• BIST 107.693
  • Altın 143,178
  • Dolar 3,5353
  • Euro 4,1382
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 40 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 28 °C
  • Berlin 22 °C

Kumpasın genel yayın yönetmeni

Kurtuluş Tayiz

Gözleri dahi görmeyen, MS hastası yaşlı bir insanı silahlı terör örgütü lideri olarak hapse gönderen bir kumpasın genel yayın yönetmeni ifadeye dahi çağrılamayacak, öyle mi?

Bu kumpas kapsamında 122 kişiyi 17 ay hâkim karşısına çıkarmadan, direkt cezaevine gömen bir gazetenin genel yayın yönetmenini gözaltına almak basın özgürlüğüne saldırı, öyle mi?

Gerçekleri konuşalım isterseniz; 100'den fazla insanın yaşamına kast eden, onları diri diri dört duvar arasına gömen, hürriyetlerinden mahrum bırakan bu kumpası hazırlayanları "basın özgürlüğü"ne sığınarak aklamaya kalkmaya çifte standart denir.

Bu gazetenin son beş yıldaki yayıncılığı, polis ve savcılarla birlikte tezgâh kurmaktan ibarettir. Bugün medyada bunun aksini iddia edecek veya bu gerçeği inkâr edecek tek bir gazeteci yok. Ekrem Dumanlı’nın genel yayın yönetmenliğini yaptığı gazete, ilk günden beri Emniyet ve Yargı'daki paralel çeteyle birlikte hareket ediyor. Zaman zaman kendi söylemleriyle çelişkiye düşmek bile gazeteyi rahatsız etmiyor. Cemaatçi polislerin ürettiği sahte delilleri kendi gazetesinde aklamakta hiçbir beis görmeyen genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı, mizansenini bizzat kendisinin üstlendiği veya temize çekip hukuka uygunmuş gibi gösterdiği bu kumpaslarla son beş yılda binlerce insanı hapse gönderdi. Yıllardır sahte delilleri gerçek, masum insanları suçlu gösteren bir yayıncılık yaptılar; bu gerçeği "basın özgürlüğü" adına görmezden mi gelelim? Birbirimizi kandırmayalım; gerçekleri görmeyen bir basının özgürlüğünden bahsetmek sadece komik değil, savunulamaz bile. Basın özgürlüğünü savunabilmek için öncelikle gerçekleri görmemiz ve bunu yüksek sesle dillendirmemiz gerekir.

Cemaat, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başındaki ismi - bir genelkurmay başkanını - kara propaganda sitelerine onay verdiği suçlamasıyla -ki bu iddia kanıtlanamamasına rağmen- önce Ergenekon'a bağladı, ardından terör örgütü lideri ilan etti ve sonra da "darbeye teşebbüs"ten yargılayarak müebbet hapis cezasına çarptırdı. TSK'nın başındaki isim "terör örgütü lideri" oluyor da onlarca kumpasın ortağı, binlerce insanın özgürlüğünü elinden alarak hapse gönderilmesine sebep olan genel yayın yönetmeni paralel çetenin üyesi olmuyor, öyle mi? Bu, basın değerlerine aykırı değil mi? Genelkurmay Başkanı’nın "terör örgütü lideri" olduğuna inananlar Ekrem Dumanlı'nın paralel çetenin medya uzantısı olduğuna inanamıyor mu acaba? MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın "İran ajanı" olduğuna inananlar, "Vatana ihanetten" tutuklanma girişimini destekleyenler, Ekrem Dumanlı'nın kumpasçı bir genel yönetmen olduğuna mı ikna olamıyor? "Dönemin Başbakanı" diye hakkında iddianame bile hazırlanan Erdoğan'ın kamyonlar dolusu parayı çaldığına inananlar, konu paralel çetenin medyadaki ayağına gelince "basın özgürlüğü" diyerek niye kıyameti koparıyor? Yüzlerce subayın hapse gönderilmesine neden olan, mesleklerini kaybetmelerine yol açan, geleceklerinin yok olmasını sağlayan sahte delilleri fasikül fasikül basan gazetenin yayın yönetmenini ifadeye çağırmak "basın özgürlüğüne" aykırı olamaz. Bu Yargı zaten şimdiye kadar Ertuğrul Özkök gibi sanatçıları manşetten öldüren, itibar suikastı yapan, aydınlara yönelik suikastlara zemin hazırlayan yayın yönetmenlerini ifadeye çağıramadığı için bağımsızlığını ve güvenirliğini kaybetmedi mi?

Basın ve ifade özgürlüğü kuşkusuz korumamız gereken bir değerdir; bununla beraber yaşam hakkına kast edenlerin basın özgürlüğünü sahiplenmesi mümkün değildir. Basın özgürlüğüne sahip çıkmak için önce gerçekleri söyleme cesaretini göstermelisiniz. Kumpasın genel yayın yönetmenini topluma "basın kahramanı" olarak sunmaya kalktığınızda inandırıcılığınızı tümden kaybedersiniz. Kimsenin özgürlüğünde gözümüz yok, ancak gerçeklerin göz göre göre katledilmesine de sessiz kalmayız. Basın özgürlüğüne sahip çıkmak isteyenler işe önce binlerce insanın hayatını söndüren, geleceğini karartan yayın yönetmenini eleştirmekle başlasın; ancak ondan sonra, bu gerçekçi zemin üzerinde basın ve ifade özgürlüğünü konuşabilir, siyasal iktidarın medya üzerindeki baskısını tartışabiliriz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89