• BIST 89.282
  • Altın 145,428
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 16 °C

Kürt meselesi aslolarak duygusal bir meseledir

Demiray Oral

Baharı bekleyen kumrular ve Araplardan sonra sıra bizde.

Birçok uzman, yarı uzman ve partili uzmanın ardından son olarak hükümetin açılım politikalarından sorumlu üyesi Beşir Atalay da, “Herkes katkı verirse bahar gelmeden sonuç alınabilir” dedi ya...

Bize de masaya tak,tak, tak diye vurup baharı beklemek düştü.

İşler şimdilik yolunda gidiyor gibi.

Bunu BDP’liler Ahmet Türk’ün gözlerinden anlamıştı.

Meğer Ahmet Türk de Öcalan’ın hâllerinden anlamış.

Bu iyi gidişata ilişkin sinyallerin evveliyatını ise bilmiyoruz.

Muhtemelen Öcalan, Hakan Fidan’ın sözlerinden anlamıştır.

Fidan da Erdoğan’dan bir şekilde anlamıştır herhalde...

Neyse... Neyse...

Ama öyle tuhaf bir memleketiz ve bunu hepimiz öyle iyi biliyoruz ki, beş dakkada değişir bütün işler diye ödümüz patlıyor.

Baksanıza, daha dün Bülent Arınç alnında yıldızlı bere, elinde mavzeriyle dağa çıkma empatisi yapıyordu.

Bugün Müjdat Gezen, çözüm için dağa çıkıp görüşmeye hazır ve nazır olduğunu söylüyor.

Yeni nesil veletler bilmez, çocukluğumuzun tek kanallı TRT’sinde bir çizgi film vardı.

“Hop hop değiş Tonton”
denirdi ve Tonton ânında değişiverirdi.

İşte aynen öyle vaziyetimiz.

Sadece ortada “tonton” diyebileceğimiz sempatik bir aktör yok...

Etraftaki muhabbetleri dinliyorum, sanal ve reel âlemde yazılanları okuyorum, aşırı dozda iyimserlikten altın vuruş yapmak üzere kimileri.

Sanal âlemde genç kız günlüğü kıvamındaki barış muhabbetleri asap bozucu merhaleye gelmeye başladı.

Misal, “Savaş uçakları yerine uçurtmaların uçtuğu bir gökyüzü istiyoruz” diyor biri.

Haydaaa... Hangi ara geliverdik bu noktaya acaba?

Daha iki gün önce, “Roboski’nin üstünü örten katil devlet” ile ne zaman pikniğe çıkmaya karar verdin arkadaşım?

Senin uçurtman pamuk ipliğine bağlı, demek istiyorum ama sanal âlemde yokum.

“Hop hop hop değiş Tonton” olur da o pamuk ipliği üç gün sonra koparsa ne olacak peki?

Söyleyeyim ne olacağını.

Başbakan, Genelkurmay Başkanı ya da muadilleri bir şahsiyetin “terörle mücadele uzun vadeli bir çabadır, sabır gerektirir” minvalli demeciyle kaplanacak “büyük gazete”ler.

Şimdi patronu “barış dili” tavsiye eden (iyi de yapan) “Türkiye Türklerindir” müessesesi, o zaman savaş dilinin şahika misallerinden geçilmeyecek yine.

Kimsenin takmayacağını biliyorum ama hiçbir yetkisi olmayan ve tek derdi memlekette herkesin insanca yaşaması olan biri olarak, diyeceğim bir çift lafı deyip bitirmek istiyorum.

Herkesin yüksek siyasi hamlelerin peşinden koştuğu şu ortamda diyorum ki, Kürt meselesi her şeyden çok duygusal bir meseledir.

İşin daha en başında ve siyasi sorunu çözmeye teşebbüs aşamasındayız.

Bunu halledebilirsek daha da zor olan merhaleye geleceğiz.

O da, çeyrek yüzyıldır sadece karşılıklı savaşmayı bilen kuşaklar yetiştirdiğimiz bu memlekette insanların duygu dünyalarını tamir etmek.

Öncelikle, bu savaş nedeniyle ailesinden birini kaybeden yüzbinlerce Kürt ve Türk’ten söz ediyorum.

Sonra, senelerdir çektikleri onca acıya rağmen, Türklerle duygusal olarak karşı karşıya gelmeyen Kürtlerden.

PKK’nın silah bıraktığı, iki taraftan da tek kurşun bile atılmayan o günlere kavuşursak ne dediğimi herkes daha iyi anlayacak sanırım.

Ve bu meseleyi çözecek “donanım”ın bu memleketi yönetenlerde olup olmadığı da asıl o zaman ortaya çıkacak.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89