• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 11 °C

Kürt hareketi nereye gidiyor?

Hatem Ete

Birkaç haftadır, Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığını vesile kılarak, Kürt hareketinin “yeni siyaset arayışını” ve muhtemel yönelimlerini tartışıyoruz. Silah ve çatışmanın belirleyici olduğu dönemde, konforlu bir alanda kalarak siyaset arayışı ihtiyacı hissetmeyen Kürt hareketi, AK Parti hükümeti eliyle devletin strateji değiştirerek diyaloğu çatışma, siyaseti silah yerine ikame etmesiyle bocalamaya başladı ve birkaç yıllık gecikmeyle nihayet çözüm süreci üzerinden yeni bir siyaset arayışına yöneldi. 2013 yılının başında ilan edilen çözüm süreciyle Kürt hareketi, siyaseti silaha, Türkiye genelinde demokratik bir siyaset arayışını etnik temelde sol bir siyaset tercihine önceleyen yeni yola girdi. 

Bu iki radikal değişiklik, Kürt hareketini siyaseti merkeze alan, kitleselleşmeyi önemseyen bir stratejiye zorluyor. Kürt hareketinin nasıl bir siyaset kulvarında yol alacağı hangi toplumsal kesimlere yönelmek istediğiyle birebir ilişkili. Kürt hareketinin kitleselleşmesinin önünde iki önemli (algısal) engel bulunuyor: Kürt partisi olma ve dine karşı mesafeli bir tutuma sahip olma. Kürt partisi algısı Kürt hareketinin Türkiye’nin batısından-Türklerden destek almamasına, dine mesafeli olduğu algısı da muhafazakâr-dindar Kürtlerden destek almamasına yol açıyor. 

Çözüm sürecinin başlamasıyla Öcalan, bu iki engeli aşmak üzere Kürt hareketini iki arayışa zorladı. İlk olarak, Türkiye’nin batısında, sol-sosyalist kesimlerin desteğini arayacak bir parti hedefiyle HDP’yi kurdurttu ve 30 Mart seçimlerinde Türkiye’nin batısında seçime soktu. 30 Mart seçimlerinden sonra da –Nisan ayının sonunda- BDP kendisini feshederek HDP’ye katıldı. Böylece, seçimlerden birkaç ay önce kurulan HDP, BDP’yi de bünyesine alarak Kürt hareketinin yasal siyasal faaliyetlerinin yeni adresi oldu. 

Öcalan’ın hayata geçirdiği ikinci hamle, dindar kesimlerle yaşadığı mesafeyi kapatmaya çalışmak oldu. Öcalan, 2013 Nevroz’unda İslam’ı ve İslam kardeşliğini en önemli ortak payda olarak tanımlayarak bu arayışın ilk işaretlerini vermişti. Ardından, kendi talebi doğrultusunda 10-12 Mayıs’ta Diyarbakır’da toplanan Demokratik İslam Kongresi’yle bu arayış somutlaştırılmaya çalışıldı. Radikal sol bir örgüt olarak, kuruluşundan beri dindar-geleneksel İslami kesimlerden tepki toplayan PKK ve BDP, bu açılımla, Güneydoğu’da AK Parti ve yeni kurulan Hüda-Par karşısında mevzi kazanmak istiyor. 

Kürt hareketini bugüne kadar ulaşamadığı toplumsal kesimlerle buluşturmayı hedefleyen bu iki hamle de, demokratik siyasal mücadeleyi eksene alması dolayısıyla önemsenmelidir. 

Ancak, bu hamleler Kürt hareketini birbirinin tersi istikametlere yöneltecek çelişkili bir masa başı projeye-muhasebeye dayanıyor. Kürt hareketi, aynı anda hem sol-sosyalist kesimlere hem de dindar-muhafazakâr kesimlere yönelmeye çalışmakla, her iki tarafı da ikna etmekte zorlanacağı zor –neredeyse imkânsız- bir hedefe yöneliyor. 

Siyasi partiler her kesime ulaşamazlar, ulaşmaya da çalışmamalılar. Nitekim CHP Kılıçdaroğlu döneminde Kürt hareketinin bugün yaptığına benzer şekilde hedef kitle yelpazesini genişleterek, partinin dayanacağı ana siyasal iskeleti ortadan kaldırdı. Bugün aynı tehlike Kürt hareketi önünde de durmaktadır.
 
Dindar Kürtlerle sol-sosyalist kesimlerin ideolojik perspektifi ve gelecek vizyonları uzlaştırılamayacak ölçüde birbirinden farklıdır. Bu farklılıkların aynı potada eritilmesi mümkün değildir. En basitinden, bir taraf Türkiye’nin demokratikleşerek vesayeti geride bırakmasını desteklerken, öteki taraf demokratikleşmenin ve vesayetçi aktörlerin zayıflamasının Türkiye’yi dindarlaşma riskiyle karşı karşıya bıraktığını düşünerek nihai kertede vesayeti daha kabullenilir bulmaktadır. 

Dolayısıyla önünde sonunda Kürt hareketi bir tercihte bulunacaktır. Demirtaş’ın adaylığı, kullanacağı söylem, hedefleyeceği toplumsal kesimler, ittifak kuracağı siyasal kesimler bu yönelim hakkında bazı fikirler verecektir. Adaylıktan bu yana Demirtaş’ın söylemi ve Demirtaş’ı destekleyen kesimlerin kompozisyonu, sol kesimlere yönelmeye dönük bir tercihin ağır bastığını gösteriyor. Bunun doğru bir tercih olup olmadığını görebilmek içinse fazla beklememiz gerekmeyecek.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89