• BIST 82.340
  • Altın 148,165
  • Dolar 3,7991
  • Euro 4,0618
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 0 °C

Kürdistan ve coğrafya!

Ali Bulaç

İki hafta önce Diyarbakır’da, Altan Tan, Mehmet Altan ve Mehmet Bekaroğlu’yla katıldığımız sempozyumda bir dinleyici bana “Neden ‘Kürdistan’ kelimesini kullanmadığımı” sordu. Cevaben dedim ki “Benim için Türkistan, Arabistan ne ise Kürdistan da odur. Her üçünden anladığım ‘beşeri coğrafya’dır. Adına ‘Kürdistan’ denen bir coğrafya vardır, söz konusu coğrafyada “Kürt” adı verilen bir kavim yoğun olarak yaşamaktadır.”

Tabii ki dinleyicimizin kastettiği salt beşeri coğrafya değil, siyasi antite idi. Ben de öteden beri çözümün bölgemizde ancak bütün din gruplarını, kavimleri ve mezhep gruplarını içine alan kapsayıcı bir isme refere edilebileceğini düşünüyorum. Bu da “İttihad-ı İslam”dır ki, ittihadın birden fazla unsuru vardır. Söz konusu ittihad kapsayıcı bir bölgesel entegrasyon özelliği taşıdığından, burada sözü edilen “İslam” farklı din, mezhep ve etnik grupları bir arada yaşatma, siyasi birliğe ortak etme perspektifi ve vizyonu dolayısıyla mü’minleri tarafından dini vecibeleri yerine getirilmesi gereken bir “din” değil, “sosyo-politik” bir örgütlenme modeli, kültürel çoğulculuk ve herkesin temel hak ve özgürlüklerini teminat altına alan bir “hukuk”tur. Yani Müslümanlar dini vecibelerini yerine getirirlerken, gayrimüslimler de kendi dini vecibelerini özgürce yerine getirir, kültürel varlıklarını korur ve sürdürür, bunun yanında eşit ortaklar olarak siyasi birliğe katılırlar. Bu manada Yahudiler ve Hıristiyanlar (Rumlar, Ermeniler, Maruniler, Süryaniler vd.); Türkler ve Kürtler, Araplar ve Farslar (ve diğer kavimler); Sünniler ve Şiiler, Aleviler vd. her biri kendileri var olarak, biri diğeri üstünde askeri ve politik tahakküm ve kültürel hegemonya kurmaya kalkışmadan bir arada yaşayabilirler. İslam’ın kaynaklarından hareketle bu türden kapsayıcı bir kubbe inşa etmemiz mümkündür, liberal demokrasi, sosyalizm veya üzerine şu veya bu sos sürülmüş milliyetçilikler farklı unsurları (anasır) bir arada tutamazlar, tutamadıkları ortada.

Tek kimliğe dayalı ulusal yapılar dinleri, mezhepleri, kavimleri çatıştırmaktadır. Ortada iki gerçek var: Bölgenin içine girdiği çatışma beşeri coğrafyanın tamamını çökertmeye adaydır. Diğeri mevcut statüler artık devam edemezler.

Derin bir paradigma krizi yaşıyoruz, ancak bu kriz en şiddetli, en sert ve en yıkıcı biçimlerde kendini Kürt sorununda ve mezhep çatışmalarında açığa vuruyor. Ya bölge halkları olarak bu soruna adil, tatminkar ve kalıcı bir çözüm bulacağız veya birileri dışarıdan gelip bildiği ve işine geldiği gibi “çözmeye çalışacak”tır. Uzun zamandır ABD’de Kürdistan haritaları çizilip yayınlandığını biliyoruz. Şimdi bu açıktan telaffuz edilmeye başlandı: Dünya Bülteni’nde yer alan habere göre (12.03.2015) ABD’nin 2016 yılı Başkanlık seçimleri için adaylardan biri olan Senatör Rand Paul, seçim vaatleri arasına “Kürtleri” de kattı. Paul, Kürtlerin kendi devletlerini kurma imkanının tanınması gerektiğini belirterek, “Ben Kürdistan için yeni sınırlar çizeceğim ve onlara yeni bir ülkenin sözünü veriyorum.” dedi.

Dört ülke (Türkiye, İran, Irak, Suriye) eğer İslam’ın kavimlere tanıdığı hakları teslim etselerdi bugün dört ülkeyi parçalama potansiyeline sahip Kürdistan Amerikan siyasetçilerinin seçim vaadi olmazdı. Artık Kürtler, bölge halklarıyla birlikte yaşama şartı olarak öne sürdükleri “etnik kimliğin inkarından vazgeçilmesi ve ana dilde eğitim talepleri”ni çoktan geride bırakmış durumdadırlar. Söz konusu olan bir kavim/halk olarak taleplerde bulunmak, bölgede Kürtlere statü bulmaktır. Amerika ve Batı Kürtlere sorunlarından ebediyen kurtulsunlar diye bir statü hediye etmiyorlar; bölge halklarını belki yüz sene sürecek yeni bir çatışma ve kaosa sürüklemeyi planlıyorlar. Senatör Paul, zamirindekini şöyle dile getiriyor: “Kürtlere, radikal cihatçılara karşı savunmak için kendi ülkelerinin verilmesi gerekiyor. Ancak ben bir adım daha ileri gideceğim. Ben Kürdistan için yeni sınırlar çizeceğim ve onlara yeni bir ülkenin sözünü veriyorum. İnanıyorum ki eğer onlara kendi ülkelerini vaat edersek onlar ölümüne savaşırlar.” Batı, “cihatçılar” diye Kürtlerin de bir parçası olduğu bölge halklarını birbirine kırdırmak istiyor.

Pekiyi çözüm ne? Pazartesi Öcalan’ın önerisi üzerinde duracağız.

  • Yorumlar 5
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89