• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -1 °C

Kurdistan bağımsızlık savaşı

Hamid Omeri

Kürdler bir seçimden değil bir savaştan çıktı, dikkatlerden kaçmasın. Üstelik bu savaş bütünüyle sona ermiş değil. Federal Kurdistan’ın bağımsızlık talebinden rahatsız olan güçler IŞİD’i Kurdistan’a saldırttı. Kurdistan, Şengal ve Êzîdîlik ciddi bir tehlikenin eşiğinden döndü. Êzîdîler ve Êzîdîlik Kurdistan’ın en önemli sütunlarından biridir. Binlerce Êzîdî Şengal dağlarına sığınmak zorunda kaldı ve bir insanlık trajedisi yaşandı. Aynı şey Mexmûr’da da uygulanmak istendi. Ancak Mexmûr’da zamanında alınan önlemlerle en azından Şengal kadar ciddi bir tehlike yaşanmadı. Kurdistan’ın birçok kasabası ve köyünde büyük çatışmalar oldu. Pêşmerge bu çatışmalarda 150 şehid verdiğini açıkladı. Bu sayı bile bir başına Kurdistan kahramanları hakkında bazı isimler ve medya kanalları tarafından organize edilen kirli propagandanın ne denli yakışıksız olduğunu ortaya koymaya yeterlidir.

Şengal ve Mexmûr şimdi özgür. Şengal dağına sığınan Êzîdîler açılan güvenlik koridorlarından güvenli yerlere ulaştırıldı; ulaştırılıyor. Üzerinde durmamız gereken en önemli hususlardan birisi de şudur. HPG ve YPG güçlerinin Kurdistan savunması için Federal Kurdistan’ın onayıyla Pêşmerge kardeşleriyle birlikte vatan savunması yapmalarıdır. Pêşmerge Kurdistan’ın bin kilometreden fazla olan bütün sınırlarını savunmuştur. Şengal’de Mexmûr’da ve diğer birçok noktada HPG ve YPG’li kardeşlerinin de desteğini alarak IŞİD canilerini def etmiştir. Kurdistanlılar ve Kurdistan savaşçıları siyasetçilerden daha çabuk ve daha hızlı birlik olmayı seçmiştir. Zira onların önemsediği ve kutsal saydığı şey mukaddes Kurdistan topraklarıdır. Elbette Şehid Abdulrahman Qasimlo’nun kahramanlarını unutmamak lazım. PDK-I Pêşmergeleri de Kurdistan savunmasına katılmış kahramanca savaşmışlardır. Kurdistan’ın dört parçası bu birkaç günde herkese bir olmak istediğini savaşçılarının tavrı ve duruşuyla göstermiştir.

IŞİD’in Musul’da ABD’den kalan ve Irak Ordusuna ait modern silahlara el koyması ve o silahlarla Kurdistan’a saldırması önemli sıkıntılara yol açtı. Doğrusu bugüne kadar Kurdistan savunması için silah almak isteyen ancak bir türlü izin alamayan Federal Kurdistan’ın taleplerinin ne kadar haklı ve doğru olduğu geç de olsa uluslararası arenada da anlaşılmış oldu. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande’nin ilk günden itibaren verdiği destek önemliydi. Fransa UMP milletvekili Hervé Mariton’un sözleri şöyleydi:  "Fransa Kürlerin tutunması için yardım etmeli, Kürtlerin büyük bir yiğitliği var ama ekipman eksikliği yaşıyorlar. O halde, evet Fransa ve diğer ülkeler, Kürtlere İslam Devleti'nin saldırıları karşısında daha iyi durmalarını sağlamalarına hizmet eden silahlar vermeli (...) Kürtlere yardım etmeliyiz, insani alanda yardım etmeliyiz, askeri ekipman alanında yardım etmeliyiz."

Fransa’nın desteği ve ABD’nin askeri harekat kararı Federal Kurdistan’a yönelen IŞİD saldırıları için bir kırılma noktası oldu. Tıpkı Mariton’un dediği gibi savaş alanında mücadele eden ve şehit düşen Kürdler, yiğitti ancak ellerindeki silahlar yetersizdi. Bu durum Serok Mesud Barzani’nin sözlerini haklı çıkarıyordu: Biz terörist bir örgütle değil bir devletle ve üstelik tek başımıza savaşıyoruz. Silahların gelmesi, hava harekatının gerçekleşmesi savaşın seyrini bütünüyle değiştirdi. IŞİD gerisin geri kaçmaya başladı.

Bu savaş Federal Kurdistan için çok büyük ve tehlikeli bir sınav olmuştur. Birçok şeyin Federal Kurdistan tarafından detaylı ve derinlemesine gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu analiz çalışmasına yakın komşular ve geliştirilen stratejik ilişkiler de dahildir. Kurdistan’ın iç siyasetinde ortaya konulan yaklaşımlar da gözden geçirilmeli ve tedbirler alınmalıdır. Zira yaşanan ve yaşanmakta olan bu zorlu testi avantaja dönüştürecek yeterince done de bulunmaktadır. Her ne kadar Federal Kurdistan bazı ülkeler tarafından kendisine dikte edilen şartlara zorlansa da bana göre Güney Kurdistan bir BAĞIMSIZLIK savaşı vermiştir ve Serok Mesud Barzani’nin ifadesiyle zafer Kurdün ve Kurdistan’ın olacaktır.

Kürdlerin Birliği-Kardeşliği ve Türklerin Komşuluğu

Kurd Bağımsızlık Savaşı’nın cereyan ettiği bu günlerde Türkiye’de de Cumhurbaşkanlığı Seçimleri gerçekleşti. Seçimlerden önce Sayın Selahattin Demirtaş hakkında açık söylemek gerekirse ona olan muhabbetimden dolayı kampanyasına zarar vermemek için yazı yazmama kararı almıştım. Demirtaş, seçim kampanyaları başlamadan önce onun hakkında söylediklerimi haklı çıkaran bir kampanya yürüttü: “HDP’nin adayı Sayın Selahattin Demirtaş parti açısından hem enerjisi hem de etkili üslubu ile bulunmaz bir nimettir. Kanımca hitabeti ile Erdoğan’ı zorlayacak tek liderdir. Önemli olan  ilk turda alacağı oydur zira bu oran, HDP’nin geleceği açısından çok önemli olacaktır. HDP, yerel seçimlerde Sayın Ertuğrul Kürkçü ve Sayın Sebahat Tuncel ile arzuladığı oranları yakalayamadı. Bu anlamda HDP’de kan değişikliğine gidilmesi ve Sayın Selahattin Demirtaş ile Sayın Figen Yüksekdağ’ın parti Eşbaşkanlığına gelmiş olmaları partinin özellikle Kürt tabanı açısından olumlu bir hava yarattı. HDP’nin 2. Olağanüstü Kongresini yeni yapmış olması, yeni Eşbaşkanlar ve Eşbaşkanlardan birinin Cumhurbaşkanlığına aday olarak gösterilmiş olması parti açısından ciddi bir performansın sergilenmesine imkan sağlayabilir. Bütün bu olumlu yanların yanında CHP’deki sarsıntıdan kaynaklı dalgalanmalar bir miktar seçmenin Demirtaş’a yönelmesine etki edebilir.” 

Selahattin Demirtaş oy oranını % 9.8 ‘e yükselterek HDP’ye önemli bir sıçrama yaptırdı. Ancak artık Kürd siyaseti kabul etmeli ki Türkler de Kürdler de bir kez daha sınırları çizmişlerdir. Kürdler her seçimde Kürd siyasi aklına Kurdistan sınırlarını çizmektedir ancak demokratik yollarla bunu yapsalar da bir türlü kimseye seslerini duyuramamaktadırlar.  Üstelik bu seçimde Demirtaş, Türkleri de şaşırtarak inanılmaz bayrak güzellemeleri ve birliktelik söylevleri geliştirmesine rağmen sınırlar yine kendisini net bir şekilde ortaya koymuştur. Selahattin Demirtaş, evine; Kurdistan’a  dönmelidir ve Çankaya için ortaya koyduğu performanstan daha görkemli bir performansla Kurd ve Kurdistan’ın statüsü için siyaset yapmalıdır. Kurd siyaseti yeni dönemde siyasetini Kurdistan’ın statüsü üzerine yoğunlaştırmalıdır. Bu siyasetin sloganını uzaklarda ve “Halkların Kardeşliği”nde aramaya gerek yok çünkü Pêşmerge, HPG, YPG ve  PDK-I  şu birkaç günde hakiki sloganı altın harflerle Kurdistan tarihine yazmıştır.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89