• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 8 °C

Kürdistan’ı bir kenar mahalle haline getirebilir misiniz?

Ömer Ağın

AKP iktidara geldikten bu yana söylediklerinin büyük bir çoğunluğunu uygulamadı. Reel sosyalizmin yıkılmasından sonra Ortadoğu bölgesi atom hızıyla dönmeye başladı. Türkiye’nin “yeni Osmanlıcılık” politik arzusu temelde bölgede hegemonyacı şahlanışa kalktı. Bu alt emperyal anlayış “içerde” ciddi bir sorunu çözmediği gibi, bölgede de tüm devletlerle düşman bir konuma geldi. ABD’nin bile Ortadoğu’da sorunları silahla çözemeyeceğini Afganistan, Irak, Libya vb. uygulamalarında uyguladığı şiddet yöntemini bırakmak zorunda kaldı. Biz bunu sayısız kez yazdık, söyledik. Bölgede o kadar çok olay yaşanıyor, “değişim” o kadar hızlı bir biçimde yol alıyor ki, bazen kendimizi bir gerînek (girdabın) içinde görüyor gibi oluyoruz.

Bugün Kürdistan Osmanlı dönemindeki gibi coğrafik olarak bir bütün değildir. Bunun yine de Osmanlı döneminde Kürtlerin yaşadığı coğrafya görece olarak daha “adil” bir yönetimle yönetilmiyor muydu? Kürt dili bugünden daha “özgür” değil miydi? Diyelim ki AKP hükümettin iştahını kabartan “yeni Osmanlı politikasına” destek verildi. Kürdistan’ın dört parçasının demokratik bir zeminde birleşmesine müsaade edilecek mi? Kürt coğrafyasının orijinal adı ‘Kürdistan’ olarak tanınacak mı? Ana dille eğitimin reel içeriği nedir, hükümet ve devlet bu kavramın bilimsel tanımına uygun eğitim ve öğretim hakkını verecek mi? Otuz seneye yakındır Kürtler ve Türk devleti arasında bir savaş yaşanıyor. Şimdilik bu savaşın nedenini bir köşeye bırakırsak, bu savaşta yenilen ve kazanan taraf olmadı. O nedenledir ki çatışmalı ortamları bir tarafa bırakıp, demokratik, adil ve barışçı yöntemle sorunu çözelim denilecek mi? Devlet ve hükümet bu yönteme inanıyor mu ve buna uygun samimi bir tavır takınıyor mu? Bu yöntemin hayat bulmasını ve kamuoyunun bilinçlendiren, bir yayın politikasını izliyor mu? Uzun süren bu savaşın kimi aşamalarında “uygulamaya” konulan”çözüm” isteminin bu günkü diyalog ortamından farkı olacak mı? Türkiye’de ve bölgede ne değişti ve ne oldu da bu diyalog politikası başlatıldı? Bu diyalogla birlikte devletin nitel (demokratik devlet) yapısı değiştirilecek mi? Türkiye’de 2014 yılı aynı zamanda seçim yılı olmasaydı AKP hükümetinin böylesi bir “çalışması” olur muydu? Anayasa “değişikliğini” bir hegemonya haline getirme isteği olmasaydı, “Kürt sorunundan” söz edilir miydi? Bu süreçle birlikte AKP hükümeti Kürtlere karşı psikolojik bir saldırıya geçmemiş midir? Ortada fol yok, yumurta yokken, PKK yakında yurt dışına çıkacak, ilk uygulama da” Dersim’de, 20 kişilik bir grup yurt dışına gidecek” denilip ve bir psikolojik saldırı atağa kalkacak mıydı? Bu süreçte BDP “itibarsızlaştırılmak iteği” diyalog surecine bir katkısı olacak mıdır? BDP’nin tüzel kişiliğini, kurum ve kuralları hiçe sayılmıyor mu? “ İmralı’ya o değil, bu gitsin, yok bu da değil şu gitsin” demek Kürtlerin onurunu kırmak ve BDP’yi demokratik yolda prestijini geliştirmesine engel olma amacıyla yapılmıyor mu? Bu uygulamayla BDP’yi “kavun tarlası” haline getirmeye çalışmak değil mi? “Devam edecek” diye açıklanan diyalog sürecine “İmralı süreci” demek yerine, Kürt sorununu çözmek ve Abdullah Öcalan’la diyalog kurma süreci şeklinde adlandırılmış olsaydı “amaç” olunsaydı, amaca daha fazla katkı yapmazdı? Rojava Kürtlerinin statü kazanması ve demokratik bir yapılanma oluşturmalarına engel olmak için AKP hükümetti Beşar Esad’la gizli ve el altında ilişki içinde olmaları neden kamuoyuna açıklanmıyor? Bu politika Esad rejiminin ömrünün uzamasına katkı yapmıyor mu?

ABD ve AB “Türk devleti isteği olmadan Kürt meselesinde bir şey yapmamak” gerekir demeleri, Özelikle batı Kürdistan konusunda Türk devletine bu konuda bir söz verilmemiş midir? Avrupa’da Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek için verilmiş bir sözleri var mıdır? Avrupa’da Kürt diplomasisi abluka altına alınmış değil midir? Türkiye’nin Paris’te üç Kürt kadınının katledilmesi ile bir ilişkisi var mıdır? Hem cinayetin kendisi, hem de cinayet sonrası AKP’nin ve hükümetin yaptığı açıklamalar barış ağacının altına kezzap dökmemiş midir? Türkiye’nin bu katliamla ve NATO gladiyosuyla örgütsel ve stratejik bir ilişkisi var mı? Türkiye tüm Kürdistan’ı kendine bağlı bir kenar mahalle haline getirmek istemiyor mu? AKP hükümeti ve yandaş medyasının ortak ifadesi şudur: “Terörü bitirmek, PKK’yi silahsızlandırmak, teröristleri yurt dışına çıkarmak, terör belasından kurtulmak, bunun için elimizi değil bedenimizi taşın altına koymuşuz” söylemiyle ne anlatılmak isteniliyor? Erdoğan’ın “Kürt sorunu yoktur benim Kürt vatandaşlarımın ekonomik, sosyal sorunları vardır” açıklamasının özünde nasıl bir politika yatmaktadır? Şimdi görev başına: Bu soruları ciddiye almak, ona göre analizler yapmak ve ona göre cevaplar aramak demokratik bir görevidir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89