• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 20 °C

Kürdlerin Birliği Sorunu - 5

Ersin Tek

Bir sorunun varlığına işaret etmek tek başına bir anlam ifade etmez ve yeterli değildir. Daha önemlisi olan sorunun çözüm yollarını gösterebilmek, atılacak adımlar konusunda insanları aydınlatmak ve ikna etmektir. Hayatlarını salt çıkarları eksininde temellendiren kimselerin/yapıların kalıcı ve evrensel değerlere sahip olması, yol göstermesi ve insanları ikna etmesi mümkün görünmüyor.

Mesele ‘iyi’ ile ‘kötü’ arasında seçim yapmak olduğunda, işimiz kolaydır. Fakat çoğumuz için, mesele iyi ile kötüyü değil, ‘iyi’ ile ‘en iyi’yi ayırt etmektir. Çoğu zamanda ’en iyi’nin düşmanı ‘iyi’dir.

Sizin için en iyi olan nedir? Sizi o en iyi olana zamanınızı ve enerjinizi vermekten alıkoyan nedir? Araya çok fazla ‘iyi’ şey mi giriyor?

Kürdlerin birliği sorununu daha doğru anlamak ve çözümlemek için bu soruların sorulması gerekiyor. Bunlar önemli ve sonuç alıcı sorulardır.

Yaşamlarında önemli işlere öncelik vermeyen Kürdler sırtlarındaki bu ağır vebalden ve rahatsız edici sorulardan(vicdanlarından) kurtulamayacaklardır. Çünkü sadece yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da hesaba çekilecek, hesap vereceğiz. Dünkü atalarımız bugünkü nesillerin zihninde ve gönlünde hesaba çekiliyor, yarın da bu hesaba çekilme sırası bizlere gelecektir. Bunu unutmamak gerekiyor.

Bütün dikkatimizi egemenlerin çizdiği yöne(güncelin yüzeyselliğe) verdiğimizden, bu aşırı yoğun çabalarımızın, fedakârlıklarımızın ardında paramparça ilişkilerin, başka çıkar hesaplarının ya da gerçekte kaçırdığımız görevlerin olduğunu gözden kaçırırız. Yani; özgürlük mücadelesinde, gerçekten önem taşıyan şeyleri yapmak için kafa yormamışızdır, zaman ayırmamışızdır, sorumluluklarımızı yerine getirmemişizdir, dengeyi yitirmişizdir, kafası iyice karışmış bir haldeyiz ve yaptığımız şeylerde bir zevk ve anlam bulamamışızdır…

Bir kez bile durup yaptıklarımız şeylerin bizim için en önemli, en öncelikli şey olup olmadığını düşünmeyiz. Çünkü, maliyetin çok ağır olduğunu biliriz. Karmaşa ve tutarsızlık içerisinde yaşamak daha kolay gelir. İçinde yaşadığımız modern toplum, kestirme yolu gösterenlere bayılıyor. Oysa yaşamda hakikat ve özgürlük, kestirmeden gidilerek edinilemez.

Aslında önemli işlere öncelik, yaşamın özünde yer alan bir sorundur. Hemen hepimizin, yaşamak istediğimiz şeyler, bizden talep edilenler ve yapmamız gereken asıl sorumluluklar arasında parçalandığımızı hissederiz. Hissederiz hissetmesine ama her gün, her an yapmak zorunda bırakıldığımız seçimlerle karşı karşıya kalırız, kendimizi bu fasit daireden kurtaramayız.

Zaman geçtikçe, Kürdlerin istedikleriyle yaşamda ihtiyaç duydukları şeyler arasında büyük bir uçurumun olduğu ortaya çıktı. Çoğu giderek daha fazla sapmayı ve uzaklaşmayı başarıyordu. Sonuçta, Kürdlerin düşüncelerine egemen olan paradigmaların ve yöntemlerin sakat olduğu gerçeği sorgulanınca, ulusal birlik sorununun mücadeledeki önemi ve önceliği temel paradigmalar düzeyinde olduğu anlaşılacaktır.

Görüş tarzımız(paradigmamız) yaptıklarımızı(tavırlarımızı ve davranışlarımızı) belirler; yaptıklarımız ise yaşamımızda elde ettiğimiz sonuçlara yol açar. Bu yüzden, sonuçlarda önemli değişlikler yaratmak istiyorsak, paradigmaları değiştirmek gerekir. Paradigmayı değiştirmeden, davranış veya yöntemi değiştirmeye çalışırsak, eninde sonunda paradigma değişime baskın çıkar.

İşte bu nedenle siyasi liderliklerde/partilerde yapılan ‘tepeden inme’ talimatlar ve tutarsız siyasetler başarısızlıkla sonuçlanır. Kürdlerin birliği sorunun da, salt tepeden inme çözümlerle olmayacağı gibi, kendiliğinden gerçekleşmesini beklemek de doğru değildir. Kendilerini yaratan paradigmalardan ve yerine getirilen sorumluluklardan doğal olarak çıkıp çözülür, gelişir.

Kesin olan bir şey var; yaptığımızı aynen sürdürürsek, aldığımız sonuçlar hep aynı kalır. Deliliğin bir tanımı, ‘aynı şeyleri yapmaya devam ederek, değişik sonuçlar beklemektir’. Kürdlerde mevcut olan ayrılıkçılık, ideolojicilik, particilik, kıskançlık, küçük iktidarcıklar kurma anlayışı da bir tür delilik. Bu deliliğin sürdürülmesi çözüm olsaydı, bu noktada bu kadar güçlü ve söz sahibi yapıların birçok şeyi değiştirmiş ve çözüme kavuşturmuş olması gerekirdi. Maalesef, bu şekilde bir şeyin değişmesi ve çözüme kavuşması mümkün değildir. Albert Einstein’ın ifade ettiği gibi, ‘‘Karşılaştığımız önemli sorunları, onları yaratmış olan düşünce düzeyiyle çözemeyiz’’.

Kürd halkının kendi kurtuluşunu gerçekleştirmek için yüzyıllardır kesintisiz bir mücadele süreci içinde olduğunu ve bu doğrultuda sayısızca bedel ödediğini herkesçe kabul edilen bir gerçekliktir. Sömürgeleştirilmiş halkların kaderi böyledir; savaşmadan, mücadele vermeden, ölmeden, sayısızca bedeller ödemeden, çeşitli fedakârlıklarda bulunmadan sömürgeleştirilmiş halkların özgürlüklerine kavuşamayacağı ortadadır.

Ne var ki bu özgürlük mücadelesi yalnızca savaşmakla, bedel ödemekle, çeşitli fedakârlıklarda bulunmakla yeterli bir güvence sağlayamamaktadır. Çünkü Kürdlerin özgürlük mücadelesini kaba kuvvet ve askerî yöntemlerle bastıramayan işgalci devletler sürekli değişik aldatma yöntemlerine başvurmuştur ve çoğunlukla da başarılı olmuşlardır. İlkin Kürdistanlı hareketleri/direnişleri oyalayarak, bölerek, zayıflatarak ve en son olarak da yine bir askerî operasyonla yok etme harekâtına girişmişlerdir…

Kürd direnişlerinin başarısızlık ve tasfiye ile sonuçlanmasının perde arkasında böylesine trajik bir gerçeklik yatıyor. Kürdistanlı yapılar düzenli bir birliği/bilinci ve kurumsallaşmayı tam anlamıyla başaramadıkları için başarısız olmuşlardır. Daha önceki yüzyıllarda kimi olumsuzluklar bu birliği/bilinci ve kurumsallaşmayı sağlamanın önünde engel idi. Ancak günümüzde bu engellerin çoğu ortadan kalkmış ve Kürdlerin lehine işleyen elverişli bir zemin meydana gelmiştir. Kürdler akıllı ve stratejik davranarak bu durumu değerlendirebilir, kurumsallaşma temelinde Kürd toplumunu/siyasetini örgütleyip, ulusal özgürlük mücadelesini daha sağlam ve kalıcı bir noktaya taşıyabilirler.

Kurumsallaşma devletleşmenin altyapısını oluşturur. Kürdler bu alt yapıyı oluşturmadan devletleşemezler. Bugün yaşamın her alanında hızlıca bir ulusal kurumsallaşmaya gidilmelidir. Bu konuda en büyük sorumluluk, Kürdistanlı siyasi parti ve hareketlerindir. Bu yolda başarılı olmanın temel koşulu, Kürdler arasında millî bir mutabakatın sağlanması ve siyasetin millî değerler/çıkarlar üzerinden icra edilmesidir. Bu ulusal kurumlaşma, niyeti ne olursa olsun, değişik kişi ve çevrelerin halkımızın sırtından geçinerek ‘politika’ yapmalarının önünü de tıkayacaktır.

Ulusal bilinci ne kadar gelişmiş olursa olsun, bir halk disiplinli ve ilkeli bir birlik geleneğine sahip değilse, özgürlüğüne kavuşamaz. Kürdlerin hal-i pür melali ortadadır..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89