansızlığı bir yana, adım atılmamasından bıkan ve uluslararası desteğe sahip olan Kürtler’in üst akıla ihtiyaç duymadan kendi yolunda ilerleyebileceğini hesaplayamamak da bir stratejik akıl örneği olarak karşımıza çıkıyor. Dilerim, yanılıyorumdur. (Millet)

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89