• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin 1 °C

Kürde benzememek

Hamid Omeri

Usta yazar Yaşar Kemal’in sözleri büyümek için düştüğümüz yolların ne kadar dikenli ve dolambaçlı olduğunu kanıtlar nitelikte. Sonunu görmek için çıktığımız yollar o kadar çok uzadı ki bir türlü sonunu göremedik.

“Ben Kürt çocuğuydum, ama oyun oynarken arkadaşlarımız kavga ederdi, herkesi döverlerdi. Ama beni dövmezlerdi. Bir kez bile bana 'Sen Kürtsün' diye laf söylemediler."

Bu şekilde yaşadıysa Yaşar Kemal, neden böyle yaşadın deme hakkımız var mı?

Pek tabi ki yazarın ve romancının misyonu bir yönüyle de yaşadığı topraklarda yaşanılan acıyı ve trajediyi de dile getirmek olmalıdır. Bunu romanları ile özellikle de bir halkın ve coğrafyanın has özelliklerini vermek anlamında ziyadesiyle yerine getirmiştir Yaşar Kemal. Benim merak ettiğim aslında şu. Yaşar Kemal, kendisine cennet olan Hemite’de çocukluğunu Kürtçe mi yaşadı yoksa arkadaşlarıyla Türkçe mi oynadı?

Neden böyle dedi? Niye böyle söyledi? ...  Bu soruların cevapları elbette önemlidir. Zaten güzel olan Hemite imiş. Aslında güzel olan yazarın çocukluğuymuş. Bu kadar güzel bir çocukluk yaşadıysa ve onun ifadesiyle “ben cennete büyüdüm” hissi de yaratmışsa ona hayır senin cennet sandığın aslında cehennemdi diyebilir miyiz?

Sanırım şöyle bir yol bulabiliriz. Hemite’nin cennet olma yanını kabul edip cehenneme döndürülen çocukluklarımızdan bahsedebiliriz. Zaten Yaşar Kemal de her yer cennet demiyor. Bütün köyler, bütün şehirler Hemite olsun istiyor. Olabilir mi? Ona güç yetiremeyebiliriz belki ancak öyle olmasını dileyebiliriz.

Yapılması gereken kendi yaşadıklarımızı onun kadar ustalıkla dile getirme becerisi kazanmak için olanca gücümüzle çalışmak olmalıdır. Yaşadığımız cehennemleri en az onun kadar güzel anlatmalıyız. Cehennem güzel anlatılır mı? O da bize kalmış artık.

Kendi çocukluğumun cennetinden kaçtığımı yazmalıyım burada. Bir süre sonra cehenneme döneceğini bildiğimden, tahmin ettiğimden dolayı değil. Çocukken sadece annem, babam, kardeşlerim ve arkadaşlarımla birlikte yaşardım ve onların her söylediğini anlardım. Onlar da beni anlardı. Anlayacağınız Mezrê altı yaşıma gelene kadar benim için her yanıyla cennet sonra birdenbire cehennem oluvermiştir. ‘Telebe’leri o zaman duymaya başladım ve talebelerin anlamını bütün zerrelerimle hissettiğim bir dilde değil de heceleyerek, parmak uçlarıma ince bir cetvelle vurulunca hissettiğim o soğuk sızı ile birlikte anladım.

Çocukluğumun Hemite’si olan Mezrê Kürtçe ile cennet Türkçe ile cehennem olmuştu. Artık nasıl öğrendiysem bu dili sonra başka göründüm ve hala üzerimden atamadığım ve zaman zaman yaşadığım başkaca bir hal ile karşılaşmaya başladım. Aslında bunu birçoklarımızın da yaşadığını düşünüyorum.

Kürde benzememek!

Ben nasıl olur da anneme ve babama benzemezdim? Benim kardeşlerime benzememe olasılığım neydi? Birbirimize benzediğimiz kardeşlerimden beni ayrı tutmaları Yaşar Kemal’in bahsettiği “herkesi döverlerdi ama beni dövmezlerdi’sine mi benziyordu? Oysa oyun oynarken değil belki ama derste, sırada ve zihnimin o anlam yerlerinde en çok ben dövülmüştüm.

‘Sen onlara hiç benzemiyorsun’u hep bir aşağılama olarak hissettim ve ısrarla ‘onlar dediklerin neye benziyor bana anlatır mısın’ sorusunu hep sordum beni kardeşlerime benzetmeyenlere. Hep kekelediler ve bir kez daha benden daha üstte olduklarını bilerek ya da bilmeyerek kurdukları bir ikinci cümle ile ortaya koydular.

“Yanlış anladın.”

Onları yanlış anladığım gibi Hemite’yi de yanlış anlama ihtimalim çok yüksek.

Büyük Usta’ya o arı dili ve anlatılarından dolayı bir edebiyat okuru olarak ne kadar teşekkür etsem az kalır. Ancak büyük ustaya şunu da anlatmak isterdim. Mezrê’si Yukarı Harım olan Omera’sı Çobantepe olan bir çocuk kaç kez dövülmüştür oyun sahasında kim sayabilir Usta?

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89