• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 10 °C

Kürt açılımının eksik ayağı: Suriyeli Kürtler

Amberin Zaman

Dün gazetemizde Suriyeli Kürt lider Salih Müslim’le yaptığım röportaj yayımlandı. Röportajın başlığı da şöyleydi: “MİT’le görüşmeyi çok isteriz.”

Salih Müslim PKK’nın Suriye’deki izdüşümü olan Demokratik Birlik Partisi (PYD)’nin eşbaşkanı. Kürt hareketinin önemli aktörlerinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. Kürtler ise Suriye’nin. Nedenlerine gelince...

Esad Temmuz 2012’de ani bir hamleyle güçlerini Kürtlerin yoğunlukta olduğu dokuz kasabadan (Kobani, Afrin, Dırbesiye, Amude, Derik, Girke Kede, Tel Temir, Tırbesiye, Rimelan) çekti. Doğan otorite boşluğunu PYD doldurdu. YPG adı altında hızla silahlandı. Diğer yandan yıllarca bastırılan Kürt kimliğini geliştirmek üzere örgütlendi.

PYD an itibariyle Suriye’nin en düzenli muhalefet gruplarından biri.

Esad’ın “hediyesi” de olsa neticede tam sekiz tane kasaba PKK ideolojisine yakın bir parti tarafından idare ediliyor. Bu bir ilk. Üstelik Müslim’in iddiasına göre Suriye petrol rezervlerinin yüzde 60’ı Kürtlerin kontrolü altındaki bölgelerde bulunuyor. Petrol kuyularının güvenliği de YPG güçleri tarafından sağlanıyor. Tüm bu gelişmelerin nasıl kritik bir önem arz ettiği Türk kamuoyu tarafından henüz kavranmış değil.

Her şeyden önce Rojava’daki (Kuzey Suriye) kazanımları PKK’ya bağlı Kürt hareketine büyük ivme, ve prestij kattı. Manevra ve nüfuz alanını genişletti. Türkiye ve İran’da en örgütlü Kürt networküne sahip olan PKK artık Suriyeli Kürtler arasında bir numaralı güç. 90’lı yılların başından itibaren Irak Kürdistan’ında askerî ve siyasi etkinliğini sistematik şekilde arttıran PKK’nın Avrupa’daki Kürtler arasındaki hâkimiyetini gözönünde bulundurduğumuzda örgütün hiçbir zaman olmadığı kadar etkin olduğunu söyleyebiliriz. Ve barış süreci kapsamında silahlara veda etse dahi siyasi bir güç olarak yerli yerinde duracaktır.

Müslim’e dönecek olursak... Röportajımızda ifade ettiği gibi Türkiye İmralı süreciyle birlikte kendi Kürtleriyle nihai ve kalıcı barış yoluna girdi. Irak Kürtleriyle tesis ettiği siyasi ve ekonomik ittifak bu barışın temel taşlarından biri. İran’daki Kürtleri hesaba katmazsak eğer, ittifakının tek eksik ayağı Rojava.

PYD’nin Suriye’de Kürt kasabalarını eline geçirdiğinde Türkiye’nin ilk tepkisi panik oldu. Askerî müdahale dâhil bir dizi tehditte bulundu. Esad ile birlikte Türkiye’ye ve Suriyeli muhaliflere karşı pozisyon alması öngörülen PYD ise stratejik davrandı. Savaşa bulaşmadan kendi gücünü pekiştirdi. Daha ilk günden Ankara’ya zeytin dalları uzattı. Diyalog çağrısında bulundu.

Ne var ki PYD aynı süreçte kızgın boğaya kırmızı mendil sallarcasına da Türkiye’den çıplak gözle görülecek şekilde kamu binalarına devasa Kürt bayrakları astı. Kürt kasabaları birbirinden ayıran Arap ve karma yerleşim merkezlerine göz dikti. Gücünü aşan hamlelerde bulundu. Ve Kasım 2012’ye gelindiğinde YPG güçleri Ceylanpınar’ın karşısında bulunan Serekaniye kentinde Türkiye tarafından desteklendiği iddia edilen muhalif gruplarla çatışmaya başladı. Bu arada Arap muhalifler Kürt kasabalarına temel gıda ve akaryakıt maddelerinin ulaşımını engelledi. Barzani ise şu an olduğu gibi Suriye sınırından geçişleri yasakladı. İyice sıkışan PYD geri adım atmak zorunda kaldı. Serekaniye’de muhaliflerle anlaştı. Böylece PYD’nin mevcut konjonktürde gücünün sınırları çizilmiş oldu.

Müslim’in dün yayımlanan röportajımızda dediği gibi kendi Kürtleriyle barışan bir Türkiye’nin Suriye Kürtlerini dışlaması büyük bir tezat. Kaldı ki Suriyeli Kürtlerin yaşadığı coğrafya gerilla savaşına imkân tanımıyor. Yani Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden bir durum yok. Türkiye neden İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü mezunu, eline hiç bir zaman silah almamış Müslim’le görüşmüyor? PKK’ya yakın olduğundan mı? Ama devlet Öcalan’la alenen görüşüyor. O hâlde sorun nedir? Anlamış değilim. Müslim’in yalanlamalarına karşın belki de kaynaklarımın iddia ettiği gibi devletle gizli temasları vardır. Böyleyse de gizlenmesine gerek yok. Suriye’deki kanlı kaos ortamında Kürtlerin tek güvenceleri PYD. Baskıcı yöntemleriyle halkı bunaltsalar da böyle. Oysa Suriyeli Kürtlerine kol kanat germesi gereken başlıca güç Türkiye olmalıydı. Olmalıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89