• BIST 107.202
  • Altın 145,447
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 17 °C

Kürdistan’ın birliği için yazı yazmak…

Ersin Tek

Kürdistan’ın parçalanmışlığı sorunu, atalarımızın da yaşadığı ve hayatımızda hâlâ yıkıcı etkisini göstermeye devam eden bir konudur.

Bu konuyu ele almamız, ısrarla Kürdlerin birlik(kaybettikleri beraber yaşama kültürünü kazanmaları) ihtiyacını işlememiz bizi ve bizden sonrakileri kuşatacak olan ve unutmaktan korktuğumuz tarihi felaketleri, işgalcilerin ülkemizde işlediği kötülüklerle dolu tarihi hatırlatmak ve sömürgeciliğin zihnimizi daha fazla iğdiş etmesine, yeniden gaflete düşmemize engel olmak içindir.

İnsanın başına gelebilecek en büyük felaket gaflettir çünkü. Gaflet insan hayatının/özgürlüğünün yok edilmesidir. Kişi, ancak uyanıkken aldatılabilir, sömürülebilir. Uyanıklık çekince kişi, hareket eden bir canlı olsa da yok oluşun hücumu karşısında ezilmiştir.

Her ne kadar asırlar, aylar, günler, saatler farklılaşsa da, bu trajedimizi içinde barındıran zaman birdir. Bize kalan şey, gaflete karşılık anlamı/direnişi birleştirmek ve uyanıklığı sağlamaktır.

Makalelerimizi iyice okuyan ve ciddiye alan kimseler şunu anlayacaktır ki; bizler yıllardır büyük acılar, travmalar yaşamış, bununla beraber komplo içinde komploları, ihanet içinde ihanetleri, zulüm içinde zulümleri yaşamış bir milletin çocukları olarak yok olmama ve güçlü bir diriliş bilincine sahip olma gayreti içerisinde olanlardanız. Bu, bizim için ertelenemez, görmezden gelinemez bir sorumluluktur. Bütün bu yaşanmışlar/yaşananlar bizim dışımızda olmuş gibi, bizi ilgilendirmiyor gibi yaşamaya devam edemediğimizin/edemeyeceğimizin nişanesidir bu yazdıklarımız, bu çığlığımız, bu ısrarımız. Çünkü, tarihsel kuşatma günbegün bitiyor, o zorlu viraja/kırılmaya doğru sürükleniyoruz hep beraber…

Ve şunu çok iyi biliyoruz; bugünkü yaşamımız dünkü düşüncelerimizin, yarınki yaşamımız da bugünkü düşüncelerimizin eseridir. Yaşam aklın eseridir. Tıpkı bir araba tekerleğinin arabayı çeken atları izlemesi gibi, saf olmayan akılla konuşan ve davranan kişileri de felaketleri çekme izler. Saf akılla düşünmenin arayışı içerisinde olmalı bazılarımız, bunu yazmalı, bunu kazanmanın yollarını yazmalı…

Bunun yanısıra ‘Bu kişi bana hakaret etti, şu kişi bana zarar verdi, şu kişi beni yendi, o inandığım kutsallarımı(emeğimi, partimi, liderimi, ideolojimi, kişiliğimi, sevgimi, eleştirilerimi, vs.) çiğnedi, ben de onun inandığı kutsalları çiğnerim, ezerim, onu yok ederim, ben en iyiyim, o en kötü, ona muhtaç değilim, biz bir arada yaşayamayız, vs.’ türünden basit eğilimlerden, nefretten, yanılgılardan kurtulamamış, doğru görüşlere ve özgür bir akla sahip olmamış, tutkularına tutsak Kürdler var. Ve maalesef, Kürdlerin her kesiminde bu türden insanlar var ve sayıları da hayli fazla.

Bu tipler gereğinden fazla can sıkıcı, moral bozucu tipler oldukları gibi, dillendirdikleri siyasetlere(yöntemlere), hayal ettikleri özgürlüklere(çıkarlara), tek ve değişmez hakikat olarak belledikleri kutsallara(bilgilere, dinlere, ideolojilere) bile doğru dürüst bağlı olmayan, bunlara inanmayan, anlamayan, uygulamayan ve yaşamlarındaki basit arzulardan/algılardan arınamayacak, kutsal sevincin doruklarına ulaşmayacak kadar çaresiz olanlardır. Bunlar kendilerini sağlam zincirlerle tutsak etmiş kimselerdir.

Rabindranaht Tagore, bu tutsaklığı derin ve veciz bir biçimde ifade etmişti;

‘‘-Ey tutsak! Söyle bana, seni tutsak eden kim?

-Beni tutsak eden, Efendim. Ben, dünya üzerinde zenginliğe ve kudrete sahip herkesten daha üstün olabileceğimi düşündüm ve bu nedenle hazinemi doldurdum. Uyku bastırdığı zaman, efendimin yatağına yattım ve uyandığımda kendimi bu hazineye tutsak olmuş buldum.

-Tutsak! Söyle bana, bu kırılmaz zincire seni kim bağladı?

-Bu zinciri bütün dikkatimle ben yaptım. Kudretimin tüm dünyayı bana tutsak edeceğini düşündüm. Ve gece gündüz çalışarak zinciri yaptım. Sağlam ve kırılmaz halkalarıyla zinciri tamamladığım zaman, o zincirle kendimi bağlamış olduğumu gördüm.’’

Böyle kimselerin ruhu bencil isteklerle kuşatılmıştır ve onların cennetleri de bencil bir istekten başka bir şey değildir. Bunların tüm çabaları, duaları, kavgaları parçalanmışlığı büyütmek, bencilce isteklere, iktidarcıklara ve kudrete sahip olmak içindir. Bu çabalarının, dualarının, kavgalarının karşılığını da dünyada yaşıyor ve yaşatıyorlar…

Yazılarımız(birlik çağrımız), Kürdlerin kendi elleriyle kendilerini zincirledikleri gerçeğini haykırmak ve bu tutsaklıktan(parçalanmışlıktan) arınışın, kolektif bir bilincin diriltilmesiyle ve el birliğiyle bir kurtuluş yolunun inşa edilmesiyle mümkün olabileceğini kendimizce izah etme çabasından(arzusundan) ibaret. Bu yüzden, Kürdistan için bildiklerimizi yazmaktan geri durmayacak, kimsenin yüzde yüz temiz olmadığını hatırlatacak, geçmişle yüzleşmeye, helalleşmeye, Kürdistanî bir zeminde itidal ve birliğe çağıracağız. Buna karşın çoğu zaman sert, cahilane itirazlara, saldırılara, hakaretlere, küçümsemelere, ötekileştirilmeye maruz kalacağız ama bunu takıntıya dönüştürmeyeceğiz, pes etmeyeceğiz, öfkemize, nefretimize yenik düşmeyeceğiz. Acılarımızın(parçalanmışlığımızın) nedenini, acıların doğurduğu sonuçları ve bu acılardan kurtuluşa giden bir yolun olduğu hakikatini(hikmetini) hiç unutmayacak ve durmadan hatırlatacağız. Bundan başka bir şey yok..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89