• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 10 °C

Kürt anasını görmesin!

Yusuf Karataş

Kendilerine “Türk aydını” diyen 300 kişi, “Türklük adının anayasadan çıkartılmasına karşı” ‘Türk milletine çağrı’ adıyla bir bildiri yayımladı. En baştan söyleyelim, biz “vatandaşlık tarifinden Türklük çıkartılamaz” diyen bu zatların derdinin “Türk milleti” olmadığı biliyoruz. Onların derdi, Kürtlerin ve bu ülkede yaşayan Türk olmayan başkaca azınlıkların kendi varlıklarını hissedecekleri bir vatandaşlık tanımının yapılmasıdır.Yoksa vatandaşlık tanımından adı çıkartılıyor diye Türklerin herhangi bir hakları ellerinden alınmamaktadır. Aksine bu adım, Kürt halkının ve diğer azınlıkların bu ülkede kendilerini eşit vatandaş olarak görmeleri yönünde atılmış/atılması gereken adımlardan biri olacaktır sadece. Burada AKP Hükümeti’nin, sanki sihirli bir formülmüş gibi bu düzenlemenin halkların eşitliğini engelleyen bütün sorunları çözeceği havasını yarattığını da söylemek gerekiyor. Ama şimdi konumuz bu değil.

İşin aslı şu; Bu ülkede kendilerine sağcı, solcu, İslamcı ne derlerse desinler ve ne kadar farklı uçlarda görünüyor olurlarsa olsunlar, Kürtlerin hakları söz konusu olunca aynı paydada buluşan çevreler var.

Sadece bu son bir yıl içinde Kürtler için neler denmedi ki bu çevreler tarafından!

Daha bir yıl önce Orhan Miroğlu’dan İslamcı ve liberal çevrelere kadar bir çok kesim Kürtlerin Bölge’de Şiilerle (Suriye, İran ve Irak) ittifak halinde olduklarını ve “Bölge’nin demokratikleşmesine karşı olduklarını” söylüyorlardı. Bölgeyi demokratikleştirecek güçler kimler, diye sormayın! Tabii ki; AKP Hükümeti, Vahhabi S. Arabistan Krallığı ve Katar Emirlliği!

Oysa Kürtler sadece İran ile ateşkes (PJAK) imzalamış ve Suriye’de Esad rejiminin terketmek zorunda kaldığı topraklarda yönetimi ele alarak fiili özerklik sistemlerini oluşturmuşlardı. Bir de Suriye üzerinden oluşturulan bölgesel kamplaşmanın ve çatışmaların dışında kalmışladı.

Sonra ne oldu?

Nihayetinde hem ülkede Kürt hareketini askeri ve siyasi operasyonlarla baskılama ve etkisizleştirme, hem de Suriye’de (Rojava’da) Kürtlerin kendi özyönetimlerini oluşturmalarını engellemek için her yolu deneyen AKP bu arayışlarında başarılı olamadı ve Kürtlerle (Öcalan’la) sorunun çözümü için görüşmelere başlamak zorunda kaldı.

Bu sefer bugüne kadar Kürtlerin demokrasi ve eşitlik mücadelesinden uzak kalmak için her defasında Kürt hareketine kulp takan kimi solcu ve laik-ulusalcı çevreler, “Kürtler bizi sattı” diye feryad etmeye başladılar. Öcalan’ın Newroz mesajında Türk halkına seslenirken söylediği “Türk halkı bilmeli ki Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır” sözü üzerinden Kürtler “ümmetçi çözüm konusunda AKP ile anlaştılar” diyerek yaygara koparmaya başladılar. Hatta işi Öcalan’ın İran’a saldırma konusunda ABD-İsrail ve AKP ile ittifak yaptığını söyleme noktasına vardırdılar. Oysa Öcalan aynı metinde başkaca şeyler de söylüyordu. Mesela “Son iki yüz yıllık fetih savaşları Batılı emperyalist müdahaleler, baskıcı ve inkarcı anlayışlar, Arabi, Türki, Farisi, Kürdi toplulukları ulus devletçiklere, sanal sınırlara suni problemlere gark etmeye çalışmıştır” diyerek Bölge halklarını düşmanlaştıran politikaların arkasında emperyalistlerin olduğuna dikkat çekiyordu. Yani farklı çevrelere mesaj vermek kaygısıyla yazılmış genel bir metin üzerinden bolca yorumlar ve komplo teorileri kuranların derdi de Kürtlerin hak mücadelesinden kendilerini nasıl uzak tutabileceklerinin ve dahası bu mücadeleyi nasıl karalayabileceklerinin yolunu aramaktan başka bir şey değildi.

Yazımızın başında dedik ya, bunlar adlarının önünde sağcı, solcu, İslamcı, liberal hangi sıfatı taşıyor olsalar da ortak paydaları Kürt karşıtlığıdır. Hani o meşhur fıkradaki Türk tam da bunları anlatıyor:

“Bir Laz, bir Kürt ve bir Türk idam sehpasında sıralarını bekliyorlar. Adet bu ya, son istekeleri soruluyor. Laz, her zamanki çelebiliğiyle, ‘bu da bana ders olsun!’diyor. Kürt ne yapsın, aklına anası geliyor ve ölmeden önce son kez anasını görmek istediğini söylüyor. Sonra sıra Türk’e geldiğinde ise hiç tereddütsüz son isteğini söylüyor: Kürt anasını görmesin!”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89