• BIST 106.864
  • Altın 146,666
  • Dolar 3,5209
  • Euro 4,1372
  • İstanbul 30 °C
  • Diyarbakır 38 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 35 °C
  • Berlin 25 °C

Kürt Konferansı ve paranoya

Hadi Uluengin

EYVAH, kolektif paranoyamız yine depreşti! Tekrar hop oturup, hop kalkıyoruz.

Delilik emarelerimiz de psikolojideki Pavlov şartlanmasına benziyor.

Hani zil sesiyle yemek yemeye alıştırılmış köpek bir süre sonra artık kemik verilmese bile her zil çalışta hep aynı tepkiyi gösterir ya, işte biz de bu tür bir refleksle davranıyoruz.

***

NİTEKİM baksanıza, Sevr kompleksimiz yeniden cinnet raddesine ulaştı. Neymiş?

Dört farklı ülkenin Kürtleri ilk kez ortak bir Ulusal Konferans’ta toplanacakmış.

Dolayısıyla da Kürdistan’ın kurulması ve Türkiye’nin bölünmesi gündemdeymiş.

Zaten de bu gelişme aslında Lozan Antlaşması’nın gizli maddelerinde mevcutmuş.

Artı, aynı bölünmenin yüz yıl sonra gerçekleşeceği de yine orada zikredilmişmiş.

Fesuphanallah ve neresinden başlayayım ki?

***

BİR kere, dün Taha Akyol’un da üstüne basa basa belirttiği gibi o Lozan Antlaşması’nda gizli madde falan yoktur! Böylesine iddialar deliliğin de ötesinde, zırdeli saçmasıdır.

Kaldı ki, olsa ne yazar? Zira nasıl ki askerlik sanatında emir demiri keser, uluslararası hukukta da bir sonraki sözleşme, bir öncekini sıfıra indirger. Kubura atar ve sifonu çeker.

Ne yani, modern diplomasi tarihindeki en son gizli antlaşma olan 1939 Hitler- Stalin Paktı’nda Almanya ve SSCB hem Polonya’yı, hem Baltık ülkelerini paylaşmıştı diye şimdi Berlin ve Moskova da aynı talep mi ortaya çıkacak? El insaf!

Dolayısıyla, Leman gölü kıyısındaki 1923 mutabakatından beri devlet sınırları zaten yüz bin forumda ve yüz bin imzada tasdik edilmiş bir Türkiye’nin Lozan’daki mahrem madde uyarınca yüz yıl sonra bölüneceğini söylemek için gerçekten cinnetlik olmak gerekiyor

***

ÖTE yandan, velev ki dört ayrı ülkede yaşayan Kürtler arasında çok doğal ve çok meşru olarak ırkî, manevi, ruhi ve hatta kısmen de iktisadi bağlar olsun!

Bu, hiçbir şekilde tek bir Kürdistan’ın kurulacağı anlamına gelmez. Gelmiyor.

Çünkü her etnisite kendi ulus-devletinde birleşir diye bir kural yoktur. Asla da olmadı!

Coğrafî, tarihî ve sosyolojik olaylar bazen öyle bir seyir izlerler ki, aslında kavmî bir dürtü olan kan kardeşliği olgusunu geri plana iterler. Bilinçaltında sürer ama artık ikincildir..

Buradan itibaren belirleyici olan şey sınır ötesindeki soydaşlarıyla değil, kendinden farklı etnisite veya etnisitelerle bütünleştiği millet kardeşliğidir!

Nitekim Belçika’da Flamanlar başkenti Brüksel değil Lahey; Tayvan’da Hanlar Taipei değil Pekin; Kosova’da Arnavutlar Priştine değil Tiran; Alzas’ta Cermenler Paris değil Berlin yahut Karintya’da Slavlar Viyana değil Lübiyana olan başka ulus–devletlerin kavmindendir.

Tıpkı Kürtler gibi onların da hudut ötesindeki soydaşlarıyla satıh yekpareliği vardır.

Örnekleri uzatabilirim ama hiçbirinin de görünür gelecekte Hollanda, Çin, Almanya, Arnavutluk veya Slovenya bayrağı altında birleşmek gibi bir özlem ve tasavvuru yoktur.

***

İMDİİ, hâl böyleyken Ulusal Kürt Konferansı toplanıyor diye tekrar histeri krizine girmemiz tabii ki aslında itiraf etmekten bile korktuğumuz esas endişeden kaynaklanıyor:

Türkiye Kürtlerinin Türkiye Cumhuriyeti ulus-devleti bünyesindeki millet kardeşliğidürtüsünde hâlâ buluşmadıkları; dolayısıyla da kan kardeşliğini tercih edebilecekleri kaygısı!

Yerim yok başka yazıda açıklayacağım, oysa Kürt meselesinin ortak ülkemizin en devasa ve en hayatî sorunu olarak durmasına rağmen bu endişe yine de vehimdir

Fakat vehim değil vahim olan şey aynı paranoyanın hiç durmadan kendini üretmesidir.

Ve bunun tek tedavisi yukarıdaki millet kavramını “Ne mutlu Türk’üm diyene”nin de ötesinde tanımlayabilmekten, yani ruhbilimdeki Pavlov şartlanmasını aşmaktan geçmektedir.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89