• BIST 107.792
  • Altın 151,812
  • Dolar 3,7027
  • Euro 4,3496
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 10 °C

Kürt dirilişinin mimarı sosyalist düşüncedir (2)

Fehim Işık

Geçtiğimiz hafta Kürt dirilişinin mimarı sosyalizmdir düşüncesini, biri daha geniş etkiler oluşturan TİP, diğeri ise daha çok sınırlarda Irak Kürdistanı hareketine lojistik destek sunan T-KDP’nin kuruluşuna kadar getirmiş ve bunların gelişim seyirleri ile etkilerini özetle de olsa yazarak konuyu tartışacağımı belirtmiştim.

T-KDP’nin Barzani hareketinden etkilenerek kurulduğu, daha sonra bu hareketin etkisinde kalarak daha çok Kuzey ile Güney arasındaki sınır bölgelerinde bulunan aşiretler arasında ağırlıkla bir köylü örgütlenmesi gerçekleştirdiği bilinmektedir. Tüm Türkiye Kürtlerini etkilemese de nispi bir etki yarattığını söyleyebileceğimiz T-KDP’nin bu yapısı, kendi içinden koparak sosyalist düşüncelerle yeniden örgütlenmeye başlayan kesimlerin varlığına kadar devam etti.

TİP ise başlangıçta, az sayıda Kürt ve diğer halklardan aydının yanı sıra daha çok Türk aydın ve emekçilerinin örgütlendiği, sol kimlikli bir yapı olarak ortaya çıktı. Hem TİP’in sol kimliği, hem de 1961 Anayasası’nın yarattığı nispi demokratik ortam, üzerindeki ölü toprağını atmak isteyen Kürtleri de bu yapılanmaya itti. Hiç kuşkusuz, 1965 seçimlerindeki ‘nispi temsil sistemi’yle yüzde üç oy alarak parlamentoya 15 milletvekili gönderen ve parlamentodaki direnişçi yanıyla geniş bir toplum kesimini etkileyen TİP, diğer kesimlerin olduğu gibi cumhuriyet uygulamalarına tepkili olan Kürtlerin de ilgisini çekti.

Doğu mitingleri süreci, Kürtlerin TİP ile kitlesel tanışması, daha sonra TİP’in kapatılmasına neden olan kongre kararları, vb. bu yazının boyutunu aşan ve ayrı olarak değerlendirilmesi gereken konulardır. Ancak özetle şunu söyleyebiliriz ki, Kürtlerin sol ve sosyalizmle kitlesel bir biçimde tanışması esasen TİP ile birlikte olmuştur.

TİP içindeki tartışmalar beraberinde ayrışmaları getirince, Kürtler de bağımsız örgütlenmelerini gerçekleştirmek için adımlar attılar. 12 Mart 1971 askeri darbesi sonrasına, özellikle 1974 genel affı sonrasına rastlayan bu gelişmeler, Kürt halkının sosyalistlerin önderliğinde örgütlenmesini ve kendi bağımsız kimlikleriyle ete-kemiğe kavuşmasını sağladı.

Elbet, Kürtlerin yalnızca TİP’ten kopuşla birlikte sosyalist örgütlenmelerini gerçekleştirdiği iddiasında değilim. Ancak TİP’in legal konumu, farklı yapılanmalar içinde yer alsalar bile Türk ve Kürt emekçilerinin, sol ve sosyalist düşünceyi benimseyen aydınlarının önemli bir kesimini TİP’e yöneltmişti.

Sosyalist kimliklerindeki ortaklığa rağmen dünyayı ve sosyalizmi farklı yorumlama, özetle sol kesimdeki farklı anlayışlar Kürt hareketini de etkiledi. 1974 sonrasında büyük çoğunluğu sosyalist kimlikli birden çok bağımsız Kürt siyasi yapılanması kuruldu. Önemli bir bölümü, hatta neredeyse tümü illegal mücadeleyi benimseyen bu yapılanmalar, legal zemindeki mücadele araçlarını da geliştirmekten geri durmadılar. Kürtçe ve Türkçe yayınlanan Kürt kimlikli birçok dergi ve gazetenin yanı sıra, onlarca demokratik kitle örgütü kuruldu. Sendikalarda, emek örgütlerinde Kürtler kendi kimlikleriyle sosyalizmin savunusunu yürüttüler. Türk sol hareketinin önemli bir kesiminin Kürt kimliğinin savunusunu yadsıyan, Kürt halkını bir ulus olarak görmekten uzak düşüncelerine rağmen, Kürtlerin ulusal uyanışı ile sosyalizmin savunuculuğu atbaşı gitti. 1978’li yıllara gelindiğinde Kürt hareketi kitlesel olarak doruğa vurmuştu. Kürt kimlikli gazete ve dergilerin toplam tirajları 100-150 bini bulmuş, 1 Mayıs mitinglerine, Newrozlara çoğunluğu genç ve emekçi 10 binlerce Kürt katılmaya başlamıştı.

Tüm bu gerekçelerden de anlaşılacağı gibi, Kürtlerin 1938 yıllarında bastırılan ve neredeyse yitmeyle karşı karşıya olan ulusal duygularının yeniden uyanmasını sağlayan en önemli etken, Kürt aydın, emekçi ve gençlerinin sosyalizmle tanışmasıdır. 1960’lı yıllarda “Kürdistan” yerine “Doğu-Şark” diyen, “Kürt Sorunu” yerine “Doğu Sorunu” demeyi uygun bulan, neredeyse “Kürt” kelimesini ağzına bile almayan/almaktan çekinen Kürtler, 1978’li yıllara gelindiğinde “Kahrolsun Sömürgecilik”, “Yaşasın Sosyalizm”, “Kürtlere Özgürlük”, “Bijî Kurdistana Azad û Serbixwe” sloganlarını on binlerle birlikte haykırmaya başlamıştı.

Bu elbet bir diriliştir. Bu dirilişi sağlayan da, Kürt aydın, emekçi ve gençlerinin sol ve sosyalizmle tanışması, onları benimsemesidir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89