• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 7 °C

Kürt dokunulmazlığı ve demokrasinin sonu

Ergun Babahan

AKP’ye yakın çevrelerde seslendirilen senaryo, aslında tam bir iç savaş senaryosu. Saray, Meclis’te yürütülmekte olan anayasa görüşmelerinden sonuç alınamazsa, Selahattin Demirtaş ve arkadaşlarının dokunulmazlığını kaldırıp HDP’lileri tahrik ederek Meclis’i terke zorlayacakmış. 

Anayasa’nın zorunlu erken koşuluna yetecek kişinin vekilliğinin düşürülmesi veya istifaya zorlanmasının ardından gidilecek bir erken seçimde, AKP tek başına anayasayı değiştirme sayısına ulaşıp Erdoğan’ın çok istediği başkanlık sistemini kuracakmış. 

Akıl sınırlarını zorlayan bir senaryo gibi görünebilir ama unutmayın ki 1930’ların Almanya’sında Reischtag yangını da öyleydi. Oldu… 

Böyle bir plan sadece Saray’ın veya AKP’nin Saray’a tamamen biat etmiş kesimlerinin senaryosu olmayabilir. Başta asker, devlet de giderek tehlikeli gördükleri Kürt varlığını Meclis’ten tasfiye etmeyi, ‘başkanlık sistemi’ ile de Kürtlerin seçmen desteğinin rejim üzerinde bir tehdit oluşturmasını önleyeceklerini düşünüyor olabilir. 

7 Haziran seçim sonuçları gösterdi ki, adil, demokratik bir ortamda yapılacak her seçimde Kürtler Meclis’in ve iktidarın kilidi haline gelecekler. Bu sadece Erdoğan için değil, bölünme korkusu yaşayan askerler, sivil bürokrasi ve Ergenekon unsurları için de geçerli. 

Başkanlık rejimi, adı ister HDP olsun ister başka bir adla seçime katılsın, Kürtlerin parlamenter rejimde alacağı oyların değerini sıfırlayacak, devletin tüm gücünü Saray’da toplayarak antidemokratik bir yapı içinde tüm muhalif kesimleri pasifleştirmeyi başaracaktır. 

Genelkurmay Başkanlığı’nın Mustafa Kemal Atatürk’e hakaretleri eksik etmeyen Akit Gazetesi’ne taziyesinin de ortaya koyduğu gibi, Saray ve asker ‘’Türk-İslam’’ sentezi üzerinde uzlaşmışlardır. 

Suriye’deki gelişmelerin korkulu rüyalar yaşattığı asker, Kürtlerin gerek yerelde, gerek Türkiye siyasetinde etkisini kıracak her adımın arkasında olacak ve destekleyecektir. 

Abdullah Öcalan’ın bir dönem sıkça seslendirdiği darbe senaryosu, Rusya jetinin düşürülmesi ve AKP’nin Batı ve NATO ittifakına mahkûm hale gelmesiyle geçerliliğini büyük ölçüde yitirmişti. Suriye’de yaşanan gelişmeler ve olası bir Kürt statüsü tehdidi, Saray ile Silahlı Kuvvetlerin Kürt karşıtlığı temelinde birleşmesini sağlamıştır. 

Askerin Batılı demokrasilerdeki çizgiye çekilmesini talep eden demokratlar üzerindeki baskı onlara rahatsızlık vermemektedir. Tıpkı bu yolda açılan davaların sorumlusu gördükleri Hizmet Hareketi’ne yönelik imha hareketinin etmediği gibi. 

Askerle-sivil iktidar arasındaki bu büyük uzlaşma, Türkiye’nin yakın geleceğine damgasını vuracak gibi görünüyor. Devlet, deriniyle sığıyla Kürtlerin siyasetteki etkisini silme yolu olarak üniter başkanlık rejiminde karar kılmış görünüyor. 

Ancak nasıl 12 Eylül Anayasası’nın Kürtleri Meclis dışında tutmak için getirdiği yüzde 10 barajı bir süre sonra amacını başarmaktan uzaklaştıysa, üniter başkanlık sistemi de bu amacı gerçekleştirmekte başarılı olamayacaktır. Ancak bu sürecin bedeli kaçınılmaz olarak ağır ve kanlı olacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89